3. Ceza Dairesi
3. Ceza Dairesi 2022/24163 E. , 2022/7549 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Suç : Nitelikli kasten öldürme, nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs, kamu malına zarar verme, tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, yağma, silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme Hüküm : I-Sanık ... hakkında: A- 03.10.2011 tarihli eylemi nedeniyle nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs suçundan;
TCK’nın 82/1- (a, g), 35/2, 53/1-2-3, 58/6-9, 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet (3 kez) , B - 24.04.2012 tarihli eylemi nedeniyle nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs suçundan;
TCK’nın 82/1-a, 35/2, 53/1-2-3, 58/6-9, 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet C - 07.04.2012 tarihli eylemi nedeniyle;
1.Kamu malına zarar verme suçundan; TCK’nın 152/1-a, 152/2-a, 3713 sayılı Kanunun 5/1, TCK’nın 53/1-2-3, 58/6-9, 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet,
2.Tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması suçundan;
TCK’nın 174/1-2, 3713 sayılı Kanunun 5/2,
TCK’nın 52/2-4, 53/1-2- 3, 58/6-9, 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet, D - 17.03.2012 tarihli eylemi nedeniyle kamu malına zarar verme suçundan;
TCK’nın 152/1-a, 152/2-a, 3713 sayılı Kanunun 5/1,
TCK’nın 39, 53/1-2-3, 58/6-9, 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet, E - 12.08.2010 tarihli eylemi nedeniyle;
1.Yağma suçundan; TCK'nın 149/1-a-c-d-f, 3713 sayılı Kanunun 5/1, TCK'nın 53/1-2-3, 58/6-9, 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet,
2.Kişiyi hürriyetten yoksun kılma suçundan;
TCK’nın 109/2, 109/3- a-b , 3713 sayılı Kanunun 5/1,
TCK’nın 43/1, 53/1-2-3, 58/6-9, 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet, II-Sanık ... hakkında: A - 03.10.2011 tarihli eylemi nedeniyle nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs suçundan;
TCK’nın 82/1- (a, g), 35/2, 53/1-2-3, 58/6-9, 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet (3 kez) , B - 24.04.2012 tarihli eylemi nedeniyle nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs suçundan;
TCK’nın 82/1-a, 35/2, 53/1-2-3, 58/6-9, 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet C - 07.04.2012 tarihli eylemi nedeniyle;
1.Kamu malına zarar verme suçundan; TCK’nın 152/1-a, 152/2-a, 3713 sayılı Kanunun 5/1, TCK’nın 53/1-2-3, 58/6-9, 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet,
2.Tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması suçundan;
TCK’nın 174/1-2, 3713 sayılı Kanunun 5/2,
TCK’nın 52/2-4, 53/1-2- 3, 58/6-9, 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet, D- 24.09.2006 tarihli eylemi nedeniyle nitelikli kasten öldürme suçundan;
TCK’nın 82/1-(a, g), 53/1-2-3, 58/6-9, 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet, E-17.03.2012 tarihli eylemi nedeniyle kamu malına zarar verme suçundan;
TCK’nın 152/1-a, 152/2-a, 3713 sayılı Kanunun 5/1,
TCK’nın 39, 53/1-2-3, 58/6-9, 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet, III - Sanıklar ... ve ... hakkında silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan;
TCK'nın 314/3 ve 220/7 maddeleri yollamasıyla TCK’nın 314/2, 220/7, 3713 sayılı Kanunun 5 maddesi ile TCK’nın 53/1-2-3, 63. maddeleri uyarınca mahkumiyetlerine Temyiz edenler :
Sanıklar müdafileri İlk derece mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle; Tebliğname başlığına sanık olarak ismi dercedilen ve hakkında mahkumiyet kararı verilen ...’ın temyiz talebinin bulunmadığı görülmekle inceleme dışı bırakılmıştır.
