11. Hukuk Dairesi
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/2439
- Karar No
- 2022/6901
- Karar Tarihi
- 11.10.2022
- Dava Türü
- Hukuk
- Hukuk Alanı
- Borçlar Hukuku
- Karar Sonucu
- ONANMASINA
11. Hukuk Dairesi 2021/2439 E. , 2022/6901 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14.HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 15.11.2018 tarih ve 2016/153 E- 2018/1093 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nce verilen 14.01.2021 tarih ve 2019/423 E- 2021/21 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili banka tarafından dava dışı kredi borçlusu Depo Gıda Tic. Ltd. Şti. lehine kredi kullandırıldığını, kredilerin teminatını teşkil etmek üzere davalının maliki olduğu taşınmaz üzerinde 20.04.2009 tarih ve 9384 yevmiye sayılı ipotek belgesiyle 700.000,00 TL bedelli limit ipoteği tesis edildiğini, sözleşme gereği borç ödenmediğinden hesabın kat edildiğini, sözleşmenin 3. maddesi gereğince ipotek verenlerin ipotek kapsamında kullandırılan kredinin kefili olduklarını, sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 484. maddesi gereğince sözleşmenin yazılı olması ve kefilin sorumlu olacağı tutarın belirli olmasının kefalet yönünden yeterli olduğunu, ipotek belgesinde %50 oranında faiz belirlendiğini, borçlu tarafından imzalanan ipotek sözleşmesinde kefalet miktarı ve tutarının belli olduğunu ve bu miktar üzerinden takip başlatıldığını ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına, %20 oranından az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının dayandırdığı ipotek sözleşmesinin İstanbul Anadolu 15. Aile Mahkemesinin 2013/221 Esas ve 2014/90 Karar sayılı ilamı ile iptal edildiğini ve kararın kesinleştiğini, ipotek resmi senedinde müvekkilinin kefaletine ilişkin irade beyanının bulunmadığını, davacının ipotek tesisine ilişkin olarak matbu sözleşme metni kullandığını, müvekkilinin kredi borçlusu olmadığını, müvekkilinin ipotek tesisi dışında kefil olma irade ve beyanının bulunmadığını, kefil olmak iradesi bulunması halinde genel kredi sözleşmesinin imzalanarak kefil olunacağını, ipotek akdinde kefalete ilişkin bir hüküm bulunmamakla birlikte bir an için kefaletin bulunduğu kabul edildiğinde müvekkilinin iradesinin esaslı şekilde yanıltılması nedeniyle kefaletin geçersiz olduğunu, mahkeme kararı ile iptal edilen ipotek sözleşmesinin kefalet olduğu ileri sürülen kısmının da geçersiz hale geldiğini, ipotek tesisi sırasında bankaca müvekkilinin eşinin imzasının sahte olarak kullanıldığının Adli Tıp Kurumu raporuyla belirlendiğini savunarak, davanın reddine ve davacının %20 oranından az olmamak üzere tazminat talep etmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; ipotek eş rızası bulunmadığından mahkeme kararı ile iptal edilmiş ise de bu iptal ipotek akdindeki müteselsil kefalete ilişkin 3. Maddenin de geçersizliğini kendiliğinden doğurmayacağı, kefaletin verildiği tarih itibariyle 818. S.K.'a tabi olan kefalet şartın geçerli olabilmesi için kefalet miktarının da kefalet şartında yazılı olması gerektiği, kefalet şartına ilişkin 3. maddede kefalet miktarının belirtilmediği, kefalet miktarı için de ipotek miktarına bir atfın bulunmadığı; kefaletin asıl alacak-borç doğuran sözleşmede bulunması halinde kefalet şartında kefalet miktarı belirtilmese de sözleşmedeki borcun kefalet sınırı olarak kabul edileceğine ilişkin 818. sayılı Borçlar Kanunu zamanındaki görüşün, bu görüşteki asıl borç doğuran sözleşmedeki borç ve aynı sözleşmedeki kefalet şartı ilişkisinin, kefaletin borca bağlılığı nedeniyle kefaletin de sınırı olduğu şeklindeki gerekçenin ipotek miktarı ve kefalet miktarı ilişkisi açısından geçerli olamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili istinaf kanun yoluna başvuruda bulunmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince,
HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, her iki taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili ve davalı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesi'nce verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi'nce esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.