(Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2007/15876 E. , 2008/4407 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 21.03.2005 gününde verilen dilekçe ile kişisel hakka dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın reddine dair verilen 29.05.2007 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 01.04.2008 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Av...... ile karşı taraftan davalılar ..... vd. vekili Av......geldi. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R
Davacı, dava dışı 574 parsel sayılı taşınmazın arsa sahipleri ile yine dava dışı yükleniciler arasında düzenlenen 20.11.1996 günlü arsa payı devri karşılığı inşaat yapım sözleşmesinin yükleniciler tarafından kurulan dava dışı .... Yapı Kooperatifine 06.02.1997 günlü sözleşme ile devredildiğini, 574 parsel üzerindeki yapının kooperatif tarafından yapıldığını, kendisinin kooperatif üyesi olduğunu, dava konusu 14 numaralı bağımsız bölümün kura çekiminde kendisine isabet ettiğini ve orada oturmakta olduğunu, ne var ki, yüklenicilerden ....’ın çekişme konusu bağımsız bölümü kötüniyetli olarak kızı olan davalı ...’ya tapuda sattığını, 14 numaralı bağımsız bölümün iptali ile adına tescilini istemiştir. Dava konusu bağımsız bölüm yargılama aşamasında önce davalılardan .....’e, bununda satışı ile diğer davalı ... ...’a geçtiğinden HUMK.nun 186. maddesi uyarınca işlem yapılmış, bu kişilerde davaya dahil edilmiştir. Davalılardan ... , davacının kooperatif üyeliğine dayanılarak mülkiyet nakli isteyemeyeceğini, diğer davalı ...., iyiniyetli kayıt maliki olduğunu ve davanın reddini savunmuş, davalılardan ... davaya cevap vermemiştir. Mahkemece, dava reddedilmiştir. Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Dosyada yer alan bilgi ve belgelere göre, 20.11.1996 günlü inşaat yapım sözleşmesinin yüklenicisi olan kişilerin inşaat yapım işini 06.02.1997 günlü sözleşmeyle dava dışı ....Yapı Kooperatifine devrettiği, 14 numaralı bağımsız bölümün 20.11.1996 günlü sözleşmede yükleniciye bırakılmasına kararlaştırılan bağımsız bölümler içerisinde yer aldığı, davacının kooperatif üyesi olduğu ve kura çekiminde bu bağımsız bölümün davacıya tahsis edildiği sabittir. Eldeki davanın çözümünde üzerinde durulması gereken sorun davalıların iyiniyetli olup olmadıklarının saptanmasıdır.
Hukukumuzda, kişilerin satın aldığı şeylerin ilerde kendilerinden alınabileceği endişesi taşımamaları, dolayısıyla toplum düzenini sağlamak düşüncesiyle, satın alan kişinin iyi niyetinin korunması ilkesi kabul edilmiştir. Bir tanımlama yapmak gerekirse iyiniyetten maksat ”hakkın doğumuna engel olacak bir hususun hak iktisap edilirken kusursuz olarak bilinmemesidir”
Belirtilen ilke, TMK.m. 1023’de aynen "tapu kütüğündeki sicile iyi niyetle dayanarak mülkiyet veya başka bir ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur" şeklinde yer almış, aynı ilke tamamlayıcı madde niteliğindeki m.1024’de "Bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz" biçiminde vurgulanmıştır. Ne var ki; tapulu taşınmazların intikallerinde, huzur ve güveni koruma, toplam düzenini sağlama uğruna, tapu kaydında ismi geçmeyen ama asıl malik olanın hakkı feda edildiğinden iktisapta bulunan kişinin, iyiniyetli olup olmadığının tam olarak tespiti büyük önem taşımaktadır.
Ayni hak, kütüğe tescil yoluyla yazılmışsa kural olarak böyle bir tescile dayanan iyiniyetli kişinin iktisabı korunur. Fakat, tescilin yanı başında, bir de bunun haklı bir sebebe dayanması ve tescil talebinin o hak üzerinde tasarruf yetkisine sahip olan kimse ( TMK.m.1013 ) tarafından yapılmış olması şarttır.Yetkisiz bir kimse tarafından yapılan talep veya haklı bir sebep olmadan yapılan bir tescil hakkı iktisap ettirmez. Ancak bu yönden tescil sakat dahi olsa,iyiniyetli, yani sakatlığı bilmeyen ve bilmeleri de kendilerinden beklenemeyen kimseler ( TMK.m.3 ) karşısında geçerli bir tescilin sonuçlarını doğurur. Böyle bir tescile dayanarak iyiniyetle o gayrimenkul üzerinde ayni bir hak iktisap eden korunur (TMK.m.1023).Yani iyiniyetli kimseler kütüğün görünüşüne inanmakta haklıdır. Bu kuralın tapu kütüğüne güven sağlamak için getirildiği kuşkusuzdur (TMK.m.1020 ). Bu genel açıklamalardan sonra somut olaya gelince;
Dava, 21.03.2005 tarihinde açılmıştır. Kayıt maliki davalı ... 14 numaralı bağımsız bölüm tapusunu davanın açıldığı gün diğer davalı ....’e temlik etmiştir. Yargılamanın devamı aşamasında mahkemece talep edilmesi üzerine kayda 08.03.2006 tarihinde ihtiyati tedbir konulması yazısı yazılmış, yazının infazı yapılmadan taşınmaz aynı tarihte bu defa davalı ... tarafından davalı ...n’a temlik edilmiştir. Yapılan bütün bu işlemler hayatın olağan akışı içerisinde değerlendirilirse tüm davalıların kötüniyetlerinin ayrıca ispatı gerekmeksizin iyiniyetli olmadıkları, kısaca Türk Medeni Kanunu’nun 1023. maddesinin korumasından yararlanamayacakları açık-seçiktir. Böyle olunca mahkemece istemin hüküm altına alınması yerine davalıların kötüniyetli olduklarını gösteren iş ve işlemlerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek davanın reddi doğru olmamıştır. Karar açıklanan nedenle bozulmalıdır.