(Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2008/6021
- Karar No
- 2008/6578
- Karar Tarihi
- 26.05.2008
- Dava Türü
- Hukuk
- Hukuk Alanı
- Gayrimenkul Hukuku
- Karar Sonucu
- ONANMASINA
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/6021 E. , 2008/6578 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 13.03.2007 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 29.05.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R
Davacı, 4 parsel numaralı taşınmazın kendisine tahsis edilerek adına tescil edildiğini ve bu tescile güvenerek ev yaptığını fakat tescile esas idari işlemin iptal edilmesi nedeniyle taşınmazın tapu kaydının iptal edilerek Hazine adına tesciline karar verildiğini, binanın taşınmazın zemin değerinden daha yüksek olduğunu ve iyiniyetli olduğunu belirterek Türk Medeni Kanunu’nun 724 madde hükmünce bina için gerekli kısmının adına tesciline karar verilmesini istemiştir Davalı, taşınmazın evveliyatının mera olması nedeni ile özel mülkiyete konu olamayacağından reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, taşınmaz dava tarihinde davacı adına kayıtlı olduğundan hukuki yarar yokluğu nedeni ile istemin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, Türk Medeni Kanunu’nun 724. maddesi uyarınca açılan temliken tescil isteğine ilişkindir. Türk Medeni Kanunu’nun 718/2 maddesine göre, arazi üzerindeki mülkiyetin kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer. Türk Medeni Kanunun 724. maddesinde bu kuralın istisnalarından birisi düzenlenmiş olup, zemin ile üzerindeki yapı arasındaki bağlantı kesilmiş ve koşulların oluşması halinde ise, yapı sahibine üzerinde bulunduğu taşınmaza malik olabilme olanağı tanınmıştır. Türk Medeni
Kanunun 724. maddesinde aranan koşullardan biride subjektif koşul olarak adlandırılan ve bu yapıyı kendi malzemesi ile yapan kişinin, inşaatın başlangıcından bitimine kadar iyi niyetli olması, diğer bir anlatımla zeminin kendisine ait olduğu, ya da 05.07.1944 tarihli 12/26 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtildiği gibi mülkiyetin ileride kendisine geçirileceği inancıyla hareket etmesi gerektiğine dair olan koşuldur.
Eldeki davada, 442 sayılı köy kanunu uyarınca köy yerleşim yeri olarak tahsis edilen yerden valilik onayı ile 26.08.2002 tarihinde davacı ve diğer ihtiyaçlılara verilen arsa tapularının tescilinden kısa bir süre sonra 09.09.2002 tarihinde Köy Tüzel Kişiliği tarafından idari yargı yerinde açılan dava ile meradan yapılan arsa tahsislerine ilişkin kararın iptali istenilmiştir. Nitekim, bu yargılama sonunda arsa tahsisine ilişkin işlem 05.06.2003 tarihinde iptal edilmiş, ardından Köy Tüzel Kişiliği tarafından adli yargı yerinde açılan tapu iptali ve tescil davası da olumlu sonuçlanarak, kesinleşmiştir. Açıklanan nedenle köy halkından olan davacının böyle bir davanın açıldığını bilmemesi hayatın olağan akışına terstir. Mülkiyetin açıklanan biçimde yargıda ihtilaflı olduğunu bilerek ev yapmak üzere inşaata başlanılması Türk Medeni Kanunu’nun 724. maddesinde de sözü edilen iyiniyet ilkesi ile bağdaşmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 724. maddesine göre aranan iyiniyetin somut olayda var olduğunu kabul etmek mümkün bulunmadığından davanın bu nedenle de reddi gerekeceğinden, mahkeme gerekçesinde açıklanan yukarıdaki nedenlerden söz edilmemesi hükmün bozulmasını gerektirmez. Her ne kadar benzer bir gerekçe kullanılmamış ise de dava reddedilmiş olmakla mahkeme kararı sonucu itibar doğru bulunduğundan hükmün onanması gerekmiştir.