20. Hukuk Dairesi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2022/1138 - 2022/1703
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ : 04/10/2021
NUMARASI : 2014/306 E. - 2021/306 K.
GEREKÇE
Dava, FSEK'in 68. maddesine dayalı telif tazminatı istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava dilekçesinde, yukarıda özetlenen vakıalar açıklandıktan sonra talep sonucu kısmında, her iki yazılımın telif hakkından doğan alacakları zımnında 140.000 Amerikan Doları ile ... ... Ticaret ve San. AŞ'de kalan ve teminat olarak ...'a devredilmiş bulunan yüzde otuzluk hissenin reel değeri zımnında 10.000 Amerikan Doları olmak üzere 150.000 Amerikan dolarının tahsili talep edilmiştir.
İlk derece mahkemesinin 08.12.2015 tarihli oturumunda, davacı vekiline taleplerini ve dava dilekçesinin kapsamını, davanın, 5846 sayılı yasanın 68. gereğince telif tazminatı olarak mı yoksa sözleşmelerin feshi nedeniyle alacak davası olarak mı açıldığını açıklaması hususunda süre verilmiş, davacı vekilince sunulan 22.12.2015 tarihli dilekçede, davacı Şirket adına tescilli olup, taraflar arasındaki sözleşmeler uyarınca ... AŞ'ye devredilen iki adet yazılımın, yine taraflar arasındaki 22.12.2010 tarihli sözleşme kapsamında davacılara iade edilmeyip halen ... AŞ adına tescilli bulunduğu, davanın FSEK'in 68. maddesine dayalı olarak açılmış tazminat davası olduğu, anılan maddeye göre, mali haklara tecavüz halinde, eser sahibinin sözleşme yapılması halinde isteyebileceği bedelin üç kat fazlasını talep edebileceği, dava dilekçesinde sözleşme bedelini açıklayabilmek için her iki telif hakkı devir sözleşmesi tutarlarına (3.500.000 USD+20.000.000 USD) ilave olarak ... AŞ'nin yüzde otuzluk rayiç hisse bedelinin ilave edilmesi gerektiğini, taraflar arasındaki gerçek sözleşme bedelinin bu şekilde bulunabileceğini ifade ettikleri, buna göre taraflar arasındaki sözleşme bedelinin toplam 28.750.000 Amerikan Doları olduğu, sözleşme bedeli olarak ödenen ücretlerin tamamı, davalı tarafça geri alındığına göre davalının, dava konusu yazılımı sözleşme dönemi içerisinde kullanmış olması karşısında doğacak telif hakkı ücretini ve sözleşme sonrasında da yazılımı kullanmaya devam etmesi sebebiyle doğacak telif hakkı ücretini davacılara ödemesi gerektiği, bu sebeple FSEK'in 68. maddesi uyarınca sözleşme bedelinin üç kat fazlasıyla telif tazminatı olarak davacıya ödenmesini talep etme zorunluluğunun doğduğu açıklanmıştır.
HMK'nın 31. maddesinde hakimin davayı aydınlatma ödevi düzenlenmiş olup, buna göre hakim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir.
Anılan hüküm kapsamında mahkemece, dava dilekçesinin açıklattırılması istenilmiş, davacı vekilince de yukarıda özetlenen 22.12.2015 tarihli dilekçe ile dava dilekçesi açıklanmıştır. O halde eldeki dava, eser sahipliğinden kaynaklanan hakların ihlal edildiği iddiasına dayalı FSEK'in 68. maddesi uyarınca açılmış telif tazminatına ilişkindir. Zira anılan davacı dilekçesinde, bu husus açıkça vurgulanmış ve şirket hisse bedelinin de, FSEK'in 68. maddesi kapsamında tespit edilecek rayiç bedelin belirlenmesinde dikkate alınması için bahis konusu yapıldığı belirtilmiştir.
Davanın FSEK'in 68. maddesine dayalı telif tazminatı olması karşısında ilk derece mahkemesinin, davacının sermaye taahhüdü olarak ... AŞ'ye devretmeyi taahhüt ettiği telif hakkının, 22/12/2010 tarihli sözleşme ile %30 oranına düşürülen davacı hissesi karşılığı olarak mer’i kalmaya devam ettiği, 12/09/2012 tarihli sulh sözleşmesi ile de maden hakları ve ruhsatlar dışındaki diğer hususlardan dolayı tarafların birbirlerini ibra ettikleri, bu durumda dava konusu yazılımların teliflerinden dolayı davalı taraftan bir talepte bulunulamayacağı, davacı yanın %30 oranındaki şirket hisselerini, teminat olarak davalı ...’a devrettiği yönündeki iddiasını tevsik edici bir kayda rastlanılmadığı gibi 22/12/2010 tarihli sözleşmede böyle bir hükme yer verilmediği, aynı tarihli yönetim kurulu kararında da teminat ibaresinin yer almadığı yönündeki gerekçesi, dosya kapsamı ile uyumlu olmamıştır. Zira, davacının dava dışı şirketteki hisse bedeline ilişkin bir talebi olmayıp, şirket hisse bedelinin, davalı tarafça izinsiz olarak kullanıldığı ileri sürülen yazılımların, rayiç bedellerinin tespitinde dikkate alınması talep edilmiştir. Öte yandan, taraflar arasındaki 12.09.2012 tarihli sulh anlaşmasının konusu, ... adına kayıtlı bulunan taşınmaz ile üzerindeki yapıların, 22.12.2010 tarihli sözleşmede belirtilen toplam 9.023.000,00 TL miktarındaki borca karşılık, ... veya göstereceği kişiye satılmasıdır. Bu sözleşmede, taraflar arasındaki 22.12.2010 tarihli sözleşmede yer alan maden hakları ve ruhsatlar dışında diğer hususlardaki yükümlülüklerin sona erdiği ve birbirlerini ibra ettikleri düzenlenmiş ise de eldeki davanın konusu, taraflar arasındaki sözleşmeler sonlandırılmasına rağmen davalının izinsiz olarak davacının eser sahibi bulunduğu yazılımları kullanması olduğundan, işbu davada talep edilen telif tazminatının ibra kapsamında kaldığı söylenemez. Son olarak davacı tarafın, davaya konu yazılımları sermaye olarak ... AŞ'ye devrettiği, şirket ortaklığının da devam ettiği, bu nedenle telif tazminatı istenemeyeceği gerekçesi de, davacıların ... AŞ'de bir hisselerinin kalmaması karşısında yerinde değildir. Kaldı ki söz konusu yazılımlar, adı geçen şirkete sermaye olarak konulmamış, yalnızca taraflar arasındaki sözleşme uyarınca bu şirkete devredilmiştir. Dolayısıyla ilk derece mahkemesinin gerekçesi yerinde değildir. 5846 sayılı FSEK'in 68. maddesine göre, "Eseri, icrayı, fonogramı veya yapımları hak sahiplerinden bu Kanuna uygun yazılı izni almadan, işleyen, çoğaltan, çoğaltılmış nüshaları yayan, temsil eden veya hertürlü işaret, ses veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletenlerden, izni alınmamış hak sahipleri sözleşme yapılmış olması halinde isteyebileceği bedelin veya bu Kanun hükümleri uyarınca tespit edilecek rayiç bedelin en çok üç kat fazlasını isteyebilir." Eser üzerindeki mali haklar ise aynı Kanun'un 22. vd. maddelerinde düzenlenmiştir. FSEK'in 22. maddesi uyarınca bir eserin aslını veya kopyalarını, herhangi bir şekil veya yöntemle, tamamen veya kısmen, doğrudan veya dolaylı, geçici veya sürekli olarak çoğaltma hakkı münhasıran eser sahibine aittir. Çoğaltma hakkı, bilgisayar programının geçici çoğaltılmasını gerektirdiği ölçüde, programın yüklenmesi, görüntülenmesi, çalıştırılması, iletilmesi ve depolanması fiillerini de kapsar. O halde, bir bilgisayar programının hak sahibinden izinsiz biçimde bilgisayara yüklenmesi, görüntülenmesi, çalıştırılması, iletilmesi ve depolanması, hak sahibinin çoğaltma hakkını ihlal edecek ve böyle bir durumda FSEK'in 68. maddesi uyarınca tazminata hükmedilebilecektir.
