Esas No
E. 2021/3374
Karar No
K. 2022/7370
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

11. Hukuk Dairesi         2021/3374 E.  ,  2022/7370 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 26.09.2017 tarih ve 2014/914 E. - 2017/766 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 11.02.2021 tarih ve 2019/143 E. - 2021/170 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, ticari plakalı taksi sahibi olan müvekkilinin taksiyi dava dışı ...’a kiraladığını, adı geçen kişinin müvekkilinden mevcut taksinin eskidiği ve yeni bir taksi alınması gerektiğinden bahisle vekaletname istediğini, müvekkilinin bunun üzerine ...'a, ortaklarına ve çalışanlarına trafik tescil işlemleri için ...5. Noterliği'nin 04.01.2013 tarihli vekaletnamesini verdiğini, ilerleyen süreçte ...’ın bu vekaletnameye istinaden kendisi adına davalı bankadan 4 ayrı kredi kullandığını ve vermiş olduğu vekaletnamede adına kredi kullanma yetkisi bulunduğunu da öğrendiğini, ancak müvekkilinin kredi kullanma iradesinin bulunmadığını, vekaletnamenin verildiği esnada ... ve noter çalışanları tarafından başka bir vekaletname gösterilerek aldatıldığını, bu şekilde borçlandırılmasında davalı bankanın ağır kusurunun bulunduğunu zira banka tarafından kredilerin kullandırılması aşamasında müvekkilinden teyit alınmadığı gibi, ... isimli şahsın aynı yöntemle davalı bankadan 3. kişiler adına 70-75 milyon TL tutarında kredi kullandığını, davalı bankanın özen yükümlülüğü gereğince ve şube çalışanlarının her türlü ihmal kusurundan dolayı sorumlu olduğunu ileri sürerek, müvekkilinin söz konusu krediler nedeniyle davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiş, akabinde kredi borcunun ödendiğini bildirerek davayı istirdat davasına dönüştürmüştür.

Davalı vekili, müvekkilinin vekaletnameye istinaden işlem yaptığını, kredi kullandırmadan önce vekaletnamenin geçerliliğini ilgili noterden teyit ettiğini, müvekkiline atfı kabil bir kusur bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın davacının vermiş olduğu vekaletname ile tayin edilen vekil aracılığı ile davacıya kredi kullandırdığı, kredi kullanımının vekaletname ile verilen yetki çerçevesinde gerçekleştiği, davalı bankanın kredi kullandırmadan önce vekaletnamenin geçerliliğini ilgili noterliğe teyit ettirdiği, bu hale göre davalıya atfı kabil bir kusur bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İstinaf mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, somut olayda, herhangi bir banka adı, kullanılacak kredi türü ve sayısı belirsiz olarak, farklı bir amaçla düzenlenmiş vekaletname içinde yer alan, bankalardan vekalet veren adına kredi kullanmaya ve kredi bedellerini tahsile dair verilen yetki kapsamında davacı adına müteaddit defalar aynı şekilde plaka işletme kredisi kullanılmış olmasına rağmen, basiretli bir tacir olarak hareket etmesi gereken ve bir güven kurumu olan davalı bankanın söz konusu işlemlerin şüpheli olmasına ve aynı tür kredinin aynı şahıslar tarafından ve önceki kredi borcu ödenip bitirilmeden bir kaç ay ara ile tekrar kullandırılması, bu kredi kullandırımları sırasında vekalet veren davacının hiç bir şekilde bilgilendirilmemesi, davacı adına açılan kredili mevduat hesabında sadece vekaletnamede bulunan adres ile yetinilerek telefon gibi hızlı iletişim araçlarıyla ilgili bilgi istenilmemesi, yine farklı şahıslar adına aynı şekilde davalı banka şubesinden benzer vekaletnameler ile aynı kişilere benzer nitelikte pek çok kredi kullandırılmasına rağmen banka personeli tarafından bu işlemlerin şüpheli olduğu kabul edilerek, bankanın her türlü araştırma yapma yetkisi ve vekaleten kredi kullandırımlarında vekalet verenleri bu konuda bilgilendirme ve vekaleten birden fazla kredi kullanımında bu kimseleri arayarak kredi kullanımının bilgileri dahilinde olup olmadığını araştırma yükümlülüğü bulunmasına rağmen, banka personelince sadece ilgili noterlik aranarak vekaletname yönünden azil olup olmadığı sorularak, iptal edilmediklerine ilişkin yanıt üzerine başka her hangi araştırma yapılmaksızın kredi kullandırılması karşısında, davalı bankanın özen yükümlülüğüne uygun davrandığının kabul edilemeyeceği, bu nedenle davalı bankanın kusurunun bulunduğu, davacının ise vermiş olduğu vekaletname içeriğini okumadan ve vekile verdiği yetkiler yönünden denetlemeden vekaletnameyi imzalamış olmakla, zararın meydana gelmesinde müterafık kusurlu olduğu, yargılama sırasında alınan 17.11.2016 tarihli bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere, olayın yukarıda açıklanan oluş biçimi itibariyle somut olayda davacının %40, davalının ise %60 oranında kusurlu olduklarının kabulü gerektiği gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın kısmen kabulü ile 159.905,40 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.

1.Dava, vekaleten kullandırılan kredi nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davacının vermiş olduğu vekaletname ile Türkiye Cumhuriyeti'nde bulunan tüm bankalardan diledikleri koşullarla kredi kullanma hususunda dava dışı kişileri yetkilendirdiği, bu geçerli vekaletname uyarınca dava dışı kişilerin davacı adına kredi kullandıkları, bu kredilerin kısmen ödendiği, bakiye kısmının ödenmediği anlaşılmıştır. Bankanın geçerli olan vekaletnameye uygun olarak işlem yapması karşısında davacının kredilerden sorumlu olacağı, bunun yanında bankaların güven kurumu olması tek başına vekaletnameye değer vermemesi veya vekaletname içeriğinden açıkça yetki verildiği belirlenen hususlarda ayrıca araştırma yapması zorunluluğunu ortaya koymaz. Tüm bu hususlar karşısında, bankanın vekaletname uyarınca davacı adına kredi kullandırması usul ve yasaya ve vekaletname içeriğine uygundur. Nitekim, 3. kişilerce ... ve çalışanlarına verilen vekaletnamelere dayalı olarak davalı bankadan kullanılan kredilere ilişkin açılan menfi tespit davalarında da Dairemizce ve Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesi'nce aynı sonuçlara ulaşılmıştır (Dairemizin 17.03.2022 gün, 2020/7459 Esas-2022/2065 Karar sayılı ve Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesi'nin 24.10.2016 gün, 2016/3383 Esas-2016/13900 Karar sayılı ilamları). Bu itibarla, Bölge Adliye Mahkemesince, belirtilen hususlar gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, hükmün davalı yararına bozulmasını gerektirmiştir.

2.Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 25/10/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY Dava dışı ...'ın aynı bankanın aynı şubesinden çok sayıda kişi için vekaleten kredi çekilmesine aracılık etmesini şüpheli bulması ve davalı Bankanın en azından sözleşmenin tarafı asil borçludan bu konuda teyit alması gerektiği halde almamış olması nedeniyle bir özen kuruluşu olan davalı Bankanın da zararın gerçekleşmesinde kusurlu olduğu, bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanması gerektiğini düşündüğümden Daire çoğunluğunun bozma yönündeki görüş ve kararına katılmıyorum.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Genel Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu HMK md.373/2
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.