Aramaya Dön

(Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi

Esas No
E. 2009/9996
Karar No
K. 2009/11383
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Gayrimenkul Hukuku

(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi         2009/9996 E.  ,  2009/11383 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacılar tarafından, davalılar aleyhine 12.12.2005 ve 30.12.2005 gününde verilen dilekçeler ile 3402 sayılı Yasanın 41. maddesi uyarınca yapılan düzeltme işleminin iptali istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davaların reddine dair verilen 19.03.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R

Davacı ..., kadastro müdürlüğünün 15.11.2005 tarihli düzeltme işlemi ile kendisine ait 124 parsel sayılı taşınmaz ile davalılara ait 133 parsel sayılı taşınmazlarda sınırlandırma hatası yapıldığından bahisle düzeltme yapıldığını, işlem ile taşınmazının yüzölçümü miktarının azaldığını, birleştirilen davada da ... düzeltme işlemi ile köy yolunun daraltıldığını belirterek işlemin iptalini istemişlerdir. Davalılar işlemin doğru olduğunu savunmuşlardır. Mahkemece yapılan düzeltme işleminin doğru olduğu belirtilerek davanın reddine karar verilmiş, hükmü davacılar temyiz etmişlerdir. Dava, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 41.maddesi uyarınca yapılan düzeltme işleminin iptali isteğine ilişkindir. 5304 Sayılı Kanunun 9.maddesi ile yapılan değişiklikten sonra anılan madde; “Kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerle geometrik durumları kesinleşmiş olan taşınmazlarda ölçü, sınırlandırma, tersimat ve hesaplamalardan doğan hatalar, ilgilinin müracaatı veya kadastro müdürlüğünce re’sen düzeltilir. Düzeltme, taşınmaz malikleri ile diğer hak sahiplerine tebliğ olunur. Tebliğ tarihinden başlayan otuz gün içinde düzeltmenin kaldırılması yolunda sulh hukuk mahkemesinde dava açılmadığı takdirde, yapılan düzeltme kesinleşir.

Kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerle kesinleşmiş olan taşınmazlarda, değişiklik işlemleri sırasında ortaya çıkan yüzölçümü farklılıklarından, kadastronun dayandığı teknik kurallarda belirtilen hata sınırları içinde kalanların re’sen düzeltilmesine Kadastro Müdürlükleri yetkilidir” şeklinde düzenlenmiştir.

Ayrıca, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü anılan 41. madde kapsamında yapılacak düzeltmelerde nasıl bir yöntem izleneceğini belirtmek ve madde kapsamındaki uygulamalara yol göstermek için "Kadastro Sırasında veya Sonrasında Yapılan İşlemlerle Geometrik Durumları Kesinleşmiş Olan Taşınmazlarda Ölçü, Sınırlandırma, Tersimat ve Hesaplamalardan Doğan Hataların Düzeltilmesine İlişkin Yönetmelik" adı altında bir yönetmelikde yayınlamıştır.

Harita ve krokisi bulunan tapu kayıtlarına Türk Medeni Kanununun 719. ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddeleri uyarınca harita ve krokisi kapsamı ile değer verilir. Harita ve krokiden diğer bir ifade ile mülkiyet hakkının kapsamından maksat sınır çizgileri değil haritanın gerçek ölçü değerleridir.

41.madde ile mülkiyet hakkının yatay kapsamının belirlenmesi ve taşınmazı komşu taşınmazlardan ayıran, ferdileştirilmesini sağlayan harita ve planlarda yapılan ölçü, sınırlandırma, tersimat veya hesaplama hatalarının düzeltilmesi amaçlanmıştır. Yapılacak düzeltme ile mülkiyet aktarımına neden olunmamaktadır. Kuşkusuz, mülkiyet aktarımına neden olan hatalar için çözüm açılacak tapu iptali ve tescil davasıdır.

Kadastro müdürlüğünün re’sen veya ilgililerin başvurusu üzerine yapacağı açıklanan düzeltme işlemlerini ilgililere tebliğinden sonra, ilgililerin sulh hukuk mahkemesine 30 gün içinde açacakları davada, düzeltme işlemi yararına olan kişi ya da kişiler hasım gösterilerek işlemin iptali istenebilir. Düzeltme işleminin kadastro müdürlüğünce re’sen yapıldığı durumlarda müdürlüğe karşı da dava yöneltilmelidir.

Somut uyuşmazlıkta; kadastro müdürlüğünce 124 ve 133 parsel sayılı taşınmazlar arasında sınırlandırma hatası bulunduğu gerekçesi ile düzeltme yapılmıştır. 15.11.2005 tarihli işlem 24.10.2005 tarihinde muhtar ve köy halkından bir kişi ve kadastro kontrol memurunun katılımı ile düzenlenen "Zabıttır" başlıklı belgeye dayanılarak yapılmıştır. Bu belgede de taşınmazlar sınırındaki yol değişmez nitelikteki sınır olarak kabul edilmiş, düzeltmede parsel sınırları belirlenirken bunların nazara alınmadığı gerekçesine dayandırılmıştır. Yapılan tüm bu işlemlerin yerindeliğini denetlemek için öncelikle yukarıda sözü edilen Yönetmelikte sınırlandırma hatalarının ne şekilde olduğunu ve düzeltme yöntemini düzenleyen 8. madde hükmünü incelemek gerekmektedir. Yönetmeliğin anılan 8. maddesi; "1-Kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerle geometrik durumu kesinleşmiş olan taşınmazlarda ölçü, tersimat ve hesaplama hataları dışında kalan;

a)Taşınmaza kadastro sırasında uygulanan kayıt sınırlarının sabit sınır niteliğinde olması ve halen zeminde mevcut olmasına karşın buna aykırı sınırlandırma yapılmış olduğunun,

b)Arazide değişmeyen sınır olduğunu gösteren demiryolu, kanalet, yol ve benzeri gibi değişmeyen ve sabit sınır niteliğinde olduğunu kesin olarak gösteren yapı ve tesisler bulunduğu ve bu yapı ve tesisler krokisinde gösterilmiş olduğu halde ölçü yapılırken bu sınırlara uyulmamış olduğunun,

c)Kadastro öncesine ait tapu krokisine aykırı olarak ya da hatalı kroki ve plân esas alınarak sınırlandırma hatası yapılmış olduğunun,

