11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2021/3561 E. , 2022/7355 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 22.12.2020 tarih ve 2019/609 E. - 2020/760 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin esastan reddine dair Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi'nce verilen 17.03.2021 tarih ve 2021/398 E. - 2021/548 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıdan dış cephe kaplaması için mal satın aldığını, dış cephe kaplamasından 5-6 ay sonra boyalı yüzeyde aşırı solma ve tanecikli dökülmeler meydana geldiğini, bu hususun davalıya derhal bildirildiğini, ayıbın uygulama sonrasında ortaya çıktığını, dış cephe kapsalamasının davalının belirttiği şekilde yapıldığını, davalının ayıbı kabul etmediğini, davacının ayıplı ifa nedeniyle TBK’nın 227. maddesi uyarınca sözleşmeden dönmeyi talep ettiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak belirsiz alacak davası olarak dış cephe kazıma işçilik bedeli olarak 100,00 TL, kısmi dava olarak şimdilik malların bedeli olarak 100.-TL ve çalışan işçilerin maaş ve sigorta bedeli olmak üzere 100,00 TL’nin avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dış cephe kaplamasının davacıya ait taşınmaza 22.08.2017 tarihinde uygulandığını, davacının dava dilekçesinde uygulamadan 5-6 ay sonra ayıbın ortaya çıktığının anlaşıldığını ileri sürdüğünü, bu durumda ayıbın en geç şubat 2018’de davacı tarafından öğrenildiği, davacının ürünle ilgili şikayet tarihinin 19.05.2018 olduğunu, davacının ayıp ihbarını süresinde yapmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını, satılan malların ayıplı olmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; ayıbın uygulama hatasından kaynaklanmadığı, boyanın üretim hatasından kaynaklandığı ve gizli ayıp olduğu, davacı vekilinin dava dilekçesindeki beyanına göre boya uygulamasının 28.09.2017 tarihinde sona erdiği, 5-6 ay sonra hava şartlarına bağlı olarak ayıp ortaya çıktığı, davacının en geç 28.03.2018 tarihinde ayıba vakıf olduğu, davacının ayıp ihbarını 05.06.2018 tarihinde yaptığı, telefon uygulamasıyla yapılan mesajlaşmaların ayıp ihbarı olarak değerlendirilemeyeceği, davacıya yemin teklif hakkının hatırladığı, ancak davacı vekili tarafından yemin deliline başvurulmayacağının bildirildiği, ayıp ihbarının davacı tarafından süresinde yapıldığının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Kayseri Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; davacının ayıbı 29.02.2017-29.03.2017 tarihleri arasında öğrendiği ancak davalıya 19.05.2017 tarihinde şikayet formu ile ayıp ihbarında bulunduğu, davacının bu tarihten önce ayıp ihbarında bulunduğuna dair dosyaya herhangi yazılı bir delil sunmadığı, bu durumda davacının süresinde ayıp ihbarında bulunmadığının kabulü gerekeceği gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.