1. Hukuk Dairesi
1. Hukuk Dairesi 2014/17341 E. , 2014/18015 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : KAHRAMANMARAŞ 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 31/10/2013
NUMARASI : 2013/114-2013/592
Taraflar arasında görülen elatmanın önlenmesi ve ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece, elatmanın önlenmesi yönünden karar verilmesine yer olmadığına, ecrimisil yönünden ise davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; -KARAR- Dava, el atmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkindir. Davanın kabulüne dair verilen karar Dairece, elatmanın önlenmesi davasının harçsız görülemeyeceği gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozmaya uyulmak suretiyle elatmanın önlenmesi davası konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, ecrimisil yönünden ise davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden mahkemece, yargılama sırasında dava konusu taşınmaz tahliye eedildiğinden elatmanın önlenmesi davasının konusuz kaldığı belirlenerek bu yönden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olması ve dava konusu taşınmaz bedelsiz tahsis edilmiş olsa bile davacı tarafından gönderilen 23.07.1993 ve 31.03.2000 tarihli yazılarla muvafakatın geri alındığı ve taşınmazın dava tarihine kadar haklı ve geçerli bir neden olmaksızın davalı tarafından kullanıldığı saptanarak ecrimisile karar verilmiş olması kural olarak doğrudur.
Davalı tarafın bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde değildir, reddine.
Davalı tarafın diğer temyiz itirazlarına gelince, gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında, fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan olumlu zarar ile kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir. (YHGK'nin 25.02.2004 gün ve 2004/1-120-96 sayılı kararı)25.05.1938 tarihli ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay'ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.
Öte yandan, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık olmalı ve değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere uygun şekilde HMK'nin 266 vd. maddelerine uygun olarak açıklanması gereklidir.
Bu nedenle, eğer arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilmeli, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir.
İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir.
Somut olaya gelince, mahkemece, mahallinde yapılan gözlemde dava konusu taşınmazın bir bölümünün PTT hizmet binası olarak kullanıldığı belirtildiği gibi dosyada tanık sıfatıyla dinlenen davacı kooparatif yetkililerinin de taşınmazın bir kısmının PTT tarafından kullandığını ifade ettikleri, inşaat bilirkişisi raporundaki krokide ise dava konusu taşınmazın bir bölümünün PTT bir kısmının bahçe ve kalan kısmının da telekom santrali şeklinde nitelendirildiği ancak raporda bu yerlerin tamamı için ecrimisil hesaplaması yapıldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda ecrimisilin, haksız işgal tazminatı olduğu gözetilip, PTT tarafından kullanıldığı ifade edilen yer ile bahçe olarak nitelendirilen yerde davalının fiili bir kullanımı ya da müdahalesinin bulunup bulunmadığı açıklığa kavuşturulmadığı gibi ecrimisil miktarı da soyut ve genel ifadelerle belirlenmiştir. Hal böyle olunca dava konusu taşınmazda, davalı tarafından kullanılan alanların tam olarak saptanması ve bu kısımlar için yukarıda değinilen ilkeler doğrultusunda ecrimisil belirlenmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
Davalı tarafın bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 20.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.