23. Hukuk Dairesi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 23. HUKUK DAİRESİ
T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
23. H U K U K D A İ R E S İ
(D Ü Z E L T E R E K Y E N İ D E N
E S A S H A K K I N D A K A R A R)
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 01/11/2016
ESAS-KARAR NUMARASI : 2014/215 E.-2016/497 K.
DAVALI
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ,
HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE :
Dava, dava dışı şirketten temlik alınan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Dosya kapsamından;
Ankara 44. Noterliğinin 26.02.2014 tarih ve ... Y. sayılı "Temlikname"si ile, dava dışı ... .... A.Ş.'nin davalı ... ... A.Ş.'den olan ...Sistemleri Ek Protokolünden kaynaklanan alacağı 122.164 USD'yi davacıya temlik ettiği,
Dava dışı şirket ile davalı arasında temlik sonrası yazışmalarda ... Sistemleri Satınalma Ek Protokolünün, 15.01.2010 tarihli Yönetilebilir Hizmetler Çözüm Ortağı Sözleşmesine ek olarak yapıldığının belirtildiği,
10.04.2014 tarihli, dava dışı şirket yetkilisi ile davalı yetkililerinin imzasını taşıyan Cari Hesap Mutabakatında, davalının 31.03.2014 tarihi itibariyle 122.164,78 USD karşılığı 226.285,81 TL. borç bakiyesinde mutabık oldukları,
Davalı tarafın 11.04.2014 tarihli yazısı ile dava dışı şirkete, 14.04.2014 tarihli yazısı ile davacıya temlik talebinin kabul edilmediğinin bildirildiği, Anlaşılmıştır.
Dava dışı temlik eden şirket ile davalı arasındaki Yönetilebilir Hizmetler Çözüm Ortaklığı Sözleşmesinin, "Sözleşmenin devri, alacağın temliki" başlıklı 19. maddesinin, "Sözleşme Türk Telekomun onayı dışında kısmen veya tamamen devredilemez ve sözleşmeden doğan para alacağı dahil olmak ancak bununla sınırlı olmamak üzere herhangibir yüklenici alacağı temlik edilemez, yüklenici bu husustaki talebiini yazılı olarak Türk Telekoma bildirir. Türk Telekomca yapılacak değerlendirme sonrasında talebin uygun bulunması ve devir ya da temlik edilecek alacaklı firmanın da yazılı talebi alındıktan sonra devir veya temlik gerçekleştirilir. Yüklenicinin sözleşme konusu alacağını temlik etmesi durumunda, bu talep temlike ilişkin belgelerle birlikte Türk Telekomun tamamen kendi takdirinde olmak üzere değerlendirilerek karara bağlanır. Yüklenicinin bu hususta herhangibir itirazı olmayacaktır." hükmünü,
TBK'nın 183. maddesi, "Kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça alacaklı, borçlunun rızasını aramaksızın alacağını üçüncü bir kişiye devredebilir. Borçlu, devir yasağı içermeyen yazılı bir borç tanımasına güvenerek alacağı devralmış olan üçüncü kişiye karşı, alacağın devredilemeyeceğinin kararlaştırılmış bulunduğu savunmasını ileri süremez." hükmünü içermektedir.
İlk derece Mahkemesince ve hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda, 10.04.2014 tarihli mutabakat belgesinde davalı şirket yetkililerine ait imza bulunmadığı tespiti yapılmışsa da, mutabakat belgesinde davalı şirket kaşesi üzerinde iki imza bulunduğu görülmüş olup, davalı tarafça bu imzaların aidiyetine ilişkin herhangi bir itiraz ileri sürülmemiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2021 tarih ve 2018/(15)6-565 E., 2021/1464 K. sayılı kararında; "Sözleşmeden doğan devir yasağının üçüncü kişilere mutlak olarak ileri sürülmesi bazı hâllerde haksızlıklara yol açabilir.
