2. Hukuk Dairesi
2. Hukuk Dairesi 2014/14648 E. , 2014/24664 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Adana 6. Aile Mahkemesi
TARİHİ :14.11.2013
NUMARASI :Esas no:2012/712 Karar no:2013/1016
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı (kadın) tarafından; kocanın kabul edilen boşanma davası, bu dava nedeniyle davalı-davacı (koca) lehine hükmedilen vekalet ücreti, reddedilen manevi tazminat isteği ve maddi tazminatın miktarı yönünden, davalı-davacı (koca) tarafından ise; davacı-davalı (kadın)'ın kabul edilen boşanma davası ve fer'ileri ile, maddi manevi tazminat taleplerinin reddi yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1.Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davalı-davacı (koca)'nın tüm, davacı-davalı (kadın)'ın aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2.Mahkemenin de kabulünde olduğu gibi, davacı-davalı (kadın)'ın boşanmaya neden olan olaylarda ispatlanmış bir kusuru bulunmamaktadır. Bu halde, davalı-davacı (koca)'nın açtığı boşanma davasının reddi gerekirken, kabulü doğru görülmemiştir.
3.Mahkemece davacı-davalı (kadın)'ın manevi tazminat talebi reddedilmiş ise de Türk Medeni Kanununun 174/2 maddesi, boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevi tazminat isteyebileceğini öngörmüştür. Toplanan delillerden evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen davacı-davalı (kadın)'ın ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, davalı-davacı (koca)'nın annesinin eşine yönelik “siz alevisiniz, pissiniz, imansızsınız, Allah'a inanmazsınız” hakaretlerine sessiz kaldığı anlaşılmaktadır. Davalı-davacı (koca)'nın bu eylemi kadının kişilik haklarına saldırı niteliğindedir. O halde mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları (TMK.m.4,
TBK. 50,51,52,58) dikkate alınarak davacı-davalı (kadın) yararına uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekir. Bu yönün dikkate alınmaması doğru görülmemiştir ve bozmayı gerektirmiştir.