12. Hukuk Dairesi
12. Hukuk Dairesi 2014/24961 E. , 2014/27892 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Bursa 8. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 10/06/2014
NUMARASI : 2014/304-2014/342
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklının tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Sair temyiz istemleri yerinde değil ise de;
Alacaklı tarafından kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile başlatılan takipte borçlunun icra mahkemesine başvurarak hakkında iflas erteleme davası sırasında verilmiş ihtiyati tedbir kararı olduğundan bahisle takibin iptalini talep ettiği, mahkemece istemin kabulü ile takibin iptaline ve alacaklı aleyhine yargılama giderine hükmedildiği görülmektedir.
HMK.nun 326.maddesi gereğince, kanunda yazılı haller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir. Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır. Aleyhine hüküm verilenler birden fazla ise mahkeme yargılama giderlerini, bunlar arasında paylaştırabileceği gibi, müteselsilen sorumlu tutulmalarına da karar verebilir.
Maddenin birinci fıkrası, hukuki korunma isteğinde haklı çıkmanın doğal bir sonucudur. Kural olarak, haksız dava açan veya haksız olarak aleyhine dava açılmasına sebebiyet veren kişi bütün yargılama giderlerinden sorumlu olacaktır. Ancak, kusuru olmaksızın aleyhine dava açılan ve yine aleyhine hüküm verilen tarafın yargılama giderlerinden sorumlu tutulması doğru değildir. Davada haklı çıkan tarafın davasını vekille takip etmesi durumunda, lehine hükmedilen tutar olan vekalet ücreti de, bir tür yargılama gideridir ve sorumlusu yine HMK.nun 326. maddesine ve yukarıda açıklanan kurala göre belirlenecektir.
Somut olayda, her ne kadar takip, alacaklı tarafından tedbir kararından sonra başlatılmış ve icra dosyasında tedbir kararından sonra da icra işlemleri yapılmış ise de; tedbir kararının alacaklıya tebliğ edildiği veya takipten önce tedbir kararının varlığından haberdar olduğu iddia edilmediği gibi, bu hususta belge ve delil de sunulmamıştır. Bu durumda, icra işlemlerinin tedbir kararı içeriğine aykırılığı sonucunun oluşmasında alacaklıya atfedilebilecek bir kusur bulunmamaktadır.
O halde Mahkemece, haksız olarak aleyhine şikayet yoluna başvurulmasına sebebiyet vermeyen alacaklı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesi isabetsiz olup, kararın bu nedenle bozulması gerekir ise de, söz konusu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.