(Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2007/648
- Karar No
- 2008/2828
- Karar Tarihi
- 06.03.2008
- Dava Türü
- Hukuk
- Hukuk Alanı
- Gayrimenkul Hukuku
- Karar Sonucu
- BOZULMASINA
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2007/648 E. , 2008/2828 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar, arasındaki tapuda Hazine fazlalığı vardır şerhinin terkini davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 13.11.2006 gün ve 2006/10864-12986 sayılı ilamiyle onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davalı Hazine vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: _K A R A R_ Dava, 40292 ada 5 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesinde yer alan “Hazine fazlalığı vardır” şeklindeki belirtmenin terkini istemi ile açılmıştır. Davalı Hazine, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmü, davalı temyiz etmiş, karar Dairemizce yapılan inceleme ile onanmıştır. Davalı Hazine bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dava konusu taşınmaz 21.06.1944 tarihinde kesinleşen kadastro çalışmaları sonucu 22.02. 1933 tarih ve 105 sıra numaralı tapu kaydı ile 9644 m2 olarak bağ vasfı ile gerçek kişiler adına tescil edilen 15 parsel numaralı taşınmazın İmar-Islah uygulamaları sonucu çeşitli ada ve parsellere revizyon görmesi ile oluşmuştur. 15 Parsel sayılı taşınmazın beyanlar hanesinde “1557 m2 fazlalık hakkında Deftertarlık ve İskan Müdürlüğü’ne 30.12.1946 tarih ve 1618 numarası ile bildirilmiştir.” şeklindeki kayıtta beyanlar hanesine “Hazine fazlalığı vardır” şeklinde aktarılmıştır. Şimdi davacı bu kaydın terkinini istemektedir. Varlığı kadastro tutanağında işaret edilen dava konusu belirtme beyanlar hanesine 10 yıllık süre içerisinde ve 30.12.1946 tarihinde yazılmıştır. Eldeki dava ise, 15.12.2005 tarihinde açılmış bulunmaktadır.
Burada öncelikle üzerinde durulması gereken sorun, kayıt maliki olan davacının kayıttaki şerhin terkini için açacağı davalarda 10 yıllık hak düşürücü sürenin uygulanıp uygulanmayacağıdır. Gerçekten, 3402 Sayılı Kadastro Kanunu m.12/3’deki “bu tutanaklarda belirtilen haklara sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz” şeklindeki hüküm uyarınca şayet, taşınmazın tutanağının kesinleşmesinden itibaren 10 yıl geçmiş ise, kayıt maliki belirtmenin terkini istemi ile kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz edemez ve dava açılması olanaklı değildir. Yasadaki 10 yıl olarak belirlenen dava açma süresinin hak düşürücü süre olduğu ve re’sen gözetilmesi gerektiği de kuşkusuzdur.
Somut olayda; 40292 ada 5 parsel sayılı taşınmazın geldiği 15 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesine miktar fazlası belirtmesinin Hazine tarafından tutanağın kesinleşmesinden itibaren 10 yıllık süre içerisinde işlendiğine, kadastro tutanağı 21.06.1944 tarihinde kesinleştiğine, dava ise, 15.12.2005 tarihinde açıldığına göre, hak düşürücü sürenin varlığı nedeniyle davanın dinlenme olanağı bulunmamaktadır.
Diğer taraftan davacı, Hazine’ye ait tarım arazilerinin satışı hakkındaki 4070 Sayılı, tapu fazlalıklarının Hazine’ye ait olduğuna ilişkin tapu kayıtlarında şerh bulunan taşınmaz mallardaki fazlalıkların bedeli karşılığı tapu maliki veya mirasçılarına satılmasına dair 4706 ve 4706 Sayılı Kanunda değişiklik yapan 4916 Sayılı Kanun hükümlerinden yararlanmak üzere başvurulduğunu da ileri sürmemiştir. Hal böyle olunca, mahkemece re’sen gözetilmesi zorunlu hak düşürücü sürenin varlığı nedeniyle davanın reddi yerine, değişik bazı gerekçelerle kabul edilmesi doğru görülmediğinden davalı Hazinenin karar düzeltme istemi yerinde bulunmuş ve yerel mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.