Esas No
E. 2023/503
Karar No
K. 2023/503
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku
T. C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 23.

HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/503 - 2023/459 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ,

HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE :

I-Dava, kayıt kabul istemine ilişkindir.

Yukarıda özetlendiği üzere İlk derece Mahkemesince henüz taraf teşkili yapılmadan ve delil toplamadan arabuluculuk dava şartının yerine getirilmemesi nedeniyle davanın usulden reddine karar verildiği, karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine Dairemizce HMK'nın 353/(1)-b.1. maddesi uyarınca davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine;

HMK'nın 353/(1)-b.2. maddesi uyarınca sonucu itibariyle doğru olan İlk derece Mahkemesi kararının gerekçesi düzeltilerek yeniden aynı kararın verilmesine karar verildiği, Yargıtay 6. Hukuk Dairesince Dairemiz kararı bozularak dosyanın Dairemize gönderildiği, Dairemizce duruşma açılarak bozma kararına uyulmasına karar verildikten sonra HMK'nın 353/(1)-a.4. maddesi uyarınca İlk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın kararı veren Mahkemeye gönderilmesine karar verildiği, dosyanın gönderildiği Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesince uyuşmazlığa bakmakla Dairemizin görevli olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verildiği, kararın yasa yoluna başvurulmaksızın kesinleştiği anlaşılmıştır. II-Uygulanan hükmün niteliği bakımından; 6100 sayılı HMK'nın 353/1. maddesi, "Ön inceleme sonunda dosyada eksiklik bulunmadığı anlaşılırsa;

a)Aşağıdaki durumlarda bölge adliye mahkemesi, esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği başka bir yer mahkemesine ya da görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar verir: ..4) Diğer dava şartlarına aykırılık bulunması." hükmünü içermektedir.

Bu hükümde HMK'nın 353/(1). maddesi kapsamında verilen kararların "kesin" nitelikte olduğu açıkça belirtilmesine karşın 28.07.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7251 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 39. maddesi ile HMK'nın "Temyiz edilemeyen kararlar" başlıklı 362/(1) maddesindeki "Bölge adliye mahkemelerinin aşağıdaki kararları hakkında temyiz yoluna başvurulamaz:" hükmüne eklenen g bendi ile "353 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında verilen kararlar." düzenlemesi yapılmıştır.

Buna göre Dairemizin 17.05.2022 tarihli,

HMK'nın 353/(1)-a.4. maddesi uyarınca Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 05.07.2019 tarih ve 2019/376 E., 2019/623 K. sayılı kararının kaldırılmasına ve dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair kararı "KESİN" niteliktedir. Dairemiz kararının yanlış olduğu varsayımında dahi İlk derece Mahkemesince Dairemiz kararı doğrultusunda yapılmamış bulunan ilk derece yargılamasının yapılması gerekmektedir. Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 27.10.2022 tarihli görevsizlik kararı, Dairemiz kararının kesin niteliğiyle bağdaşmamaktadır. III-Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş Felsefesi Bakımından

Bölge adliye mahkemeleri ve bu bağlamda istinaf yasa yolu modern hukuk sistemlerinde hukuk güvenliği bakımından kabul gören iki dereceli yargılama sisteminin tesisi için kabul edilmiş ve Türk hukuk sistemine alınmıştır. Bu sistem kişilerin hak aramak konusunda dereceli mahkemelere erişimlerinin sağlanarak adaletin ve hukuk güvenliğinin sağlanmasını amaçlamaktadır.

Çeşitli vesilelerle ilk derece mahkemesinin atlanarak, davanın doğrudan ve aslında ilke olarak denetim mahkemesi niteliğindeki bölge adliye mahkemesinde açılmasına olanak tanınması, anayasal bir güvence olan dereceli yargılama sisteminin devre dışı bırakılması ve sonuçta kişilerin hukuk güvenliğinin zedelenmesi anlamına gelir.

Nitekim bu doğrultuda Dairemizin 17.05.2022 tarihli kararında; yargılamanın gelinen aşamasında dahi davalıya dava dilekçesi tebliğ edilmediği, usul yönünden İlk derece Mahkemesi, istinaf ve temyiz aşamaları gerçekleşmiş ise de uyuşmazlığın esası yönünden İlk derece Mahkemesince yapılması gereken dava dilekçesinin tebliği ile başlayan dilekçeler teatisi, ön inceleme ve tahkikat aşamalarının yapılmadığı, davalı vekilinin muhtemel ilk itirazları ve def'ilerinin incelenmediği, Yargıtay bozma kararı üzerine bu aşamaların Dairemizce gerçekleştirilmesinin Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun üç aşamalı yargılama sistematiğine uygun olmayacağı, aksi yöndeki yorum tarzının somut uyuşmazlıkta ilk derece yargılamasının yapılmamış olması sonucunu doğuracağı, Yargıtay 6. Hukuk Dairesince, bu hususlar ve davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş olduğu gözetilerek dosyanın İlk derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği hususları açıklanmıştır.

