4. Hukuk Dairesi
4. Hukuk Dairesi 2021/11887 E. , 2022/13889 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının kısmen kabulüne dair verilen kararın davalı ... tarafından süresinden sonra temyizi istenilmekle, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. K A R A R
Davacılar vekili; davalıların işleten/ sürücüsü ve trafik sigortacısı olduğu traktörün davacıların oğlu ...'e çarpmasıyla ölümlü kaza meydana geldiğini, davacıların ölenin desteğinden yoksun kaldıklarını ve manevi zarara uğradıklarını belirterek, belirsiz alacak davası olarak açtıkları davada fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak ve davalı sigortacı sadece maddi tazminattan sorumlu olmak kaydıyla 1.000,00 TL maddi ve toplam 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden işleyecek faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini talep etmiş; 27/03/2015 tarihli artırım dilekçesiyle, maddi tazminat taleplerini 19.618,07 TL'ye yükseltmiştir. Davalı ..., kusura itiraz ederek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... şirketi vekili; davadan önceki ödemeyle sorumluluklarının son bulduğunu da belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, yapılan yargılamada toplanan delillere göre; davanın kısmen kabulü ile davacı ... için 9.271,67 TL ve .. için 8.346,40 TL destekten yoksun kalma tazminatı, 100,00 TL cenaze giderinin sigortacı için 20/09/2012 ve davalı ... için kaza tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte müteselsilen tahsiline; davacılar için 7.000,00'er TL manevi tazminatın kaza tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'tan tahsiline, fazla isteğin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı ... tarafından temyiz edilmiştir. Dava, trafik kazası sonucu oluşan ölüm nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece verilen 28/05/2015 tarihli karar, temyiz eden davalıya 03/11/2015 tarihinde (TK md 21'e uygun biçimde) tebliğ edildiği halde, temyiz dilekçesinin davalı tarafından yasal süre geçirildikten sonra (22/08/2016 tarihinde) verildiği ve temyiz defterine kaydedildiği görülmektedir. Her ne kadar davalı tarafından karar tebliğinin usulsüz olduğu ileri sürülmekteyse de tebliğin yapıldığı tarihte vekili bulunmayan davalı ...'in geçici süreyle adreste bulunmaması (işte olması) nedeniyle, Tebligat Kanunu'nun 21. maddesindeki usule uygun biçimde karar tebliğinin yapıldığı da dikkate alındığında, temyizin yasal süreden sonra yapıldığı kabul edilmiştir. Süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01/06/1990 gün ve 3/4 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca, Yargıtayca da bu yolda karar verilebileceğinden, davalı ... tarafından süresinden sonra yapılan temyiz isteminin reddi gerekmiştir.