ç)Parsel cephe hattında kırıklar bulunduğu halde düz geçirilmiş ya da düz olduğu halde kırık noktalı geçirilmiş olduğunun,

d)Birbirine sınır olması gereken taşınmazlar arasında binmeler ya da boşluklar olduğunun,

e)Fotogrametrik haritalara dayalı kadastro çalışmalarında, parsel sınırı teşkil etmeyen çizgiler esas alınarak sınırlandırma yapılmış olduğunun, anlaşılması halinde sınırlandırma hataları düzeltilir.

2.Sınırlandırmadan kaynaklanan bir hata bulunup bulunmadığı; tescilli belgeleri, varsa tespit tarihinden önce üretilmiş ... fotoğrafı, fotogrametrik harita gibi haritalar ile yararlanılabilecek diğer bilgi ve belgeler üzerinde zeminde ve büroda gerekli inceleme ve araştırmalar yapılmak suretiyle belirlenir.

3.Gerektiğinde kadastrodan sonra sınır değişikliği olup olmadığı hususu, geçerli bir belge, muhtar ve mahalli bilirkişi beyanları ile tespit edilir.

4.Sınırlandırma hatalarına yönelik yapılacak düzeltmelerde, yeni bir parsel oluşturulmaz.

5.Yapılacak inceleme sonucu düzenlenecek rapor doğrultusunda, sınırlandırma hatası tespit edilememesi halinde, düzeltme yapılamayacağına dair talepte bulunan taşınmaz maliklerine bilgi verilir” şeklindedir.

Madde metninden de anlaşıldığı gibi taş duvar, yol, kanalet, demiryolu gibi yapılar ve tesisler sabit sınır olarak kabul edilmiş, bunların krokisinde gösterilmesine rağmen ölçü yapılırken bu sınırlara uyulmamış olması düzeltme nedeni sayılmıştır. Düzeltmelerin nasıl yapılacağına dair yukarıdaki ikinci maddede de hatanın bulunup bulunmadığının, tescil belgeleri, tesbit tarihinden önce üretilmiş ... fotoğrafları ve fotogrametrik haritalardan yararlanılarak saptanacağı ve bunlardan yararlanılarak düzeltmenin yapılacağı, ayrıca muhtar ve yerel bilirkişilerin beyanlarına başvurulacağı açıklanmıştır.

Belirtilen yöntemlerle yapılan sınırlandırma hatasının düzeltilmesi işlemlerinin iptali için mahkemeye dava açıldığında da mahkemece öncelikle 8. madde kapsamında işlem yapılıp yapılmadığı denetlenmelidir. Bu denetim de ancak taşınmaz başında fotogrametrik haritalar, varsa kadastro tesbitinden önce ve tesbitten sonra çekilmiş ... fotoğrafları da getirtilerek uzman bilirkişiler aracılığı ile yapılacak keşif ile mümkündür. Yapılacak keşifte yerel bilirkişi bulundurulmalı, ayrıca değişmez sınır olarak kabul edilen unsurları incelemek için jeoloji mühendisi, ziraat mühendisi ve uygulamayı yapmak için harita mühendisi dinlenmelidir. Bilirkişilerden sınırlarının sabit olup olmadığı ve kadastro tespitinden sonra da bu sınırların değişip değişmediği hususunda gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınmalı, bu raporlara göre sonuca gidilmelidir.

Davaya konu olayda ise; mahkemece taşınmaz başında keşif yapılmış, tanık dinlenmiş, iki harita ve kadastro mühendisinden rapor alınmıştır. Tanık ve bilirkişiler yolun değişmediğini belirtmişlerdir. Ancak, davacılar yolun güzergah değiştirdiği hususu üzerinde ısrarla durmuşlardır. Gerçekten de, kadastrol yolların daraltılması ve genişletilmesi her zaman mümkündür. Bunun için de taşınmazlar arasında sınır olarak kabul edilen yolların kadastro tesisinde yanlış gösterildiği iddiasının diğer bir anlatımla sınırlandırma hatası bulunduğu iddiasının özellikle Yönetmeliğin 8/2 maddesi hükmü de nazara alınarak titizlikle incelenmesi gerekir. Hükme dayanak alınan keşif ve bilirkişi raporu yolun kadastro tesisi sırasında yanlış sınırlandırıldığı hususunda yeterli gerekçeye sahip değildir. Mahkemece taşınmazların varsa fotogrametrik haritaları, kadastro tesisinden önce çekilmiş ... fotoğrafları da getirtilerek taşınmaz başında yukarıda değinilen yöntemle yeniden keşif yapılması, bilirkişilerden gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınması, kadastro tespiti sırasında gerçekten sınırlandırma hatası yapılıp yapılmadığını saptandıktan sonra sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken yeterli araştırma ve inceleme yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden karar bozulmalıdır.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine, 21.10.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Karar Etiketleri
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog