Esas No
E. 2022/6243
Karar No
K. 2022/8048
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku

7. Hukuk Dairesi         2022/6243 E.  ,  2022/8048 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 28.05.2015 gününde verilen dilekçe ile mirasın reddi talebi üzerine Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 21.06.2022 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, mirasın hükmen reddi isteğine ilişkindir. Davacı, 25.01.2012 tarihinde vefat eden muris eşi ...’ın terekesinin borca batık olması sebebiyle kendisinin mirası önceden reddettiğini belirterek, çocukları 1997 doğumlu ... ve 2003 doğumlu ...’a velayeten mirasın reddini talep etmiştir.

Davalı, davaya cevap vermemiştir. Mahkemece davanın kabulü ile “davacıların murisi ...’ın terekesinin borca batık olduğunun tespitine” karar verilmiştir.

Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 09.11.2020 gün ve 2016/16914 Esas, 2020/7027 Karar sayılı ilamı ile "... Eldeki dosyada davacı ... ile velayeti altında olan ... ve ...’a mahkemece temsil kayyımı tayin ettirilerek, bu kişilerin yargılamada temsili sağlandıktan sonra davaya devam edilip bir karar verilmesi gerekirken, belirtilen eksiklik giderilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ve hükmün bozulmasını gerektirmiştir." gerekçeleriyle bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, "davacıların yargılama aşamasında 18 yaşını bitirdikleri gözetilerek, davacıların murisi ...’ın terekesinin borca batık olduğunun tespitine” karar verilmiştir.

Hükmü, davalı Hazine vekili temyiz etmiştir.

TMK'nın 605/2. maddesine dayanan mirasın reddi istemi süreye tabi olmayıp mirasçıların iyiniyetli ya da kötüniyetli olmalarının bir önemi bulunmamaktadır. Murisin ödemeden aczi ölüm tarihine göre belirlenir. Ölüm tarihi itibarıyla, murisin tüm malvarlığı terekenin aktifini, tüm borçları ise terekenin pasifini oluşturur. Terekenin pasifinin aktifinden fazla olması terekenin ödemeden aczini ve dolayısıyla da terekenin borca batık olduğunu gösterir (TMK, m. 605/2).

Mirasın hükmen reddine ilişkin olarak açılan davalarda, terekenin açıkça borca batık olup olmadığının araştırılması gerekmektedir. İcra takibi sonunda aciz vesikası düzenlenmesi halinde terekenin borca batık olduğu kabul edilir. Aksi halde terekenin borca batık olup olmadığı, murisin malvarlığı bulunup bulunmadığının usulüne uygun olarak bankalar, trafik tescil müdürlüğü, vergi daireleri, belediyeler ve tapu müdürlüğü vb. kurum ve kuruluşlardan sorulması, murisin alacak ve borçları zabıta marifetiyle de araştırılarak aktif malvarlığı ile takibe konu borç miktarı gözönünde tutularak aktif ve pasifinin tereddüde neden olmayacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir.

Borcun, miras bırakanın şahsi vergi borcu değil, ortağı ve temsilcisi olduğu limited şirketin vergi borcu olduğunun anlaşılması halinde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanun'un 22.7.1998 tarihli 4369 sayılı Yasayla değişik 35. maddesi hükmüne göre; limited şirket ortakları, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun gereğince takibe tabi tutulurlar. Aynı Kanun'a 25.5.1995 tarihli 4108 sayılı Kanun'la ilave edilen Mükerrer 35. madde hükmüne göre de; tüzel kişilerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanuni temsilcilerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edilir. Şu halde açıklanan yasal hükümler gereğince, miras bırakanın; “ortağı” ve “temsilcisi” olduğu limitet şirketin, şirketin malvarlığından tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan vergi borcundan, şirket ortağı olarak “koyduğu sermaye hissesi oranında” doğrudan doğruya; “temsilcisi” olarak da şahsi sorumluğu söz konusudur. Miras bırakanın yasal mirasçısı olan davacılar hakkında, amme alacaklısı tarafından henüz takibe geçilmemiş olması, yasal mirasçıların borç tehdidi altında olmadıkları anlamına gelmez. Öyleyse, bu işten anlayan bilirkişi veya bilirkişiler eliyle; mirasbırakanın, “ortağı” ve “yasal temsilcisi” olduğu limited şirketin defter, kayıt ve belgeleri üzerinde inceleme yaptırılarak şirketin aktif ve pasifinin saptanması ve miras bırakanın şirketin kamu borcundan dolayı sermaye hissesi oranında şahsen sorumlu olacağı miktarın bu suretle belirlenmesi; amme alacağının şirketin malvarlığından tamamen tahsili mümkün ise; bu halde davacıların borca batıklığın tespiti istemekte hukuki yararlarının bulunmayacağı gözetilerek isteğin reddedilmesi; değil ise, miras bırakanın ölüm tarihi itibarıyla tespit edilen terekesi aktifinin, borcu karşılamaya yeterli olmaması halinde isteğin kabulüne karar verilmesi gerekir. Yukarıda açıklanan ilkeler uyarınca somut olaya gelince;

Sakarya Vergi Dairesi Müdürlüğünün 06.01.2016 tarihli yazısında, miras bırakan ...’ın; ... Tur. Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin müdürü, ... Nakl. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin yüzde 50 hisseli ortağı, ... Grup İnş. San. Tic. Ltd. Şti.'nin müdürü, ... Yöresel Ürünl. Paz. Tic. ve San. Ltd. Şti.'nin müdürü olduğu, bu mükellefiyetler nedeniyle 430.763,47 TL vadesi geçmiş vergi borcunun bulunduğu bildirilmesine karşın, mahkemece miras bırakanın ortağı ve temsilcisi olduğu şirketler hakkında araştırma yapılmadan hüküm tesis edildiği anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, terekenin aktifinin belirlenmesi amacıyla miras bırakanın ölüm tarihi itibarıyla muris ile murisin ortağı ve müdürü olduğu şirket adına kayıtlı taşınmaz, araç, tüm bankalarda mevduat ve kredi kaydı bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla ilgili tapu müdürlüklerine, emniyet müdürlüğüne ve banka şubelerine yazı yazılmalı; limited şirketlerin defter, kayıt ve belgeleri üzerinde inceleme yaptırılarak, şirketlerin aktif ve pasifinin saptanması ve miras bırakanın şirketin kamu borcundan dolayı sermaye hissesi oranında şahsen sorumlu olacağı miktarın bu suretle belirlenmesi; amme alacağının şirketin malvarlığından tamamen tahsilinin mümkün olup olmadığı araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece, belirtilen hususlar üzerinde durulmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın yatırana iade edilmesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 26.12.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.