Davaya dayanak yapılan yazılımların, ilim ve edebiyat eseri niteliğinde bulundukları dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarında açıklanmıştır. Ayrıca dosya kapsamı ve taraflar arasındaki sözleşmelerden, eserlerin yaratıcısının davacı gerçek kişi olduğu, diğer davacının ise eser üzerindeki mali hakları kullanma yetkisinin bulunduğu, taraflar arasındaki anlaşmalar uyarınca eserlerin dava dışı şirket adına kaydedildiği, dava dışı şirket adına programların tesciline ilişkin sözleşmelerin taraflarca ortadan kaldırıldığı, dolayısıyla davacı tarafın aktif husumet ehliyetine sahip olduğu kabul edilmiştir. Burada önemle üzerinde durulması gereken husus, işbu davanın konusunun, maden sahalarının bulunması ya da işletilmesi değil, taraflar arasındaki sözleşmeler kapsamında davalıya kullanım izni verilen yazılımların, taraflar arasındaki sözleşmeler sona erdirilmesine ve hak sahibi olan davacıların rızası ortadan kalkmasına rağmen, söz konusu yazılımların davacıya iade edilmeyip, izinsiz biçimde davalılarca kullanılması iddiasıdır. FSEK'in 23.,24. ve 25. maddelerinde düzenlenen mali hakların ihlal edildiği iddiası olmadığına göre FSEK'in 22. maddesi kapsamında, davacıların çoğaltma haklarının ihlal edilip edilmediği değerlendirilmelidir. Yukarıda belirtildiği üzere, davacıların çoğaltma haklarının ihlalinden söz edilebilmesi için, bu yazılımların, davalı tarafça bilgisayarlara yüklendiğinin ispatı gerekmektedir. Nitekim ilk derece mahkemesince de 28.11.2017 tarihli oturumda bu yönde ara karar kurulmuş, ancak davacı tarafça, davalının holding olduğu düşünüldüğünde sahip olduğu yüzlerce iş yeri ve binlerce bilgisayar üzerinde fiili olarak inceleme yapılmasının mümkün olmadığı, böyle bir incelemenin gereksiz ve faydasız olduğu ileri sürülerek, bu incelemenin yapılmaması talep edilmiş, mahkemece de bu yönden bir inceleme yapılmamıştır. O halde, davacı tarafın hak sahibi olduğu yazılımların, davalı tarafça sözleşme süresinden izinsiz biçimde bilgisayarlarına kurulduğu, ya da daha önce kurulan programların, sözleşmenin sona ermesinden sonra kullanıldığı ispat edilemediğinden, davacının çoğaltma hakkının ihlal edildiğinin ispat edilemediği kanaatine varılmıştır. Öte yandan davalıların, taraflar arasındaki sözleşmenin sona ermesinden sonra yeni maden sahası bulmaları ya da maden ruhsatı almaları da, davacı yazılımlarının kullanıldığının kabulü için yeterli değildir. Zira bu yönde herhangi bir emare dosya kapsamında bulunmamaktadır. Yine dosyada mevcut bilirkişi raporlarında, dava konusu yazılımların kullanılması suretiyle maden ve kültür varlıkları bulmanın mümkün olmadığının açıklandığı da gözetildiğinde, davalının yeni maden sahası bulması ya da ruhsatlandırılması, tek başına davacı tarafa ait yazılımların kullanıldığını göstermez. Bu durumda davacı taraf, hak sahibi olduğu yazılımdan kaynaklanan mali haklarının davalı tarafça ihlal edildiğini ispat edemediğinden, bu nedenle FSEK'in 68. maddesi kapsamında bir tazminat talep edemeyeceği kabul edilmiştir.
Yukarıda detaylı biçimde açıklandığı üzere dava, FSEK'in 68. maddesine dayalı tazminat istemine ilişkin olup, açıklanan nedenlerle iddia ispat edilememiştir. Ancak bir an için davacının, taraflar arasındaki sözleşmelerin geriye dönük olarak sonlandırdığı ve bu sözleşmeler kapsamında aldığı parayı iade ettiği, bu nedenle de söz konusu yazılımların bedelini talep ettiği kabul edilse dahi, bu durumda da geriye dönük olarak ortadan kaldırılan sözleşmeler nedeniyle tarafların ancak verdiklerini geri isteyebilecekleri, nitekim bu kapsamda davacının aldığı parayı iade ettiği gözetildiğinde, davacı ancak söz konusu yazılımların iadesini talep edebilecektir. Ancak, davacının böyle bir talebi bulunmamaktadır. Öte yandan, davalının söz konusu yazılımları kullanmak suretiyle elde ettiği bir menfaatin varlığı da ispat edilemediğinden, davacının bu nedenle bir bedel talep etmesi de mümkün değildir. Son olarak, taraflar arasındaki sözleşmeler geriye dönük olarak sona erdirildiğinden artık sözleşmede belirlenen bedel de talep edilemeyeceğinden, davacının bu talebi de yerinde görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. HMK.'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmelidir. Diğer bir ifade ile kanun koyucu, temyiz kanun yolunda Yargıtay tarafından verilen yerel mahkeme hükmünün düzeltilerek onanması kararını, istinaf mahkemeleri için öngörmemiş, bu halde istinaf mahkemesince yeniden esas hakkında karar verilmesini istemiştir. Mahkemece yapılan yanlışlığın giderilmesinin ise yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği anlaşıldığından, Dairemizce davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
1.Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 04/10/2021 gün ve 2014/306 Esas - 2021/306 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2.Yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın REDDİNE,
3.Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 80,70 TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 5.464,80 TL'nin mahsubu ile kalan 5.384,10 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
4.Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden ve istinaf kanun yoluna başvuran davacılar aleyhine karar verilemeyeceğinden, ilk derece mahkemesi karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 5.900,00 TL maktu ücreti vekâletin davacılardan alınarak davalılara verilmesine,
5.Davacı tarafın ilk derece ve istinaf aşamasında yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına,
6.Davalılar tarafından yargılama gideri sarfedilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7.Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333),
8.Davacı tarafın istinaf başvurusu kabul edildiğinden istinaf harcı olarak yatırılan 80,70 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde anılan davacı tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 30/12/2022 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 30/01/2023
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.