Temyiz edenlerin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
Aralarındaki irtibat (5271 sayılı CMK. madde 8) nedeniyle birlikte görülen her suça ilişkin hükümlerin bağımsızlığını koruduğunda kuşku bulunmamasına, İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlerin kanun yolunun, kural olarak temyiz değil istinaf olarak belirlenmesine (5271 sayılı CMK. madde 272/1), Yargıtaydan verilen bozma kararına uyulması hâlinde ilk derece mahkemesi tarafından verilen karara karşı sadece temyiz yoluna başvurulabileceğine ilişkin hükmün (20.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 7165 sayılı Kanunun 9. maddesiyle getirilen 5271 sayılı CMK'nın 307/3. fıkrası) birlikte görülseler dahi temyiz incelemesinden geçmeyen sanık ve/veya suçlara ilişkin davalara tesirinin bulunmamasına nazaran, kararı hem maddi hem de hukuki yönden denetlemekle görevli bölge adliye mahkemesine etkin başvuru hakkının temini bakımından, ilk derece mahkemesince verilen her hükmün öncelikle bölge adliye mahkemesince denetlenmesi gerektiği gözetilerek;
Sanıklar ..., ... hakkında silahlı terör örgütüne yardım etme, ... ve ... hakkında ise devletin birliğini ve ülke bütünlüğü bozma, nitelikli kasten öldürme, nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs, yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması, 6136 sayılı Kanuna muhalefet, mala zarar verme, kamu malına zarar verme suçlarından kurulan hükümlerinin temyiz incelemesi neticesinde, Dairemizin 28.02.2018 tarih ve 2017/2992 Esas, 2018/1424 Karar sayılı ilamı ile sanıklar ... ve ... hakkında devletin birliğini ve ülke bütünlüğü bozma, nitelikli kasten öldürme, nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs, tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması, kamu malına zarar verme, 6136 sayılı Kanuna muhalefet ve yağma suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerinin onanmasına kararı verildiği, sanıklar ... ve ... hakkında silahlı terör örgütüne yardım etme, ... ve ... hakkında nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, mala zarar verme, kamu malına zarar verme suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerinin ise; “III-Sanık ... hakkında 12.08.2010 tarihli eylemi nedeniyle “mala zarar verme” ve “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma”; 03.10.2011 ve 05.01.2012 tarihli eylemleri nedeniyle “nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs” ve “kamu malına zarar vermeye teşebbüs”; 17.03.2012 tarihli eylemi nedeniyle “mala zarar verme”; 05.04.2012 tarihli eylemi nedeniyle “kamu malına zarar verme”; 24.04.2012 tarihli eylemi nedeniyle “nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs” suçlarından;
Sanık ... hakkında 24.09.2006 tarihli eylemi nedeniyle “nitelikli kasten öldürme”; 03.10.2011 ve 05.01.2012 tarihli eylemleri nedeniyle “nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs” ve “kamu malına zarar vermeye teşebbüs”; 17.03.2012 tarihli eylemi nedeniyle “mala zarar verme”; 24.04.2012 tarihli eylemi nedeniyle “nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs” suçlarından; Sanık ... hakkında “silahlı terör örgütüne üye olma” suçundan ve sanıklar ... ile ... hakkında “silahlı terör örgütüne yardım etme” suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerinin temyiz incelemesinde; A-Sanıklar ... ve ... hakkında 03.10.2011 tarihli eylemleri nedeniyle “kamu malına zarar verme” ve “nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs” suçlarından kurulan hükümlerin incelenmesinde;
1.“Kamu malına zarar verme” suçundan kurulan mahkumiyet hükmü yönünden;
Hukuki anlamda tek bir fiil sayılan eylemleri ile kasten adam öldürmeye teşebbüs ve mala zarar verme suçlarının oluşmasına neden olan sanıkların TCK'nın 44. maddesi hükmü karşısında işledikleri bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına neden oldukları anlaşıldığından, farklı neviden fikri içtima hükümleri gereğince sadece daha ağır cezayı gerektiren kasten öldürmeye teşebbüs suçlarından cezalandırılmaları ile yetinilmesi gerektiği gözetilmeden ayrıca kamu malına zarar verme ve kamu malına zarar vermeye teşebbüs suçlarından da cezalandırılmalarına karar verilmesi,
2.“Nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs” suçundan kurulan hükümler yönünden;
Sanıkların İdil İlçe Emniyet Müdürlüğü hizmetindeki zırhlı aracın içinde bulunan polis memurlarına karşı roketatar ve uzun namlulu silahlarla gerçekleştirdikleri eylemde, katılanlar ..., ... ve ...’nın yaralanmamış oldukları, dosya içeriğine göre eylemde meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı da gözetilerek TCK’nın 35. maddesi uygulanırken makul bir ceza yerine en üst sınırdan ceza tayin edilmesi, B-Sanıklar ... ve ... hakkında 05.01.2013 tarihli eylemleri nedeniyle “kamu malına zarar vermeye teşebbüs” ve “nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs” suçlarından kurulan hükümlerin incelenmesinde;
Sanıkların güvenlik görevlilerinin araçları ile geçecekleri yol olan Şırnak ili İdil ilçesi Aşağı Mahallede bulunan yolu tuzaklayarak menfeze patlayıcı madde yerleştirmekten ibaret eylemlerinin hazırlık hareketleri kapsamında kaldığının kabulü gerektiği gözetilmeden ve unsurları itibariyle oluşmayan suçlardan beraatleri yerine yazılı şekilde mahkumiyetlerine hükmolunması, C-Sanıklar ... ve ... hakkında 24.04.2012 tarihli eylemleri nedeniyle “nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs” suçundan kurulan hükümlerin incelenmesinde;
Olay tarihinde sanıklardan Givera’nın yakalanmamak için kolluk görevlilerine bir el ateş ettiği, sanık ...’ın ise ateş etmek isterken silahının tutukluk yaptığı, olay nedeniyle kolluk görevlilerinden yaralanan kimsenin olmaması, dosya içerisinde bulunan olay ve yakalama tutanaklarına göre meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı da gözetilerek TCK’nın 35. maddesi uygulanırken makul bir ceza yerine en üst sınırdan ceza tayin edilmesi, D-Sanık ... hakkında 17.03.2012 tarihli eylemleri nedeniyle “mala zarar verme” suçundan kurulan hükmün incelenmesinde; D-1-5237 sayılı Türk Ceza Kanununda suça iştirakte, faillik ve şeriklik ayırımı öngörülmüş, azmettirme ve yardım etme şeriklik kavramı içinde değerlendirilmiştir.
TCK'nın 37. maddesindeki; “(1) Suçun kanuni tanımında yer alan fiili birlikte gerçekleştiren kişilerden her biri, fail olarak sorumlu olur. (2) Suçun işlenmesinde bir başkasını araç olarak kullanan kişi de fail olarak sorumlu tutulur. Kusur yeteneği olmayanları suçun işlenmesinde araç olarak kullanan kişinin cezası, üçte birden yarısına kadar artırılır.” şeklindeki hüküm ile maddenin birinci fıkrasında müşterek faillik, ikinci fıkrasında ise dolaylı faillik düzenlenmiştir. Kanunda suç olarak tanımlanan fiilin, birden fazla suç ortağı tarafından iştirak halinde gerçekleştirilmesi durumunda TCK’nın 37/1. maddesinde düzenlenen müşterek faillik söz konusu olacaktır. Öğretideki görüşler de dikkate alındığında müşterek faillik için iki şartın birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir:
1.Failler arasında birlikte suç işleme kararı bulunmalıdır.
2.Suçun işlenişi üzerinde birlikte hâkimiyet kurulmalıdır.
Müşterek faillikte, birlikte suç işleme kararının yanı sıra fiil üzerinde ortak hakimiyet kurulduğu için her bir suç ortağı “fail” konumundadır. Fiil üzerinde ortak hakimiyetin kurulup kurulmadığının belirlenmesinde suç ortaklarının suçun icrasında üstlendikleri rolleri ve katkılarının taşıdığı önem göz önünde bulundurulmalıdır. Suç ortaklarının, suçun işlenmesinde yaptıkları katkının, diğerinin fiilini tamamladığı durumlarda da müşterek faillik söz konusu olacaktır. Buna göre her müşterek fail, suçun icrasına ilişkin etkin, fonksiyonel bir katkıda bulunmaktadr.” “Yardım etme” ise, 5237 sayılı TCK'nın 39. maddesinde; “(1) Suçun işlenmesine yardım eden kişiye, işlenen suçun ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirmesi hâlinde, on beş yıldan yirmi yıla; müebbet hapis cezasını gerektirmesi hâlinde, on yıldan on beş yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer hâllerde cezanın yarısı indirilir. Ancak, bu durumda verilecek ceza sekiz yılı geçemez. (2) Aşağıdaki hâllerde kişi işlenen suçtan dolayı yardım eden sıfatıyla sorumlu olur:
a)Suç işlemeye teşvik etmek veya suç işleme kararını kuvvetlendirmek veya fiilin işlenmesinden sonra yardımda bulunacağını vaat etmek.
b)Suçun nasıl işleneceği hususunda yol göstermek veya fiilin işlenmesinde kullanılan araçları sağlamak.
c)Suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak" şeklinde düzenlenmiştir. "Bağlılık kuralı" da aynı Kanunun 40. maddesinde; "(1) Suça iştirak için kasten ve hukuka aykırı işlenmiş bir fiilin varlığı yeterlidir. Suçun işlenişine iştirak eden her kişi, diğerinin cezalandırılmasını önleyen kişisel nedenler göz önünde bulundurulmaksızın kendi kusurlu fiiline göre cezalandırılır. (2) Özgü suçlarda, ancak özel faillik niteliğini taşıyan kişi fail olabilir. Bu suçların işlenişine iştirak eden diğer kişiler ise azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulur. (3) Suça iştirakten dolayı sorumlu tutulabilmek için ilgili suçun en azından teşebbüs aşamasına varmış olması gerekir" biçiminde düzenlenmiştir.
Suçun icrasına iştirak etmekle birlikte, işlenişine bulunduğu katkının niteliği gereği kanuni tanımdaki fiili gerçekleştirmeyen diğer suç ortaklarına “şerik” denilmekte olup, 5237 sayılı TCK’da şeriklik, azmettirme ve yardım etme olarak iki farklı şekilde düzenlenmiştir. Buna göre, kanuni tanımdaki fiili gerçekleştirmeyen veya özel faillik vasfını taşımadığı için fail olamayan bir suç ortağı, gerçekleşen fiilden 5237 sayılı Kanunun 40. maddesinde düzenlenen bağlılık kuralı uyarınca sorumlu olmaktadır.
TCK’nın 39/2. maddesindeki düzenlemeye göre, yardım etme; maddi yardım ve manevi yardım olarak ikiye ayrılmaktadır.
1.Bir suçun işlenmesine maddi yardımda bulunma çok çeşitli şekillerde ortaya çıkmakla birlikte anılan maddede maddi yardım; a) Suçun işlenmesinde kullanılan araçları temin etmek, b) Suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında maddi yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak olarak sayılmış,
2.Manevi yardım ise; a) Suç işlemeye teşvik etmek, b) Suç işleme kararını kuvvetlendirmek, c) Suçun işlenmesinden sonra yardımda bulunmayı vaad etmek, d)Suçun nasıl işleneceği konusunda yol göstermek şeklinde belirtilmiştir.
Kişinin eyleminin, bir suça katılma aşamasına ulaşıp ulaşmadığı, ulaşmışsa da suça katılma düzeyinin belirlenmesi için, eylemin bir aşamasındaki durumun değil, eylemin yapılması için verilen kararın, bu kararın icra ediliş biçiminin, olay öncesi, sırası ve sonraki davranışların da dikkate alınıp, tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi gerekir. Zira "yardım etme"yi müşterek faillikten ayıran en önemli unsur, kişinin suçun işlenişi sırasında fiil üzerinde ortak hakimiyetinin bulunmamasıdır (Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2014/1-558-480 sayılı kararı). Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
İddia ve kabule göre, sanık ...’nun 17.03.2012 tarihinde İdil’de TEDAŞ'a ait trafoların roketatar ile imha edilmesi eyleminin içeriğinden ve zamanından bilgi sahibi olmadığı ve söz konusu eyleme bizzat katılmadığı; sanık ...’nun eylemin faili olan Hayri kod adlı sanık ...’ın bu eylemden üç gün önce eylem hazırlığında olduklarını söyleyerek roketatar ve el bombası getirmesini istemesi üzerine el bombası getirmekten ibaret olan eylemi karşısında, eyleme doğrudan katılıp fiil üzerinde müşterek hakimiyet kurmadığı anlaşıldığından asli fail olarak sorumlu tutulması mümkün olmayıp yardım eden olarak cezalandırılmaları gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
D-2-Kabul ve uygulamaya göre ise, TEDAŞ’a ait trafoların kamu hizmetine tahsis edilmiş olması karşısında, sanıkların söz konusu eşyalara roketatar atmak suretiyle zarar verdikleri eylemin TCK’nın 152/1-a ve 152/2-a maddelerine uygun suçu oluşturacağı gözetilmeden, aynı Kanunun 151/1 maddesi uyarınca uygulama yapılması, E-Sanık ... hakkında 12.08.2010 tarihli eylemi nedeniyle “mala zarar verme” ve “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçlarından kurulan hükümlerin incelenmesinde;
1.Mala zarar verme suçundan kurulan mahkumiyet hükmü yönünden;
Mala zarar verme suçu TCK’da malvarlığına karşı işlenen suçlar arasında düzenlenmiştir.
