2. Hukuk Dairesi
2. Hukuk Dairesi 2014/6044 E. , 2014/18002 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Samsun 1. Aile Mahkemesi
TARİHİ :24.10.2013
NUMARASI :Esas no:2012/421 Karar no:2013/543
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davalı-davacı tarafından; her iki dava yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1.Davalı-davacı koca karşı dava dilekçesiyle, boşanma talebinin yanında, evlilik birliği içinde edinilen 55 BN 779 plakalı aracın yarı değeri olarak fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak suretiyle 10.000 TL maddi tazminat isteğinde bulunmuştur. Mahkemece kocanın bu talebinin boşanmanın eki niteliğinde olmadığı, araç değeri üzerinden harcı yatırılarak usulünce açılmış bir davanın da bulunmadığı gerekçesiyle "karar verilmesine yer olmadığına" dair karar verilmiştir.
Dava dilekçesinden alınan başvurma harcının bu dilekçede yer alan bütün istemleri kapsayacağı nazara alınarak; davalı-davacı kocaya dava değeri üzerinden peşin nispi harç noksanlığını tamamlaması için süre ve imkan verilmesi (Harçlar Kanunu madde 30-32), peşin harcın tamamlanması halinde, mal rejiminin tasfiyesine yönelik bu isteğin incelenebilmesinin; eşler arasındaki mal rejiminin sona ermesi halinde mümkün olduğu, evliliğin iptal veya boşanma sebebiyle sona erdirilmesi halinde mal rejiminin buna ilişkin davanın dava tarihinden geçerli olmak üzere sona ereceği (TMK. 225/2), boşanma yönünde oluşacak hüküm kesinleşmedikçe, bu taleplerin incelenmesinin yasal olarak mümkün bulunmadığı hususları dikkate alınarak, davalı-davacı (koca)’nın karşı davasındaki mal rejiminin tasfiyesine ilişkin talebinin tefrik edilip boşanma davasının neticelenmesinin beklenmesi ve oluşacak sonucu uyarınca bir karar verilmesi gerekir. Bu hususlar nazara alınmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
2.Toplanan delillerden, davalı-davacı kocanın eşine fiziksel şiddet uygulamak, hakaret etmek şeklindeki kusuruna karşılık, davacı-davalı kadının da olağan dışı sıklıkta ve gece geç saatlerde telefon görüşmeleri yapmak suretiyle güven sarsıcı davranışlar içine girdiği anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Gerçekleşen olaylar karşısında davalı-davacı koca da dava açmakta haklıdır. Türk Medeni Kanununun 166/2. maddesi koşulları davalı-davacı kocanın boşanma davası yönünden gerçekleşmiştir. O halde davalı-davacı kocanın boşanma davasının da kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde reddi doğru görülmemiştir.