(Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2007/10264 E. , 2007/11882 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 27.2.2006 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 27.3.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, tapu tahsis belgesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece dava kabul edilmiş, hükmü davalı Hazine temyiz etmiştir.
Hukuk Genel Kurulu’nun 4.12.1996 tarihli ve 1996/14-763-864 sayılı kararında da belirtildiği gibi, tapu tahsis belgesi bir mülkiyet belgesi olmayıp yalnızca fiili kullanmayı belirleyen ve ilgilisine kişisel hak sağlayan bir zilyetlik belgesidir. Tapu tahsis belgesinin varlığı tahsis edilen yerin adına tahsis yapılan kişi veya mirasçıları adına tescili için yeterli değildir. Tahsis kapsamındaki yerin hak sahibi adına tescil edilebilmesi için; Hukuki yönden geçerliliğini koruyan bir tapu tahsis belgesinin bulunması, Tahsise konu yerde 3194 Sayılı Yasanın 18.maddesi uyarınca imar planı veya 3290 Sayılı Yasa ile değişik 2981 Sayılı Yasa uyarınca ıslah-imar planlarının yapılmış olması, İlgilisine, tapu tahsis belgesi gereğince bir başka yerden tahsis yapılmamış olması, Tahsise konu yerin kamu hizmetine ayrılmamış ve imar planına göre konut alanında kalmış olması, Tahsise konu yer ile tescili istenilen taşınmazın aynı yer olup olmadığı ve taşınmazın niteliklerinin belirlenmesi amacıyla mahallinde uzman bilirkişiler aracılığı ile keşif yapılması, Tahsise konu arsa bedelinin ödenmiş olması, ödenmemiş ise taşınmazın dava tarihindeki rayiç değerinin uzman bilirkişiler aracılığı ile saptanarak hükümden önce mahkeme veznesine veya belirlenecek tevdi mahalline depo edilmiş olması. İmar parsellerinin oluşturulması sırasında, şuyulandırmaya tabi tutulan parselden 3290 Sayılı Yasa ile değişik 2981 Sayılı Yasanın 18/b-c maddesi uyarınca düzenleme ortaklık payı kesilip kesilmediğinin, kesilmiş ise uygulanan oranın saptanması gerekir,
Mahkemece, yukarıda belirtilen koşullar doğrultusunda yapılacak inceleme sonucunda, tescil isteğinin kabulü için yasal koşulların oluştuğu kabul edildiği takdirde, 3290 Sayılı Yasa ile değişik 2981 Sayılı Yasanın 10/C-2 maddesi gereğince tahsise konu yerde uygulanan düzenleme ortaklık payının davacıyı da bağlayıcı nitelikte olduğu dikkate alınarak tahsis miktarından bu oranda yapılacak indirimden sonra kalan miktarın tesciline karar verilmelidir. Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Mahkemece yukarıda sayılan inceleme ve araştırma yapılmamıştır. Bu nedenle özellikle taşınmazın bulunduğu yörede 3194 sayılı yasanın 18 maddesi uyarınca imar planı veya ıslah-imar planlarının yapılıp yapılmadığı belediyeden sorulmalı, imar planları varsa getirtilmeli, imar planlarında taşınmazın konut alanında kalıp kalmadığı sorulup saptanmalıdır.
Diğer taraftan, davalı Hazinede mevcut tahsis belgesi işlem dosyası getirtilmeli, tahsisin geçerliliğini koruyup korumadığı, davacının bedeli ödeyip ödemediği yönü üzerinde durulmalı, bedel ödememişse taşınmazın dava tarihindeki rayiç değeri uzman bilirkişilere hesaplattırılmalı, bulunacak bedel mahkeme veznesine depo ettirilmelidir. Diğer taraftan, davacıya tahsisin 400 metrekare üzerinden yapıldığı gözetilmeli, düzenleme ortaklık payı oranı belirlenmeli, tahsise konu yerde 400 metrekare üzerinden düzenleme ortaklık payı da kesilerek indirimden sonra kalan miktarın tescili şartları varsa kalan miktarın tesciline karar verilmelidir. Tüm bu yönler bir yana bırakılarak istemin eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde kabulü doğru olmadığından, kararın bozulması gerekmiştir.