(Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2006/9594 E. , 2006/12263 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 9.12.2004 gününde verilen dilekçe ile 3402 sayılı Yasanın 41.maddesi uyarınca yapılan düzeltme işleminin iptali, 29.3.2005 tarihinde açtığı dava ile de tapulu taşınmaza elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine davalar birleştirilerek yapılan duruşma sonunda; düzeltme işleminin iptaline, elatmanın önlenmesi isteminin reddine dair verilen 31.5.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R
Davacı, paydaşı bulunduğu 433 parsel sayılı taşınmazı ile davalıya ait 432 parsel sayılı taşınmazda 3402 sayılı Kadastro Kanununun 41 maddesine göre düzeltme işlemi yapıldığını ve bu işlemle davalıya ait taşınmaza mülkiyet aktarımı olduğunu ileri sürerek kadastro müdürlüğünün düzeltme işleminin iptalini istemiştir. Davacının düzeltme işlemine konu alanın davalı taşınmazına eklenmesinin usulsüz olduğu iddiasıyla bu yere davalının elatmasının önlenmesi ve kal istemiyle açtığı elatmanın önlenmesi davası da eldeki dava ile birleştirilmiştir. Davalı davaların reddini savunmuş, mahkemece düzeltme işleminin iptaline elatmanın önlenmesi isteminin ise reddine dair verilen hüküm taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı tarafından açılan ilk dava 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 41.maddesi uyarınca yapılan düzeltme işleminin iptali isteğine ilişkindir. Anılan hüküm, “Kadastroları kesinleşmiş taşınmaz mallarda, vasıf ve mülkiyet değişikliği dışında kalan ölçü, tersimat ve hesaplamalardan doğan fenni hatalar, ilgilinin müracaatı veya Kadastro Müdürlüğünce resen düzeltilir.”şeklinde iken 3.3.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5304 sayılı yasanın 9. maddesi ile, “Kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerle geometrik durumları kesinleşmiş olan taşınmazlarda ölçü, sınırlandırma, tersimat ve hesaplamalardan doğan hatalar, ilgilinin müracaatı veya kadastro müdürlüğünce re’sen düzeltilir. Düzeltme, taşınmaz malikleri ile diğer hak sahiplerine tebliğ olunur. Tebliğ tarihinden başlayan otuz ... içinde düzeltmenin kaldırılması yolunda sulh hukuk mahkemesinde dava açılmadığı takdirde, yapılan düzeltme kesinleşir.
Kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerle kesinleşmiş olan taşınmazlarda, değişiklik işlemleri sırasında ortaya çıkan yüzölçümü farklılıklarından, kadastronun dayandığı teknik kurallarda belirtilen hata sınırları içinde kalanların re’sen düzeltilmesine kadastro müdürlükleri yetkilidir.” şeklinde değiştirilmiş, böylece, açıklanan teknik hataların düzeltilmesinde vasıf ve mülkiyet değişikliğini engelleyen ifadeler madde metninden çıkartılmıştır. Ancak, buradaki mülkiyet değişikliğinden, orijinal ölçü değerlerinin zemine uyumlu hale getirilmesi amaçlanmakta olup, tapu iptali ve tescil yolu ile çözümlenecek nitelikte olan kadastro tespitine dayalı istemler bu madde kapsamında değerlendirilmemiştir.
Somut olayda da, dava konusu taşınmazlarda tersimat hatası yapıldığı gerekçesiyle, Kadastro Müdürlüğünce düzeltme yapılmıştır. Ancak, yapılan işlem ile taşınmazın geometrik durumu değiştirilmiş, bu değişiklik taraflar arasında davalı yararına mülkiyet nakline de neden olmuştur. Yukarıda da açıklandığı gibi bu mülkiyet değişikliğinin, ölçü tersimat ve hesaplamadan kaynaklanıp kaynaklanmadığının, saptanan hata nedeniyle yapılan düzeltme sonucu fiili kullanım durumu diğer bir anlatımla kadastro tespitine esas olan, ancak, teknik hata nedeniyle çapa hatalı yansıyan mülkiyet sınırlarının düzeltilip düzeltilmediği araştırılmalıdır. Mahkemece, belirtilen şekilde, Yasada yapılan değişiklik doğrultusunda inceleme yapılarak sonuca ulaşılması gerektiğinden düzeltme işleminin iptali isteğinin değişik gerekçelerle reddi doğru değildir.
Diğer yandan, davacının yine sulh hukuk mahkemesinde açtığı elbirliği mülkiyetine konu düzeltme yapılan alana davalının elatmasının önlenmesi ve taşınmaz üzerindeki yapıların yıkımı istemli davasının, her ne kadar sonucu düzeltme işleminin iptali istemiyle açılan davada verilecek hükme bağlı ise de bu hususu bekletici mesele yapmak yerine her iki davanın birleştirilerek sonuçlandırılması da ayrıca doğru görülmemiştir. Şöyle ki;
Davaların aynı yada benzer sebeplerden kaynaklanması veya biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması halinde HUMK m. 45 uyarınca birleştirilmeleri olanağının varlığı kuşkusuzdur. Ancak aralarında bağlantı bulunan her davanın birleştirilmesinin zorunluluğundan gerek Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda gerekse öğreti ve uygulamada söz edilmemiştir. Öncelikle bağlantılı davaların birleştirilmesinde yasal bir engel halin söz konusu olmaması ve birleştirmede yarar bulunmasının gerekliliği açıktır. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 41. maddesi gereğince açılan davalarda sulh hukuk mahkemeleri münhasıran görevli kılınmıştır. Kanunun münhasıran görevli kıldığı sulh hukuk mahkemesinde görülecek düzeltme işleminin iptali istemli dava, işlemin hukuka uygunluğunu denetleme amacına yönelik olup, basit usule göre yapılacak hızlı bir yargılama ile sonuca ulaşılmalıdır. Tamamen teknik bir incelemeyi gerektiren eldeki bu dava ile niteliği ve toplanacak deliller itibariyle farklı bir araştırma ve incelemeyi gerektiren elatmanın önlenmesi davasının birleştirilmesi, taraflar arasındaki hukuki sorunların ayıklanması ve çözüme ulaştırılmasında yargılamanın uzaması sonucunu doğuracaktır. Bu yönde, adil yargılama ilkesinin bir parçası olan, usul ekonomisi olarak tanımlanan basit, hızlı ve ucuz yargılama ilkesi ile bağdaşmayacaktır. Hal böyle olunca mahkemece yapılacak iş, elatmanın önlenmesi davasının ayrılmasına karar vermek ve düzeltme işleminin iptali davasının az yukarıda değinilen yöntemlerle araştırarak sonuca ulaşmak olmalıdır. Karar bu nedenlerle bozulmalıdır.