TBK’nın 183/2. maddesi bu yasağı yumuşatmak amacıyla bir istisnaya yer vermiştir. Bu hükümle sözleşmeden doğan temlik yasağının bir istisnası getirilmiştir. Bu hükmün uygulanabilmesi için aşağıdaki koşullar aranacaktır:
a)Borçlu alacaklıya alacağın varlığını tanımış (ikrar etmiş) olmalıdır.
b)Borçlunun bu tanıması (ikrarı) bir senede (belgeye) dayanmalıdır.
c)Alacaklı borç tanımasını (ikrarını) içeren bu senetten doğan alacağını üçüncü kişiye devir etmiş olmalıdır.
d)Üçüncü kişi taraflar arasında devir yasağından iyiniyetle haberdar olmamalıdır (Kılıçoğlu Ahmet M.: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Ankara 2012, s. 791). Bu koşullar mevcut ise, devir yasağına rağmen üçüncü kişiye yapılan devir geçerlidir. Ancak alacağı temellük eden üçüncü şahıs, devir yasağını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa, bu hükümden yararlanamaz." açıklaması yapılmıştır.
İlk derece Mahkemesince, hem dava dışı şirket ile davalı arasındaki sözleşmenin 19. maddesindeki temlik yasağı sebebiyle temlikin geçerli olmadığı sonucuna varılmış, hem de imza bulunmadığı tespiti yapılmasına rağmen muhtemelen (dosyada TBK'nın 183/3. maddesi kapsamında "devir yasağı içermeyen yazılı bir borç tanıması" tanımına uyan başka bir belge olmaması nedeniyle) cari hesap mutabakatına dayalı olarak "davacı temlik alan yönünden ise; davacı ile dava dışı şirket arasındaki sözleşmeden ve devir yasağından alacağın temliki sözleşmesi içeriğine göre davalının haberdar olduğu ve davalı şirketin bizzat davacı şirkete temlik taleplerinin kabul edilmediğine ilişkin cevap karşısında TBK'nın 183/2. maddesinin uygulanma koşullarının da oluşmadığı" benimsenmiştir.
Buna göre İlk derece Mahkemesince, dava dışı şirket ile davalı arasındaki, imzaları inkâr edilmeyen cari hesap mutabakatının TBK'nın 183/2. maddesindeki "devir yasağı içermeyen borç tanıması" niteliğinde olduğu, temliknamede ve davalı tarafından davacıya hitaben yazılan yazıda, dava dışı şirket ile davalı arasındaki Yönetilebilir Hizmetler Çözüm Ortaklığı Sözleşmesinin temlik yasağını içeren 19. maddesinden söz edilmediği, davacının devir yasağını bilerek alacağı temlik aldığına ilişkin dosyada herhangi bir delil ve belge bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı ve çelişkili gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Bu durumda Dairemizce, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/(1)-b.2. maddesi uyarınca, İlk derece Mahkemesi kararını düzelterek davanın kabulüne, kabulüne karar verilen alacağın davalı tarafça davalıya temlikin kabul edilmediğinin bildirildiği 14.04.2014 tarihinden itibaren avans faiziyle tahsiline dair yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; I-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/(1)-b.2. maddesi uyarınca, Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 01.11.2016 tarih ve 2014/215 E., 2016/497 K. sayılı kararını DÜZELTEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE, Buna göre; "1-Davanın KABULÜNE, 226.285,85 TL.'nin 14.04.2014 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2.Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 15.457,60 TL.'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 3.864,40 TL.'nin düşümü ile kalan 11.593,19 TL.'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3.Karar tarihindeki AAÜT uyarınca, 34.680,00 TL. vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4.Davacı tarafça yatırılan 3.893,40 TL. ilk masraf, 130,00 TL. tebligat gideri, 29,00 TL. posta gideri, 400,00 TL. bilirkişi ücreti, 85,70 TL. istinaf yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 4.538,10 TL. yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5.Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde gideri içerisinden alınarak yatırana iadesine, " II-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istek halinde iadesine, III-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin Dairemizce yerine getirilmesine, 28.12.2022 tarihinde, HMK'nın 361/(1). maddesi uyarınca, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, kararı veren bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine yahut temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilebilecek dilekçe ile Yargıtay nezdinde temyizi kabil olmak üzere, oybirliği ile karar verildi. GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 29/12/2022 Başkan ...
(e-imzalıdır)
Üye ...
(e-imzalıdır)
Üye ...
(e-imzalıdır)
Katip ...
(e-imzalıdır)