11. Hukuk Dairesi
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/6093
- Karar No
- 2022/7909
- Karar Tarihi
- 08.11.2022
- Dava Türü
- Hukuk
- Hukuk Alanı
- Genel Hukuk
- Karar Sonucu
- ONANMASINA
11. Hukuk Dairesi 2021/6093 E. , 2022/7909 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 11.04.2017 tarih ve 2014/1490 E. - 2017/261 K. sayılı kararın davalı ve asli müdahil vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi’nce verilen 18.03.2021 tarih ve 2020/255 E. - 2021/285 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline geri çevrilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra iade edildiği anlaşılmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı şahıs, davacı şirketin yetkilisi olduğunu, davacı şirketin elindeyken rızası dışında elinden çıkan çeklerin iptali için dava açtıklarını, davalının çeklerin elinde bulunduğundan bahisle davaya müdahil olması üzerine mahkemece, çek istirdadı davası açmaları için kendilerine süre verildiğini, kendisi ve eşinin yapı dekorasyon ve inşaat işi ile iştigal ettiklerini ve Amerika'da yaşayan ...'dan yatırım amacıyla 120.000 USD para aldıklarını, piyasadan olan alacaklarını tahsil edememeleri sebebiyle ekonomik sıkıntı yaşadıklarını ve ...’le görüşerek durumu izah, süre talep ettiklerini, ...’in bu durumu bir dostu vasıtasıyla avukat olan davalıya anlattığını, davalının bir süre sonra aleyhlerine icra takibi başlattığını, takibin kesinleşmesi üzerine borcun tahsili için davalı avukata 7 adet müşteri çekini ciro edip verdiklerini, davalının bu çekleri almasına ve bir tanesini de tahsil etmesine rağmen bunu müvekkili ...’den gizlediğini ve inkar ettiğini, davalıya borçlu olmadıklarını, çekleri icra dosyası borcuna mahsuben verdiklerini ileri sürerek, netice-i talep kısmında bilgileri gösterilen 6 adet çekin istirdadına karar verilmesini istemiştir. Asli müdahil vekili, davaya konu edilen çeklerin gerçek sahibinin müvekkili olduğunu ileri sürerek, çeklerin istirdadı ile müvekkiline verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, asıl davanın davacılarının, müdahil davacıya borçlu olduğu, davalının bir dönem asli müdahilin avukatlığını yaptığı, davacıların asli müdahile olan borçlarına mahsuben davalı avukata davaya konu çekleri verdiği ancak davalının çekleri asli müdahilin alacağından mahsup etmediği gibi çeklerin verildiği hususunda da asli müdahili bilgilendirmediği, davalı yanın dosyada mübrez 22.01.2014 tarihli belgeyi gerekçe göstererek davacılardan alacaklı olduğunu iddia ettiği ancak dosya kapsamı nazara alındığında icra takibine konu borç kadar miktarın davalı taraftan, davacı tarafa borç olarak verilmesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı, davalı yan daha sonradan sunduğu beyan dilekçesiyle davaya konu çeklerin icra dosyasında hapis hakkı tesis edildiğini beyan ederek yani; hukuki tanımıyla Avukatlık Kanunu'nun 166. maddesi gereğince “hapis hakkı”nı kullandığını ileri sürdüğü, Avukatlık Kanunu'nun 166. maddesinde tanımlanan hapis hakkı, sadece vekalet ücreti alacakları ve yapılan giderler oranında kullanılabildiği, avukatın, müvekkili nam ve hesabına tahsil etmiş olduğu alacak ve değerlerden, ücret ve masraf alacağından fazla bir miktarını “hapis hakkı” adı altında elinde tutması, bu hakkın yasaya konuluş amacına aykırı olduğu gibi, avukatlık meslek kurallarına da aykırı olduğu, aynı şekilde hapis hakkını kullanan avukatın, müvekkilin nam ve hesabına tahsil ettiği alacakları geciktirmeksizin iş sahibine bildirmesi, hangi işten dolayı ve ne miktarda ücret ve masraf alacağı olduğunu açıklaması ve konu ile ilgili karşı tarafı bilgilendirdikten ve gerektiği durumlarda yapılacak hesaplaşmadan sonra, alacağı oranında hapis hakkını kullanmasının gerektiği, bu durumun avukatın müvekkiline hesap verme yükümlülüğünün de tabii bir sonucu olduğu, yine Avukatlık Kanununun 34. maddesinde, “Avukatlar, yüklendikleri görevleri, bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdürler.” hükmü, Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının 43. maddesinde de, “Müvekkil adına alınan paralar ve başkaca değerler geciktirilmeksizin müvekkile duyurulur ve verilir.” hükmü bulunduğu, öte yandan avukat, ancak muaccel olan vekalet ücreti alacakları yönünden hapis hakkını kullanabileceği, yasada avukatlık ücretinin ne zaman muaccel olacağı konusunda açık bir hüküm bulunmamakla beraber, Avukatlık Kanunu'nun 171/1 maddesinde düzenlenen “Avukat üzerine aldığı işi kanun hükümlerine göre ve yazılı sözleşme olmasa bile sonuna kadar takip eder” ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 2. maddesinde düzenlenen “ ücreti, kesin hüküm elde edilinceye kadar olan dava, iş ve işlemler ücreti karşılığıdır” hükümleri gereğince vekalet ücreti alacağının, üstlenilen işin bitmesi ile muaccel hale geldiğinin kabulü gerektiği, bu kabule göre avukat, aksine sözleşme yoksa, işi sonuna kadar takip edip sonuçlandırmadan ücretini isteyemeyeceği gibi bu noktada hapis hakkını da kullanamayacağı, somut olayda; davalının İstanbul 21. İcra Müdürlüğü'nün 2013/18746 sayılı dosyasında asli müdahil adına davaya konu çekleri alarak tahsilat yaptığı, daha sonra 28/05/2014 tarihli azilname ile azledildiği hususlarında bir ihtilaf bulunmadığı, davalı tarafça önce davacı tarafın borcuna mahsuben davaya konu çeklerin alındığı ifade edilmişse de; daha sonra icra dosyasında hapis hakkını kullandığını beyan ettiği, yukarıda açıklandığı üzere davalının hapis hakkının eldeki davada usulüne uygun olarak kullanılmadığının anlaşıldığı, yine anlatılan nedenlerle davaya konu çeklerin asli müdahilin alacağına karşılık verildiği ve davalı tarafça hukuken korunacak bir hakkı bulunmaksızın elinde bulundurularak mahkemeye ibraz etmediği, çeklerin asli müdahile ait olduğu gerekçesiyle, asıl davanın reddine, asli müdahale davasının ise kabulü ile davaya konu çeklerin davalıdan istirdadı ile asli müdahile verilmesine karar verilmiştir.
Karara karşı davalı ve asli müdahil vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davalı ve asli müdahil vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.