(Kapatılan) 21. Hukuk Dairesi
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2008/19468 E. , 2009/8525 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (iş) Mahkemesi
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi. K A R A R
1.Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle karardaki gerektirici nedenlere göre davalının tüm temyiz itirazlarının reddine
2.Davacının temyiz itirazlarına gelince; Dava, davacının davalı işverene ait işyerinde geçirdiği iş kazası sonucu sürekli iş göremez duruma gelmesi nedeniyle maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece istemin kısmen kabulü ile 10.157,15 YTL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı şirketten tahsili ile fazla istemin reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davacının davalı şirkete ait mermer atölyesi iş yerinde sigortalı işçi olarak çalıştığı sırada mermer yüklü sehbanın vinç yardımı ile kaldırılıp taşınması sırasında halatın kopması yada çözülmesi sonucu düşen mermerin davacının ayağına isabet etmesi sonucu yaralandığı ve sürekli iş göremezliğe uğradığı, yapılan keşif ve sonrasında alınan 14.07.2005 tarihli bilirkişi raporunda İş kanunun 77. maddesine dayanılarak davalı işverenin iş yerinde gerekli periyodik bakım ve denetimi yapmadığı, işçiye eğitim vermediğinden 5/8 oranında kusurlu olduğu, işçinin 3/8 oranında kusurlu olduğu, 24.03.2006 ve 04.10.2006 tarihli raporlarda ise işverenin %80, işçinin %20 oranında kusurlu olduğu, Bilecik Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2005/491 Esas sayılı dosyası ile Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından davalı işveren aleyhine açılan rücu’en tazminat davasında hükme esas alınan 12.09.2006 raporda işverenin % 70, işçinin ise % 30 oranında kusurlu olduğu ve kararın kesinleştiği mahkemece işverenin %70 kusuruna dayanılarak re’sen hesap yapıldığı 10.157.15 YTL maddi tazminat ile 5,000,00 YTL manevi tazminata hükmedildiği görülmektedir. Somut olayda Mahkemece rücu davası dosyasındaki kusur raporuna dayanılarak sonuca gidilmiş ise de davacının taraf olmadığı tarafları farklı olan rücu davasındaki kusur raporu davacıyı bağlamayacağından varılan sonuç doğru görülmemiştir.
Yapılacak iş; işçi sağlığı ve iş güvenliği konularında uzman bilirkişilerce ve İş Kanununun 77. maddesinin öngördüğü koşullar göz önünde tutularak, düzenlenen ve olayın oluşuna uygun olan 24.03.2006 ve 04.10.2006 tarihli kusur raporlarında tespit edilen % 80 işveren kusuru ve % 20 işçi kusuru esas alınarak, hüküm tarihine en yakın tarihteki veriler esas alınarak davacının maddi zararını yeniden hesaplamak, hesaplanan bu miktardan hüküm tarihine en yakın tarihte yürürlükte olan katsayı ile davacıya bağlanan geliri peşin sermaye değeri Kurum’dan sorularak indirilmek suretiyle çıkacak sonuca göre bir karar vermektir.
3.B.K'nun 47. Maddesinde hakimin bedensel bütünlüğün bozulması halinde olayın özelliklerini göz önünde tutularak zarar görene adalete uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar vereceği öngörülmüştür. Bedensel bütünlük eş deyişle vücut bütünlüğü kavramının fizik bütünlük yanında ruhsal bütünlüğü ve sağlığı da kapsadığı tartışmasızdır. Olayın özelliklerinin neler olduğu 22.6.1966, 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklanmıştır. Bunlar her olayda değişebilir. Bu nedenle hakiminin kararında bu özellikleri objektif ölçülere göre göstermesi gerekir.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı davacının sürekli iş göremezlik oranı, işçinin yaşı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23.6.2004, 13/291-370) Bu ilkeler gözetildiğinde 5.000.000.000,-TL manevi tazminatın az olduğu açıkça belli olmaktadır. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasa’ya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. Sonuç:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 15.06.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.