11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2021/4067 E. , 2022/7672 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Malatya 1. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 22.10.2019 tarih ve 2018/82 E.- 2019/515 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nce verilen 02.03.2021 tarih ve 2020/720 E.- 2021/345 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 16.06.2016 tarihinde otogaz bayilik sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeye göre davalı şirketin 5 yıl süre ile bayilik yapmayı kabul ve taahhüt ettiğini, daha sonra davalının 10.08.2016 tarih ve 13729 yevmiye nolu ihtarname ile tek taraflı olarak sözleşmeyi feshettiğini, fesih işleminin haksız olduğunu, davalı tarafa ...
10.Noterliği'nin 05.09.2016 tarih ve 17104 yevmiye numaralı ihtarname keşide edilerek hak ve alacaklarının talep edildiğini, ancak bu ihtarın semeresiz kaldığını, bayilik sözleşmesinin 27. maddesine göre bayi tarafından sözleşmenin tek taraflı olarak feshi halinde 20.000 Euro cezai şart kararlaştırıldığını, davalı şirketin fesih tarihli itibariyle 30.119,18 TL otogaz alımından kaynaklı borcunun olduğunu, bu alacağın tahsili amacı ile ilamsız takip başlattığını, ancak borçlunun takibe haksız yere itiraz ettiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin talep hakları saklı kalmak kaydı ile 50.000.-TL cezai şart ve 30.119,18 TL cari hesap bakiyesinin tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yetki itirazında bulunduğunu, müvekkili şirket ile davacı şirket arasında 16.06.2016 tarihli otogaz bayilik sözleşmesi imzalandığını, davacı şirketin, müvekkili şirkete diğer bayilere oranla yüksek fiyattan otogaz verdiğini tespit ettiklerini, bu nedenle müvekkili şirketin iş yapamaz hale geldiğini, çünkü otogazın geliş fiyatına göre diğer otogaz bayilerinden daha yüksek bir fiyata satış yapmak zorunda kaldığını, Reyhanlı ilçesinin Suriye sınırında olduğunu, çok miktarda kaçak akaryakıt sevkiyatının yapıldığını, kaçak olarak yurda getirilen bu akaryakıtın çok düşük fiyata satılması nedeniyle müvekkili şirketin adeta iş yapamaz hale geldiğini, sözleşme şartlarının iyileştirilmesi için defalarca davacı şirket ile görüşüldüğünü ancak bir netice alınamadığını, buna ek olarak davacı şirketin birçok kez müvekkil şirkete ürün getirmeyi geciktirdiğini, şirketin satış yapamadığını, bu durumun müvekkil şirketin ticari itibarını zedelediğini, bu nedenle sözleşmeyi feshetmek zorunda kaldığını, sözleşmenin tek taraflı hazırlanarak müzakere edilmeden imzalattırıldığını, müvekkil şirketin davacıya herhangi bir borcunun olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesi, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafın 5 yıl süre ile bayilik yapmayı kabul ve taahhüt etmesine rağmen 10.08.2016 tarih ve 13729 yevmiye nolu ihtarname ile tek taraflı olarak sözleşmeyi feshettiği, tarafların tacir olduğu dikkate alınarak davalı tarafça fesih iradesini haklı kılacak şekilde bir sebebin varlığını kanıtlayamadığı, cevap dilekçesinde belirtilen fesih sebeplerinin basiretli davranma yükümlülüğüne uygun olmadığı, bilirkişi raporunda davacının davalıdan 30.119,18 TL cari hesap alacağının bulunduğunun tespit edildiği, bayilik sözleşmesinin 27. maddesine göre bayi tarafından sözleşmenin tek taraflı olarak feshi halinde 20.000 Euro cezai şartın davacı tarafa ödeneceği kararlaştırıldığından davacı tarafın 50.000,00 TL cezai şart talebinin davalının ekonomik mahvına sebep olmayacağı, davalı tarafın haksız fesih nedeni ile cezai şarttan sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.