(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2008/7745 E. , 2008/14280 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. K A R A R
Davacı, 2005 yılı Eylül ayında, 3.000 YTL peşin, kalan bedeli için de üç adet senet vermek suretiyle toplam 23.600 YTL bedelle davalı şirketten haricen traktör satın aldığını, ancak ödemede zorlandığı için traktörü 1.9.2006 tarihinde davalı şirkete iade ettiğini, davalı ile bu şekilde aralarında alacak borç ilişkisi kalmadığı halde, traktörün satış bedeli karşılığı olarak vermiş olduğu 1.8.2006 tarihli senet nedeniyle davalı tarafından takip başlatıldığını ileri sürerek, borçlu olmadığının tespitine, %40 inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacı tarafından satın alınan traktörün iade edildiğini, ancak traktörün 15 aylık kullanma bedeli karşılığında 5.000 YTL’nin ödenmesi konusunda davacı ile anlaştıklarını, bu anlaşma gereğince de diğer senetlerin davacıya iade edilmesine rağmen takip konusu senedin kendilerinde kaldığını savunarak, davanın reddini, %40 inkar tazminatının tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece, ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine, davalının %40 inkar tazminatı talebinin ise kabulüne, takip miktarı olan 5.000 YTL üzerinden hesaplanacak %40 oranındaki inkar tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2.İİK.nun 72/IV maddesi hükmüne göre menfi tespit davasının reddi üzerine, davalı alacaklı lehine inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, dava sırasında verilip uygulanan bir ihtiyati tedbir kararıyla alacaklının alacağını geç almasına sebebiyet verilmiş olmalıdır. Temyize konu davada davacı dava dilekçesinde, aleyhine başlatılan icra takibinin ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmasını talep etmiş olup, mahkemece de 4.5.2007 tarihli tensip zaptının (5) no’lu bendinde, icra dosyasının celp edilmesinden sonra tedbir talebinin değerlendirileceği belirtilmişse de, bundan sonra tedbirle ilgili herhangi bir hüküm verilmediği, dolayısıyla davalı alacaklı tarafından başlatılan icra takibinin ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda davacı borçlu aleyhine inkar tazminatına hükmedilmemesi gerekirken, bu husus gözardı edilerek davalı yararına inkar tazminatına hükmedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK.’nun 438/7. maddesi gereğidir.