11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2021/5756 E. , 2022/7066 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Şanlıurfa Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 21.12.2020 tarih ve 2020/634 E. - 2020/227 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı şirket vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili asıl ve birleşen davada müvekkillerinin murisi ...'nun davalı şirkette 2500 payının bulunduğunu, 16.05.1997 tarihli yönetim kurulu kararı ile hisselerin ...'e devrinin kararlaştırıldığını, anılan tarihte murisin hastanede yattığını, ismi altındaki imzanın taklit edildiğini ileri sürerek, hisse devir işleminin iptalini, miras hisseleri oranında tescilini, batıl işlemin yapıldığı tarihten itibaren davacıların hisselerine düşen gelirden şimdilik 10.000.-TL'nin tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıların murisinin şirket ortaklarından ...'ya 02.08.1996 tarihinde vekaletname verdiğini, bu vekaletname uyarınca murise ait hisselerin ...tarafından satıldığını, pay defterine işlendiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davanın reddi yönünde verilen kararın, davacı vekilinin temyizi üzerine bozulmasından sonra yapılan yargılama sonunda, asıl dava ve mahkemenin birleşen 2005/744 Esas sayılı dosyasında geçersizliği iddia olunan pay devri işleminin yapıldığı 16/05/1997 tarihinden dava tarihlerine kadar davacı hisselerine düşen gelirin davacılara ödenmesine ilişkin talepler yönünden henüz dosyanın karar aşamasına gelmediği ve yargılamanın 2004 yılında başladığı, dosyanın sürüncemede kaldığı, yargılamanın daha fazla sürüncemede kalmaması amacıyla belirtilen talepler yönünden dosyanın tefriki ile yeni bir esasa kaydına karar verilmiş, bu talepler yönünden aynı mahkemenin 2019/65 esasına kayden yargılamaya devam edilmiş, 11.09.2020 tarihinde, HSK 1. Dairesinin 17/07/2020 tarih ve 701 sayılı müstemir yetkilerin belirlenmesine ilişkin kararı ile Şanlıurfa'da 01/09/2020 tarihinden itibaren Ticaret Mahkemesi kurulup faaliyetine başladığı, eldeki bu davanın da TTK'nın 4. maddesinde belirtilen ticari davalardan olduğu gerekçesiyle mahkeme görevsiz olduğundan dosyanın Şanlıurfa Asliye Ticaret Mahkemesi'ne devrine ve gönderilmesine karar verilmiştir.
Dosyanın gönderildiği, Şanlıurfa Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2020/634 esasına kaydedilen davada, eldeki davanın 17.12.2004 tarihinde Şanlıurfa 1. Asliye Hukuk mahkemesinde açıldığı, dava dosyasının ilk esasının 2004/794 olup; yine aynı mahkemenin birleşen 2005/744 sayılı dosyasının birleştirilerek sonrasında 16.05.1997 tarihinden sonraki pay devirlerine ilişkin talepler yönünden tefrik edilerek mahkemesinin 2019/65 sırasına kaydının yapıldığı, dava tarihi itibari ile yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK uyarınca ayrı ticaret mahkemesi bulunan yerlerdeki Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi arasındaki ilişkinin (görev değil) işbölümüne ilişkin olduğu, dava tarihinde Şanlıurfa'da ayrı ticaret mahkemesi bulunmayıp, "HSK'nın 04/05/2020 tarihli oluru ile Şanlıurfa yargı çevresinde müstakil Asliye Ticaret Mahkemesi kurulduğu ve 01/09/2020 tarihinde faaliyete geçtiği, dava tarihinde müstakil asliye ticaret mahkemesi bulunmadığından iş bölümü itirazından sözedilemeyeceği, 6102 sayılı TTK'nın geçici 9. maddesinde "Bu Kanunun göreve ilişkin hükümleri, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış olan davalarda uygulanmaz. Bu davalar, açıldıkları tarihte yürürlükte bulunan Kanun hükümlerine tabidir” hükmüne yer verildiği, somut olayda uyuşmazlık, ticari nitelikteki alacak davasından kaynaklandığından, davanın 6102 sayılı TTK'nın geçici madde 9. maddesindeki özel düzenleme sebebiyle Şanlıurfa Asliye Hukuk Mahkemesince (Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) görülüp sonuçlandırılması gerektiği gerekçesiyle davanın 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereği usulden reddine, mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir.
Karar, davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara kararın dayandığı deliller ile gerektirici sebeplere göre, davalı şirket vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı şirket vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı şirketten alınmasına, 17/10/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
1.6102 sayılı TTK’nın 5/2 - 3. Maddeleri uyarınca bir yerde asliye ticaret mahkemesi varsa, asliye hukuk mahkemesinin görevi içinde bulunan ticari dava ve işlere asliye ticaret mahkemesinde bakılacağı, asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin de görev ilişkisi olduğu, göreve ilişkin usul hükümlerinin uygulanacağı kabul edilmiştir.
2.HMK’nın 114/1-c maddesi uyarınca, görev aynı zamanda dava şartıdır. HMK’nın 115/1-2. Maddeleri uyarınca, mahkemelerin, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırmak zorundadır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilecektir. Öte yandan mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.