TCK’nın 151. maddesine göre, “Başkasının taşınır veya taşıma malını kısmen veya tamamen yıkmak, tahrip etmek, yok etmek, bozmak, kullanılamaz hale getirmek veya kirletmek” eylemi ile mala zarar verme suçu işlenmiş olur. Söz konusu mala zarar verme fiilinin, somut olayda olduğu gibi yakarak gerçekleştirilmesinde de TCK’nın 152/2-a maddesi uyarınca suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hali uygulanır.
Yağma suçu da TCK’da mala zarar verme suçu gibi malvarlığına karşı işlenen suçlar arasında düzenlenmiştir.
TCK’nın 148/1 madddesine göre, “Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da malvarlığı itibarıyla büyük bir zarar uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymaya mecbur kılan” kişinin bu eylemi yapma suçunu oluşturmaktadır.
Hırsızlık suçunda olduğu gibi yağma suçunda taşınır malın alınmasıyla ilgili olarak zilyedinin rızasının bulunmaması gerekir. Ancak, hırsızlık suçundan farklı olarak, bu suçun oluşabilmesi için mağdurun rızasının cebir veya tehdit kullanarak ortadan kaldırılması gerekir. Kullanılan cebir ve tehdidin etkisiyle mağdur malı teslim etmeli veya malın alınmasına karşı koymamalıdır. Bu bakımdan cebir veya tehdidin kişiyi malı teslim etmeyi veya alınmasına ses çıkarmamaya elverişli olması gerekir. Malın teslim edilmesi veya alınması mal üzerindeki mağdurun zilyetliğine son verilmesini zilyetlikten doğan tasarruf hakkının kullanılmasının olanaksız hale gelmesini ifade etmektedir. Bu tasarruf olanağı ortadan kalktığında suç tamamlanmış olacaktır. Yağma suçu özel saik gerektirmeyen genel kastla işlenen suçlardandır.
Somut olayda; sanık Givero Aliko ve beraberinde bulunan terör örgütü üyesi olan kimliği tespit edilememiş kadın silahlı bir şekilde Yağızoymak Piyade Taburuna yaş erzak götüren ...’ın sevk ve idaresinde bulunan aracı durdurarak araç içerisindeki ...’ı, Köy Muhtarı ...’i ve köy halkından ...’i araçtan indirmiş, daha sonra da araçtaki mazotu pet şişeye doldurup araca dökerek aracı yakmış ve adı geçen kişileri de askere yardım ettikleri için bu eylemi yaptığını bir daha ki sefere onları da yakacağını söylemiştir. Sanığın eyleminin bu şekilde gerçekleştiğinin kabulü karşısında; mağdurların silahlı terör örgütü mensupları tarafından tehditle malı teslim etme zorunda kalmaları karşısında nitelikli yağma suçunun oluştuğu, suç tamamlandıktan sonra aracın yakılmasının suç vasfında değişiklik meydana getirmeyeceği halde suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı olduğu şekilde uygulama yapılması,
2.Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükümler yönünden;
Sanığın işlediği kabul edilen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun ... ile birlikte araçta yanında bulunan ...’e ve ...’e yönelik olarak işlediği, böylece suçu aynı kasıtla ve tek eylemle birden çok mağdura yönelik olarak zincirleme şekilde işlemiş olduğu anlaşıldığından, sanığın eyleminin TCK'nın 43/2 delaletiyle 43/1 maddelerinde düzenlenen zincirleme şekilde kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturduğu gözetilmeksizin, yazılı şekilde hüküm kurulması, F-Sanık ... hakkında 24.09.2006 tarihli eylemi nedeniyle “nitelikli kasten öldürme” suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
İddianamede sanık ...’ın 24.09.2006 tarihli eylemi nedeniyle nitelikli kasten öldürme suçuna teşebbüs suçundan TCK'nın 82/1-(a, g), 35, 3713 sayılı Kanunun 5. maddeleri uyarınca cezalandırılması talep edilmiş olmasına karşılık, kasten öldürme suçundan TCK. m.82/1-(a, g) cezalandırılmış olduğunun anlaşılması karşısında,