Gerçekten de, Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin görevsizlik kararında belirtildiği üzere İlk derece yargılamasının Dairemizce yapılması durumunda, Dairemiz kararı doğrudan temyiz incelemesi için Yargıtay'ca incelenecek tarafların kanun yolu aşamalarından birine başvurma hakkı ellerinden alınmış olacak, bu durum Anayasanın 10. maddesindeki kanun önünde eşitlik ilkesine ve 36. maddesindeki hak arama hürriyetine, aynı haklarla ilgili AİHS'nin 6. ve 14. maddelerine aykırı olacaktır. IV- Bölge Adliye Mahkemelerinin Görevi Bakımından 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un 33’üncü maddesinin 1 numaralı fıkrasına göre bölge adliye mahkemelerinin temel görevi "Adlî yargı ilk derece mahkemelerince verilen ve kesin olmayan hüküm ve kararlara karşı yapılacak başvuruları inceleyip karara bağlamak"tır. Yasa ile açıkça düzenlenmedikçe bölge adliye mahkemelerine doğrudan dava açılamaz (örneğin HMK m.439/1).

Nitekim Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Yapılamayacak işlemler" başlıklı 357’nci maddesinin 1 numaralı fıkrasına göre bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinde karşı dava açılamaz, davaya müdahale talebinde bulunulamaz, davanın ıslahı ve 166’ncı maddenin birinci fıkrası hükmü saklı kalmak üzere davaların birleştirilmesi istenemez, bölge adliye mahkemesince re’sen göz önünde tutulacaklar dışında, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar dinlenemez, yeni delillere dayanılamaz. Bu çerçevede bölge adliye mahkemesinde İlk derece Mahkemesince yapılmamış olan ilk derece yargılama aşamalarının yapılmasına yasal olanak bulunmamaktadır. V- Bölge Adliye Mahkemelerinin Kararlarının Niteliği Bakımından

Bölge adliye mahkemeleri esasen ilk derece mahkemelerince verilen ve kesin olmayan hüküm ve kararlara karşı yapılacak istinaf başvurularını inceler. İstinaf incelemesinin ne şekilde yapılacağı ve bu inceleme üzerine ne şekilde karar verileceği de Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ilâ 360’ıncı maddeleri arasında gösterilmiştir.

Yasa’nın istinaf incelemesi için benimsediği temel felsefe uyuşmazlıkların mümkün olduğunca çabuk sonuçlanması için ilk derece mahkemesi kararlarında görülen ve düzeltilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine gerek görülmeyen hataların bölge adliye mahkemesince giderilmesidir. Bu haliyle istinaf incelemesi kimi zaman bir vakıa denetimi ve delil değerlendirme fonksiyonunu da içerse de bu fonksiyon ilk kez yargılama yapan ilk derece mahkemesinin yerine geçmek niteliğinde değildir.

Bölge adliye mahkemesi ilk derece mahkemesi kararını kaldırmış ya da düzeltmiş olsa bile davanın asıl muhatabı ilk derece mahkemesidir. Nitekim bölge adliye mahkemesinde kesin olarak verilen kararlarda sair işlemlerin yapılması ve dosyanın arşivlenmesi de ilk derece mahkemesine bırakılmıştır. VI-Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi kararının gerekçesi yönünden;

İlk derece Mahkemesince; 03.07.2019 tarihinde açılan davada, istinaf ve Yargıtay aşamaları geçtikten ve Dairemizin kaldırma kararından sonra dava dilekçesi davalı şirket iflas idaresine tebliğ edilmiş; "mahkemece arabuluculuk dava şartı yerine getirilmediğinden davanın usulden reddine karar verildiği, karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine bölge adliye mahkemesince istinaf başvurusu yerinde bulunarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın başka bir gerekçe ile usulden reddine hükmolunduğu, bu aşamada mahkemenin kararının hukuki varlığını yitirdiği, bölge adliye mahkemesi kararının temyizi sonucunda Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nce verilen bozma ilamında HMK'nin 373/2. maddesi de dikkate alınarak dosyanın kararı veren bölge adliye mahkemesine gönderildiği, bölge adliye mahkemesince bozma ilamına uyulduğu, bu doğrultuda ilgili yasa hükümleri ve bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yaparak hüküm mahkemesi sıfatıyla dosyanın esası hakkında karar verilmesi yerine hukuki varlığını kaybetmiş kararın kaldırılmasına karar verildiği, oysa ki yeniden esas hakkında hüküm kuran bölge adliye mahkemesi tarafından bozma kararına uyulmakla yapılan yargılamanın ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi mahiyetinde olmadığı, başka bir anlatımla bölge adliye mahkemesince yeniden esas hakkında (karar) verilmesi, dolayısıyla hayatiyetini o anda kaybeden karara bozma ilamı sonrası hayatiyet kazandırılmasının doğru olmadığı, bu aşamada mahkemece yapılacak her bir işlem ile verilecek kararın yok hükmünde olacağı ve gereksiz yere yargılamanın uzamasına yol açacağı" gerekçesiyle, Dairemizin görevli olduğu sonucuna varılmıştır.