3.İlk derece mahkemelerin kuruluşu ya özel kanunla (4787 sayılı Aile Mah. Kur. Dair kanun vb.) ya da 5235 sayılı Kanun’un 5. Maddesindeki “Hukuk mahkemeleri, her il merkezi ile bölgelerin coğrafi durumları ve iş yoğunluğu göz önünde tutularak belirlenen ilçelerde Hakimler ve Savcılar Kurulunun olumlu görüşü alınarak Adalet Bakanlığınca kurulur” hükmüne istinaden HSK’nın olumlu görüşü alınarak Bakanlıkça kurulabilir.
4.5235 s. K.’nın 7. maddesi uyarınca, mahkemelerin yargı yargı çevresi, bulundukları il merkezi ve ilçeler ile bunlara adli yönden bağlanan ilçelerin idari sınırları olmakla birlikte hukuk mahkemelerinin yargı çevresi, il ve ilçe sınırlarına bakılmaksızın Adalet Bakanlığının önerisi üzerine Hâkimler ve Savcılar Kurulunca belirlenebilir. Uygulamada, HSK tarafından faaliyete geçirilen ticaret mahkemeleri, o ilin mülki sınırlarını içine alacak şekilde görevlendirilmektedir. Diğer bir anlatımla, uyuşmazlık o ilin hangi ilçesinde veya kasabasında olursa olsun bu davaya bakma görevi ticaret mahkemesinin görev alanına girecektir.
5.Ticaret mahkemeleri nitelikleri itibariyle ihtisas mahkemesi mahiyetindedir. Usul hükümleri, nitelikleri gereği – tamamlanmış iş ve işlemler hariç – derhal uygulanması gerekli ve geriye yürütülemeyen kurallardır.
6.Tüm bu düzenlemeler birlikte dikkate alındığında, bir ilde asliye ticaret mahkemesi kurulmuş ise, bu nitelikte mahkeme olmadığı için ticari davalara bakmakta olan asliye hukuk mahkemelerinin ellerindeki derdest dosyaları “devir veya gönderme” kararıyla gerçek görevli mahkemeye göndermeleri gerekir. Zira, ticaret mahkemesinin kurulmasıyla birlikte, asliye hukuk mahkemesinin bu sıfatla davaya bakma görevi sona erer. Ticari dava niteliğindeki bir uyuşmazlığın ihtisas mahkemesi özelliği taşıyan ticaret mahkemesinde görülmesi taraflar için aynı zamanda bir hak ve güvencedir. Bu haktan tarafların mahrum bırakılması adil yargılanma hakkının ihlalini de gündeme getirebilecektir.
7.Öte yandan, Dairemizin yerleşik uygulamalarında da, ticaret mahkemeleri kurulduğunda dosyaların bu mahkemelere gönderilmesi gerektiği kabul edilmiştir (Dairenin 10.10.2016 T. ve 2016/9527-7952; 19.09.2016 T. ve 2016/6527-7349; 06.03.2017 T. ve 2016/1925-2017/1293).
8.Her ne kadar 6102 sayılı TTK’nın geçici 9.maddesinde “Bu Kanunun göreve ilişkin hükümleri, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış olan davalarda uygulanmaz. Bu davalar, açıldıkları tarihte yürürlükte bulunan Kanun hükümlerine tabidir” hükmü var ise de, bu hükmün, ancak 6102 sayılı TTK’nın yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden önce açılan davalarda uygulanması mümkündür. Ayrıca Kanun’un madde gerekçesinden de açıkça anlaşılacağı üzere bu hüküm, ticaret mahkemelerinin kurulması hadisesine uygulanamaz. Maddenin düzenleniş amacı, “görevsizlik kararı” verilmek suretiyle yargılama sürecinin uzamasının önüne geçmektir. Oysa ticaret mahkemesinin kurulması halinde asliye hukuk mahkemesince verilecek karar “gönderme/devir” kararı niteliğinde olup, HMK’nın 20 vd. maddelerindeki prosedürün uygulanmasını gerektirmeyen niteliği itibariyle kesin kararlardandır. Esasen hukuk mahkemeleri, ticaret mahkemesi kuruluncaya kadar, ona vekaleten davaya bakan mahkemeler olup, gerçek ticaret mahkemesinin kurulmasıyla birlikte asliye hukuk mahkemesinin ticaret mahkemesi sıfatı kendiliğinden ortadan kalkar.
9.Daire çoğunluğunun, asliye ticaret mahkemelerinin özel kanunla kurulmamış olması, kanuni hakim ilkesi gibi somut olmayan kavramlarla, asliye hukuk mahkemelerinin eldeki davalara bakmaya devam etmesi gerektiğine ilişkin görüşü, Dairenin yerleşik görüşüne de aykırıdır. Oysa Yargıtay Kanunu’nun 15/1-c maddesi uyarınca, bir daire yerleşmiş içtihadından dönmek isterse veya benzer olaylarda birbirine uymayan kararlar vermiş bulunursa, bu konuda İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu’na başvurması gerekir. Anılan nedenlerle, Asliye Ticaret Mahkemesinin görevsizlik kararının bozulması gerektiğini düşündüğümden, kararı onayan Daire çoğunluğunun, bir yerde ticaret mahkemesi kurulsa bile o yerdeki asliye hukuk mahkemelerinin ellerindeki derdest davalara bakmaya devam etmeleri gerektiğine ilişkin görüşünü isabetli bulmuyorum.