(Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2007/2948 E. , 2007/4213 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı ... ve davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R-
Davacı vekili müvekkili şirkete kasko sigortalı araçta meydana gelen hasar bedelinin sigortalıya ödendiğini belirterek, 2.017.00 YTL tazminatın ödeme tarihinden işleyecek reeskont faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş, davacı vekili davalı ... hakkındaki davayı kabul etmediklerini beyan etmiştir.
Davalı ... kaza yapan aracı kazadan önce sattığını, sorumluluğu bulunmadığını davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan deliller benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın kısmen kabulü ile 718.00 YTL'sı tazminatın 26.2.2005 ödeme tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalı ... tahsiline karar verilmiş; hüküm davalı ... ve davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1.Davalı ...’ın temyiz itirazları yönünden; 7.10.2004 tarih, 25606 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanan ve 1.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5236 sayılı Kanun ile HUMK.’na eklenen ek madde 4 ile aynı yasanın 427. maddesinde öngörülen kesinlik sınırı 1.1.2007 tarihinden itibaren 1.170,00 YTL’ye çıkarılmıştır.
Temyize konu karar alınan yasanın yürürlüğünden sonra verildiğinden kesin niteliktedir. Kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 1.6.1990 gün 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay’ca da temyiz isteminin reddine karar verilebileceğinden davalının temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
2.Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere, özellikle oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının ve tazminata ilişkin hesaplamanın hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına ve yargılama aşamasında ileri sürülmeyen hususlar temyiz nedeni yapılamayacağına göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.