8. Hukuk Dairesi
8. Hukuk Dairesi 2022/5746 E. , 2022/8477 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Kadastro Tespitine İtiraz
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün davacı ... tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R
Mahkemenin vermiş olduğu önceki karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, bozma ilamında özetle; “Mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermek için yeterli olmadığı açıklanarak, mahallinde yeniden keşif yapılması, yerel bilirkişi ve tanıklardan çekişmeli taşınmazın öncesinde kime ait olduğu, kimden kaldığı, kim tarafından ne zamandan beri ne sıfatla ve ne suretle kullanıldığı, satın alma işlemi olup olmadığı, taşınmazın miras bırakan sıfatında sayılabilecek kişi ve kişilere ait olması halinde terekesinin taksim edilip edilmediği, taşınmazın kime kaldığı, halen kimin zilyetliğinde olduğu hususlarının sorularak duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespit edilmesi, beyanlar arasındaki çelişkilerin gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeye çalışılması, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece, verilen kesin süre içerisinde davacı tarafça keşif avansının mahkeme veznesine depo edilmediği gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. 6100 sayılı HMK'nin 324. maddesinde, taraflardan her birinin ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorunda olduğu, avans yükümlülüğünü yerine getirmediği takdirde delilin ikamesinden vazgeçmiş sayılacağı ifade edilmiştir.
Ancak, 6100 sayılı HMK'nin 324. maddesinin uygulanabilmesi için; dosyanın keşfe hazır hale getirilmesi gerektiği gibi, verilecek keşif ara kararında hakim, katip, mübaşir, yerel bilirkişiler, tanıklar ve teknik bilirkişilere verilecek ücretlerle, vasıta ücretinin ve yapılacak tebligatlarla ilgili masrafların kalemler halinde gösterilip, bu ücretlerin temini ve yatırılması için ilgili tarafa makul ve belirli bir süre tanınması, tanınacak bu süre ile keşif günü arasında da bilirkişi ve tanıklara davetiye tebliğ edilip, taşınmaz başında hazır olmalarının bildirilebilmesi için yine uygun bir sürenin bulunması gerekmektedir.
Somut olayda; hükme esas alınan keşif ara kararında "keşif işlemleri icrasında ve tebligat masraflarında kullanılmak üzere 1.600,00 TL gider avansının davacı tarafça 2 haftalık kesin süre içerisinde yatırılmasına, aksi halde davanın usulden reddedileceğinin davacı ve davacı vekiline ihtarına” denilerek kesin süre ve sonuçları belirtilmiş ise de, söz konusu ara kararda keşif avans ücretinin miktarı belirlenmemiş, ayrıca bilirkişiler için ödenmesi gereken ücret, mahkeme yasal yolluğu, mahalli bilirkişiler, vasıta ücreti ve yapılacak tebligatlarla ilgili giderler kalem kalem belirtilmemiştir. Bu haliyle, keşif ara kararının usulüne uygun ve kesin sürenin sonuçlarının uygulanmasını gerektirecek nitelikte olduğundan söz edilemez.
Hal böyle olunca; Mahkemece, davacı tarafa, 6100 sayılı HMK'nin 324. maddesi uyarınca keşif giderlerini yatırması için yeniden yöntemine uygun şekilde, keşif gün ve saatinin de belirlendiği makul bir süre verilmeli ve ara kararı gereklerinin yerine getirilmesi durumunda mahallinde keşif yapılmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu hususlar gözetilmeksizin, usulüne uygun şekilde oluşturulmayan ara kararına sonuç bağlanarak yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.