CMK'nın 226/2. maddesi uyarınca ek savunma hakkı verilmeden uygulama yapılması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması, G-Sanık ... hakkında 17.03.2012 tarihli eylemleri nedeniyle “mala zarar verme” suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
TEDAŞ’a ait trafoların kamu hizmetine tahsis edilmiş olması karşısında, sanıkların söz konusu eşyalara roketatar atmak suretiyle zarar verdikleri eylemin TCK’nın 152/1-a ve 152/2-a maddelerine uygun suçu oluşturacağı gözetilmeden, aynı Kanunun 151/1 maddesi uyarınca uygulama yapılarak yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması, H-Sanık ... hakkında “silahlı terör örgütüne üye olma” suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
Sanıkların savunmaları ve tüm dosya kapsamına göre, sanığın silahlı terör örgütü üyesi olan eşi sanık Recep Akçan’ın eve getirdiği ve bilgisi dahilinde eve gönderdiği terör örgütü üyelerine yemek yapması ve evinde misafir etmesi, terör örgütü mensubu olan sanıklar Givera ve Bahtiyar’ın da yakalandıkları gün kolluk görevlilerine evin kapısını açması ve adı geçen terör örgütü mensuplarının kaçmalarını sağlamak için kolluk görevlilerini oyalamaya çalışması şeklinde kabul edilen eylemleri, sanığın sosyal durumu ve tüm dosya kapsamı ile birlikte göz önünde bulundurulduğunda silahlı terör örgütüne yardım etme suçunu oluşturacağı gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması, I-Sanıklar ... ve ... hakkında “silahlı terör örgütüne yardım etme” suçundan kurulan hükümlerin incelenmesinde;
1.Anayasanın 138/1. maddesi hükmü, 6352 sayılı Kanunun amaç, kapsam ve gerekçesi,
TCK'nın 61. maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle,
TCK’nın 3/1. maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde, suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer, konusunun önem ve değeri, meydana getirdiği zarar ve tehlikenin ağırlığı sanığın kasta dayalı kusuru, güttüğü amaç ve saik ile sübutu kabul edilen silahlı terör örgütüne yapılan yardımın derecesi ve niteliği de göz önünde bulundurularak; temel cezanın tayini gerektiği ayrıca tayin olunacak cezada TCK'nın 220. maddesinin 7. fıkrasının 2. cümlesinde yer alan düzenleme uyarınca hukuka, vicdana, dosya kapsamına uygun ve gösterilen indirim miktarı ile orantılı makul oranda indirim yapılması gerektiği gözetilmeden, yardım teşkil eden eylem ve faaliyetlere daha yoğun olan sanıklarla aynı oranda indirim yapılmak suretiyle yukarıdaki ilkelere aykırı biçimde fazla ceza tayini,
2.Kabul ve uygulamaya göre ise; silahlı terör örgütüne yardım suçundan mahkumiyetine hükmolunan sanık hakkında sadece örgüt mensubu suçlular hakkında uygulama imkanı bulunan TCK'nın 58/9. maddesinin tatbikine karar verilmesi,” gerekçesi ile hükümlerin bozulmasına karar verildiği, verilen bozma kararından sonra uyulan bozma ilamına konu eylemler ile birlikte ayrıca 07.04.2012 tarihli eylemleri sebebiyle sanıklar ... ile ... hakkında kamu malına zarar verme ve tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme suçlarından da temyiz incelemesinden geçmeyen mahkumiyet kararları verildiği, nazara alındığında; bozma sonrası 07.04.2012 tarihli eyleme konu suçlar yönünden Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başladığı 20.07.2016 tarihinden sonra verilen mahkumiyet hükümlerinin, 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 25. ve geçici 2. maddeleri uyarınca istinaf kanun yoluna tabi olduğu anlaşılmakla, öncelikle CMK'nın 272/1 maddesi kapsamında bölge adliye mahkemesince değerlendirilip bir karar verilmesi akabinde istemde bulunulması halinde temyiz isteminin değerlendirilmesi gerektiğinden dosyanın iadesi için mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.11.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.