(Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/9256 E. , 2009/13802 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve yayla olarak sınırlandırılması davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 10.07.2007 gün ve 2007/7622 - 9080 sayılı ilamiyle onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davalı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava; yayla olduğu iddia edilen çekişmeli taşınmazlara ait tapu kaydının iptali ve özel siciline bu niteliği ile işlenmesi istemiyle açılmıştır. Mahkemece, dava kabul edilmiş, karar Dairemizce onanmıştır. Davalı ... İdaresi karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dosyada yer alan bilgi ve belgelerden dava konusu 120 ada 38 parsel sayılı taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında gerçek kişi adına tespit edildiği, kadastro tespitine karşı davalı ... İdaresinin taşınmazların vakfiye kapsamında kaldığından bahisle dava açtığı, Kadastro Mahkemesindeki davada davacı Hazinenin 120 ada 38 parsel sayılı taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiasında bulunduğu, yapılan yargılama sonunda çekişmeli parselin ... İdaresinin dayandığı vakfiye kapsamında kalması nedeniyle ... İdaresi adına tesciline karar verildiği, birleştirilen Hazine’nin davasının reddedildiği, hükmün, Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği anlaşılmaktadır. Davacı Hazine eldeki davada da 120 ada 38 parsel için aynı iddiada bulunmuştur. Burada, kadastro mahkemesinde görülen dava sonucunun eldeki dava için kesin hüküm sayılıp sayılmayacağı hususu üzerinde durulmalıdır. Gerçekten, HUMK.nun 237. maddesi hükmü gereğince iki tarafı, dava konusu ve dayanılan sebebi sonradan açılan dava bakımından aynı ise ortada kesin hüküm vardır. Kesin hükmün varlığı halinde o hüküm, taraflar arasında kesin delil teşkil eder. Hakim de bu kesin hükümle bağlıdır. Diğer taraftan, kesin hüküm teşkil eden bir husus artık yeniden dava konusu yapılamaz.
Bu genel açıklamalardan sonra somut olaya gelince; Hazinenin davası nedeniyle kadastro mahkemesi kararı eldeki dava bakımından da kesin hüküm sonuçlarını meydana getireceğinden bu davada artık davacı Hazine’nin dava konusu 120 ada 38 parselin devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerden olduğu iddiası dinlenemez. Böyle olunca, bu parsel yönünden davanın kesin hüküm nedeniyle reddi gerekirken istemin yeniden incelenip değerlendirilerek hüküm altına alınması doğru değildir. Kararın açıklanan nedenle bozulması gerekir iken yanılgılı değerlendirme ile onandığı anlaşılmakla karar düzeltme isteminin kabulü gerekmiştir.