12. Hukuk Dairesi
12. Hukuk Dairesi 2014/24976 E. , 2014/25286 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 15/04/2014
NUMARASI : 2013/315-2014/231
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de; Alacaklı tarafından 16 adet bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile başlatılan icra takibine karşı 1. ciranta borçlunun icra mahkemesine yaptığı başvuruda sair itirazları yanında imzaya itiraz ederek takibin iptali isteğinde bulunduğu anlaşılmaktadır.
Takip dayanağı bonoların tanzim tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6762 Sayılı TTK.'nun 690. maddesinin göndermesi ile bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı Kanunun 626. ve 642/2. maddeleri gereğince, hamilin, lehtara (ilk cirantaya) müracaat edebilmesi, yasal süresi içerisinde, senet keşidecisinin protesto edilmesine bağlıdır.
Somut olayda, alacaklı hamil tarafından keşideciye ödememe protestosu gönderilmediği dosya içeriğinden anlaşılmakta olup; bu halde, alacaklı hamil, senet lehtarı cirantayı takip edemeyeceğinden mahkemece, muteriz borçlu hakkındaki takibin İİK'nun 170/a maddesi gereğince re'sen iptaline karar verilmesi gerekirken; imza itirazının kabulü ile borçlu şirket aleyhine başlatılan takibin durdurulmasına karar verilmesi belirtilen nedenle doğru bulunmamış ise de; inceleme konusu karar alacaklı tarafından temyiz edildiğinden aleyhe bozma yasağı ilkesi gereğince bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
Ancak mahkemece öncelikle alacaklının, kambiyo senetlerine mahsus yol ile takip hakkının bulunmadığı nedeniyle İİK'nun 170/a maddesi uyarınca takibin iptaline karar verilmesi gerektiğinden ve bu maddede de tazminata ve para cezasına ilişkin düzenleme bulunmadığından alacaklı aleyhine tazminata ve para cezasına hükmedilmesi isabetsiz olup, kararın bu nedenle bozulması gerekir ise de anılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, mahkeme kararının düzeltilerek onanması yoluna gidilmiştir.