11. Hukuk Dairesi
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/1815
- Karar No
- 2022/7461
- Karar Tarihi
- 27.10.2022
- Dava Türü
- Hukuk
- Hukuk Alanı
- Ticaret Hukuku
- Karar Sonucu
- ONANMASINA
11. Hukuk Dairesi 2021/1815 E. , 2022/7461 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 12.11.2020 tarih ve 2016/345 E. - 2020/725 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 25.10.2022 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında 29.06.2005 tarihinde süresiz acentelik sözleşmesinin düzenlendiğini, acentelik ilişkisi devam ederken davalının, müvekkilinin herhangi bir kusuru olmamasına rağmen tek taraflı olarak sözleşmeyi feshettiğini, davalının 3 ay sonra sözleşmenin feshedileceğine ilişkin ihbarından sonra söz konusu sürede fiilen müvekkilinin poliçe üretimini engellediği gibi müşterilere doğrudan poliçe sattığını, bu nedenle müvekkilinin elde edeceği komisyondan mahrum kaldığını, yine sözleşme uyarınca müvekkiline ödenmesi gereken ek komisyonun ödenmediğini, davalının tüm bu eylemleri nedeniyle müvekkilinin manevi zarara uğradığını ileri sürerek, şimdilik 10.000.- TL portföy tazminatı, 10.000.- TL komisyon kaybı, 10.000.- TL ek komisyon bedeli ve 50.000.- TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 04.03.2009 tarihli ıslah dilekçesi ile portföy tazminatı talebini 802.662,96 TL'ye, komisyon kaybı talebini ise 494.711,43 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasındaki sözleşmede, taraflardan her birinin diğer tarafa taahhütlü bir mektupla, üç ay evvelinden haber vermek şartıyla sözleşmeyi feshedebileceğinin düzenlendiğini, müvekkilinin de bu kapsamda sözleşmeyi feshettiğini, davacının sözleşme hükümleri uyarınca müvekkilinden tazminat isteyemeyeceğini, kaldı ki sözleşmenin feshinde de davacının kusurlu olduğunu, müvekkilinin davacıdan prim alacağının bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece uyulan bozma ilamına göre, süreklilik unsurunun ve diğer unsurların gerçekleştiği ve davacının portföy tazminatına hak kazandığı ve iptal edilen komisyonların hesaba katılmaksızın yapılan bilirkişi hesabına değer verilerek bilirkişiler tarafından hesaplanan 1 yıla karşılık gelen ortalama tutarın 552.736.- TL olduğu, acentenin birtakım yükümlülüklerine aykırı davrandığı ispat edilemediği gibi, davacının sözleşmenin feshinde bir kusurunun bulunmadığı, hakkaniyet indirimi yapılmadığı, davacının geçmiş dönem performansı göz önünde bulundurularak yapılan tespitler dikkate alındığında, fesih dönemi ile aynı zaman dilimine denk gelen geçmiş dönem komisyonlar tutarının 388.497.- TL olduğu, davacının bu komisyonu elde etmek için yapacağı masraflardan tasarruf ettiği göz önüne alınarak takdiren %15 oranında hakkaniyet indirimi yapılmasının uygun olduğu, davacının talep edebileceği komisyon alacağının 330.222,45 TL olacağı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 330.222,45 TL komisyon alacağının 10.000.- TL'sinin dava tarihinden itibaren, kalan 320.222,45 TL'sinin ıslah tarihi olan 04.03.2009 tarihinden itibaren hesaplanacak avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 552.736.- TL portföy tazminatının 10.000.- TL'sinin dava tarihinden itibaren, kalan 542.736.- TL'sinin ıslah tarihi olan 04.03.2009 tarihinden itibaren hesaplanacak avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacı her ne kadar %5 ek prim alacağı talep etmiş ise de, bu alacağını ispatlayamadığından ve manevi tazminat talebinde bulunmuş ise de; manevi tazminat koşulları gerçekleşmediğinden davacının bu taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve 6102 sayılı TTK’nın 122/3. maddesine göre acentenin kusuru sebebiyle sözleşmenin müvekkil tarafından haklı sebeplerle feshedilmesi halinde acente tarafından portföy tazminatı talebinde bulunulamayacak olup, mahkemece portföy tazminatında hakkaniyet indirimi yapılmamasının gerekçesi olarak acentenin sözleşmenin feshinde bir kusurunun bulunmadığının anlaşılmasının da gösterilmesi isabetli değil ise de, bunun sonuca etkili olmamasına göre taraf vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.