Öncelikle Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi kararının kabulünün aksine Dairemizin 26.02.2020 tarihli kararında, İlk derece Mahkemesi kararının sonucu itibariyle doğru olması nedeniyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Yina aynı kararın devamında sonucu itibariyle doğru olan İlk derece Mahkemesi kararının gerekçesi re'sen düzeltilmiştir.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin bozma ilamında; dava konusu alacağın iflas tarihinden önce doğmuş olan iflas alacağı olduğu kabul edildiği halde, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş olduğu,

İlk derece Mahkemesi ile Dairemiz arasındaki uyuşmazlığın arabuluculuk dava şartından kaynaklandığı,

İlk derece Mahkemesince davalıya tebligat dahi yapılmamış olduğu, taraf delillerinin toplanmamış olduğu, ön inceleme ve inceleme aşamalarının henüz yapılmamış olduğu gözden kaçırılarak, "Bu durumda mahkemece, temel alacağın alacaklısı olan dava dışı işçilerin halefi sıfatıyla davacı... A.Ş. alacağının rücu hakkı kapsamında ve iflas alacağı olarak sıra cetveline kaydına karar verilmesi ve işçilerin iş sözleşmesine dayalı alacağı İcra ve İflâs Kanunu'nun 206’ncı maddesinin birinci sırasında gösterilen şartları taşıyor ise, davacı... A.Ş. alacağının da (yine halefiyet esası gereği) sıra cetvelinde birinci sıraya yazılması gerekirken, yanılgılı gerekçelerle davacı alacağının genel alacak olarak değerlendirilmesi suretiyle, davanın usulden reddedilmesi doğru olmamıştır." şeklinde verilecek nihai kararı da bildirir şekilde karar verilmiş, dosya Dairemize gönderilmiştir. Yukarıdan beri yapılan açıklamalar ve gösterilen yasal düzenlemeler bir arada değerlendirildiğinde somut uyuşmazlıkta, ilk derece yargılama aşamalarını yerine getirme görevi ilk derece Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesine aittir. Bu nedenle Dairemizce Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/(1)-c ve 115/(2) düzenlemeleri uyarınca Dairemizin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu ilk derece mahkemesi ile bölge adliye mahkemesi arasında olumsuz görev uyuşmazlığı çıkabileceğini öngöremediğinden merci tayini hakkında hüküm sevk etmemiştir. Ne var ki açılmış her davanın bir kararla sonuçlandırılması gerektiğine ilişkin evrensel yargılama hukuku ilkesi gereği, kararımıza temyiz yolu açık tutulmakla birlikte, temyiz edilmeksizin kesinleşmesi halinde de dosyanın görevli yargı yerini belirtmek için iflas sıra cetveline itiraza ilişkin hüküm ve kararların temyiz incelemesini yapan Yargıtay 6. Hukuk Dairesine gönderilmesi gerektiği düşünülmüştür.

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:

1.Dairemizin GÖREVSİZLİĞİ nedeni ile HMK'nun 114/(1)-c ve 115/(2) maddesi uyarınca DAVANIN USULDEN REDDİNE,

2.Kararın kesinleşmesini müteakip talep halinde dosyanın yetkili ve görevli ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'ne gönderilmesine,

3.Yargılama giderlerinin yetkili ve görevli mahkemece hüküm altına alınmasına,

4.İş bu kararın taraflardan birince süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulması halinde ise başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren Dairemize başvurarak, dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi gerektiği, aksi takdirde re'sen HMK 20. maddesi gereğince Dairemizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği hususunun taraflara ihtarına,

5.İş bu kararın taraflardan birince kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde dosyanın HMK 21/1-c maddesi uyarınca yargı yeri belirlenmesi için Yargıtay 6. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 08.03.2023 tarihinde, dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucu kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'da TEMYİZİ KABİL olmak üzere OYBİRLİĞİYLE karar verildi. GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 09/03/2023

Başkan

(e-imzalıdır)

Üye

(e-imzalıdır)

Üye

(e-imzalıdır)

Katip

(e-imzalıdır)

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog