12. Hukuk Dairesi
12. Hukuk Dairesi 2014/15208 E. , 2014/18794 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Konya 2. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 20/03/2014
NUMARASI : 2013/1338-2014/369
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı tarafından kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi yapıldığı, şikayetçi 3. kişi tarafından icra mahkemesine yapılan başvuruda,
İİK'nun 89. maddesi uyarınca çıkartılan haciz ihbarnamelerinin usulsüz tebliğ edildiğinden bahisle tebliğ tarihinin öğrenme tarihi olarak düzeltilmesi ile haciz ihbarnamelerinin iptalinin ve hacizlerin kaldırılmasının istenildiği, mahkemece “Asıl dava yönünden ...davacının davasının kabulüne” şeklinde karar verildiği görülmüştür. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297/2. maddesinde; "...Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir..." düzenlemesine yer verilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nun 08.10.1997 tarih ve 1997/12-517 E.-1997/776 K. sayılı kararında da vurgulandığı üzere, ilamların infaz edilecek kısmı hüküm bölümüdür. Diğer bir anlatımla hüküm içeriğinin aynen infazı zorunludur. İlamın infaz edilecek kısmı yorum yoluyla belirlenemez. Bu nedenle hüküm fıkrasının hiçbir tereddüte yer vermeyecek şekilde açıkça yazılması zorunludur.
Somut olayda, temyize konu Konya 2. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 21.03.2014 tarih ve 2013/1338 Esas, 2014/369 Karar sayılı ilamının hüküm kısmının “1” numaralı bendinde sadece "...davacının davasının kabulüne" ibaresi kullanılmış, hüküm altına alınan isteğin ne olduğu açık bir şekilde belirtilmemiştir. İlam, bu haliyle infazda şüphe ve tereddüt yaratacak nitelikte olduğu gibi, yukarıda anılan yasa maddesine de aykırı olarak tesis edilmiş olmakla kararın bozulması gerekmiştir.