Aramaya Dön

(Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi

Esas No
E. 2008/7622
Karar No
K. 2008/9538
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Gayrimenkul Hukuku

(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi         2008/7622 E.  ,  2008/9538 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 28.09.2007 gününde verilen dilekçe ile tersimat hatasının düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın yargı yolu nedeniyle reddine dair verilen 30.11.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R

Davacı, öncesi 448 parsel iken ifraz ve tevhidle 3026 parsel numarası alan taşınmazın davalıya ait 452 parsel sayılı taşınmaza sınır olduğunu, iki taşınmazın bulunduğu paftada 1957 yılında yapılan kadastro tespiti sırasında tersimat hatası yapıldığını, bunun düzeltilmesi için açtığı davanın düzeltme işleminin Kadastro Müdürlüğünce yapılacağı gerekçesiyle reddedildiğini, bunun üzerine Kadastro Müdürlüğüne başvurduğunu ancak Müdürlüğün istemini reddetdiğini ileri sürerek Kadastro Müdürlüğünün red işleminin iptali ile taşınmazlardaki tersimat hatasının düzeltilmesini talep etmiştir.

Davalılar, davanın reddini savunmuşlar, mahkemece Kadastro Müdürlüğünün 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 41. maddesi gereğince talep edilen düzeltme istemini red işleminin idari bir işlem olduğu, bunun idari yargıda iptal edileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Hükmü, davacı temyiz etmiştir.

Dava, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 41. maddesi uyarınca Kadastro Müdürlüğünce düzeltme işleminin yapılmaması nedeniyle düzeltmenin mahkeme tarafından yapılması isteğine ilişkindir. Kadastro Müdürlüğü davacının 41. madde uyarınca yaptığı talebi reddetmiştir. Mahkeme, bu red kararı nedeniyle davanın idari yargıda görüleceğini kabul etmiştir.

Bilindiği gibi, 2577 sayılı İdare Yargılama Usulü Kanunu'nun "idari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" başlıklı 2.maddesinde idari dava türleri ve idari yargı yetkisi açıkça düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için açılan iptal davaları, tam yargı davaları ve idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan anlaşmazlıklara ilişkin davalar idari dava türleri olarak gösterilmiş, yargı yetkisinin sınırı ise idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olduğu belirtilmiştir.

Görülüyor ki, idari davaların türleri ve yargı yetkisinin sınırları belirtilirken idare mahkemelerin yerindelik denetimi yapacağından söz edilmiş, yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayarak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde karar vereceğine ilişkin bir düzenleme getirilmemiştir.

Bu bağlamda somut olaya baktığımızda, taşınmazların geometrik durumlarını ve hak sahiplerinin belirlenmesi için yapılan kadastro çalışmaları, bu çalışmalara göre sicillerin oluşturulması, sicildeki değişiklerin kayda işlenmesi mahkemenin de kabul ettiği gibi idarenin görevleri arasındadır. Ancak, idarenin bu görevlerini yerine getirirken taşınmazların geometrik durumlarının hatalı tespiti veya hak sahiplerinin hatalı belirlendiği veya diğer kayıtların yolsuz veya usulsüz oluştuğu iddiasının bulunması halinde, gerçek durumun tespiti ve düzeltilmesine ilişkin davalar adli yargıda görülerek çözümlenmesi gereken uyuşmazlıklardır. Her ne kadar Kadastro Müdürlüğü, idari bir işlemle düzeltme başvurusunu reddetmiş ise de, müdürlükçe yapılacak işlem doğrudan taşınmazın sicilini etkileyeceğinden işlemin yapılması ya da yapılmaması halinde bunun denetlenmesi daima adli yargının işidir. Mahkemenin yargı yolu yönünden davayı reddi doğru değil ise de;

Taraf taşınmazlarının kadastro tespitine esas ölçü değerlerinin paftaya yanlış işaretlendiği, bu işaretlemeden sonra 41. madde uygulaması yapılmadan ifraz ve tevhid işlemlerinin yapıldığı, daha sonradan da 3194 sayılı Kanunun 15 ve 16. maddesi uyarınca düzenleme yapılırken hatalı tersimatın esas alındığı anlaşılmaktadır.

Sonuç olarak, başlangıçta yapılan hata sonraki işlemlere yansıtılmış ve son tapu kayıtları oluşmuştur. Bu kayıtların dayanağı İmar Kanunu düzenlemesidir. Artık, bu aşamadan sonra tarafların mahkemeden tersimat hatasının düzeltilmesi yoluyla kayıtları düzelttirme olanakları yoktur. Davanın bu nedenlerle reddi gerekirken, yazılı nedenle reddi doğru olmamış ise de, HUMK.nun 438/son maddesi uyarınca yerel mahkeme kararı gerekçesinin açıklandığı şekilde düzeltilmesine, kararın bu şekilde gerekçesi DEĞİŞTİRİLEREK ve DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 18.07.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog