(Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/11637 E. , 2009/12588 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar, arasındaki intifa hakkına elatmanın önlenmesi davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 09.07.2009 gün ve 2009/7808-8757 sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacı tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, intifa hakkına dayalı elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğine ilişkindir.
Davacı vekili, davacının dava konusu dubleks meskende 28.09.1995 tarihinden bu yana intifa hakkı sahibi olduğunu, davalının davacının oğlu ... ile evli iken aralarında İstanbul 1. Aile Mahkemesinin 2007/17 esasında devam eden boşanma davası bulunduğunu, davacının üzerinde intifa hakkı bulunan evde davalı gelininin oturmasına evlilik birliğinin devamı süresince rıza gösterdiğini ancak davalı ile oğlu arasındaki anlaşmazlık üzerine davalının evi terk ettiğini, bir süre sonra davalının eve geri dönmesi üzerine oğlunun evden ayrıldığını, o tarihten itibaren davalının evi kullanmasına rızası bulunmadığını, bu konuda kendisine noterden ihtarname gönderdiğini belirterek elatmanın önlenmesi ve ecrimisil talep etmiştir.
Davalı cevabında, dava konusu evde davacının zımni muvafakati ile bedelsiz oturduğunu, evin aile konutu olduğunu, davacının oğlu tarafından bu evin aile konutu olarak kullanıldığı sırada boşanma davası açıldığını, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, davacının hükmü temyiz etmesi üzerine karar Dairemizce onanmıştır. ./.. 2009/11637 - 2009/12588 -2-
Davacı vekilince, kayınpeder konumunda olan intifa hakkı sahibi davacının ne oğluna ne de gelinine aile konutu tahsisi gibi bir hukuki yükümlülüğü bulunmadığı, davacının bedelsiz kullanıma ilişkin muvafakatini istediği anda kaldırabileceği, mağduriyetine sebep verildiği belirtilerek karar düzeltme talebinde bulunulmuştur. Dosya içerisindeki tapu kaydına göre, davacının dava konusu 1300 ada, 86 parsel sayılı parseldeki 1 bağımsız bölüm numaralı dubleks meskenin tapuda davacının oğlu ... ...adına kayıtlı olduğu ancak davacının 28.09.1995 tarihinden bu yana intifa hakkı sahibi olduğu anlaşılmıştır. Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden, çekişme konusu üzerinde “kevgir ev” niteliğinde bina bulunan 437 ada 16 parsel sayılı taşınmazın kayden davacıya ait olduğu, davalının kayıttan ve mülkiyetten kaynaklanan bir hakkı bulunmamakla beraber binadaki bir bölümü kullandığı anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, davacı intifa hakkı sahibi olup, Türk Medeni Kanununun 794. ve devamı maddelerinde düzenlenen intifa hakkına dayanmaktadır. Türk Medeni Kanununun 803/1 maddesi gereğince de intifa hakkı sahibi, hakkın konusu olan malı zilyetliğinde bulundurma, yönetme, kullanma ve ondan yararlanma yetkilerine sahiptir.Taraflar arasında bir kira ilişkisi de bulunmamaktadır. Esasen davalı ile birlikte davacının oğlunun taşınmazı muvafakata dayalı olarak tasarruf ettikleri dosya kapsamı ile sabittir.
Dava açılmış olmakla muvafakatin geri alındığının kabulü gerekir. Kaldı ki, davacının davalıya ihtar çekerek taşınmazı boşaltmasını istediği de sabittir. Öte yandan davalı tarafından taşınmazın aile konutu olduğu savunulmuş ise de intifa hakkı sahibi davacı ile davalı (ve eşi) arasında hukuki bir ilişki kurulmadığına göre aile konutu iddiasının davacıyı bağlamayacağı tartışmasızdır. Bir başka ifade ile somut olayda 6570 sayılı Yasanın 12.maddesi hükmünün uygulama yeri yoktur. O halde, davalının taşınmazı kullanmasının haklı ve geçerli bir nedeninin bulunduğu söylenemez. Diğer taraftan, davacının oğlu ile davalının ayrı yaşamakla birlikte evliliklerinin devam etmekte olmasının davacının intifa hakkı karşısında taşınmazı davalının kullanmasının haklı ve geçerli nedeni olarak kabul edilmez.
Hal böyle olunca; elatmanın önlenmesi isteğiyle birlikte davacının davalıya çektiği ihtarname de gözetilmek suretiyle belirlenecek ecrimisile hükmedilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle davanın reddine karar verilmiş olması doğru değildir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun benzer nitelikteki bir olaya ilişkin 4.11.2009 tarihli, 2009/1-401 Esas, 2009/473 Karar sayılı ilamı da aynı doğrultudadır. ./.. 2009/11637 - 2009/12588 -3- Mahkemece, davanın reddine dair verilen kararın bozulması gerekirken sehven onandığı anlaşıldığından davacı vekilinin karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairemizin onama kararının kaldırılarak hükmün bozulması gerekmiştir.