Esas No
E. 2022/179
Karar No
K. 2023/125
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KABULÜNE
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku

T.C. BAKIRKÖY 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO: 2022/179
KARAR NO: 2023/125
DAVA: Markalardan Doğan Haklaar Tecavüzün Tespiti, Men ve Ref'i
DAVA TARİHİ: 28/07/2022
KARAR TARİHİ: 26/04/2023
KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 26/04/2023

Mahkememizde görülmekte bulunan Markalardan Doğan Haklaar Tecavüzün Tespiti, Men ve Ref'i davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA :

Davacı vekili dava dilekçesi ile, üvekkilinin, uzun yıllardır köftecilik mesleğini ailesi ile birlikte sürdürmüş olan ... "..." markasını satın alarak marka üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu, Bakırköy ... Noterliğinde düzenlenen 03/05/2019 tarihli ... yevmiye numaralı satım sözleşmesi ile markanın müvekkiline devrinin gerçekleştiğini, marka bilincinin ülkemizde gelişmeye başlamasıyla markayı devreden "... ..." markasını 03/06/2005 tarih ve ... ile TPE nezdinde .... ve ... sınıflarda tescil ettirdiğini, markasının müvekkilinin tescilli markası olup müvekkili tarafından halk nezdinde tanınır hale getirildiğini, davalı tarafın, müvekkilinin "..." markasını işyeri tabelasında, internet sitesinde, sosyal medya hesaplarında ve sair reklam unsurlarında kullanarak SMK m.29 uyarınca markaya tecavüz ettiğini, davalı tarafın müvekkili ile aynı sektörde faaliyet gösteren lokantacılık işletmesi yaptığını, davalı tarafın müvekkiline ait markanın ayırıcı unsuru olan "..."ismini "... Mah. ... Sok. ... No:... .../İstanbul" adresindeki işyerinin dış tabelasında kullanmakta olup, "..." ismini ise mekan içi tabelasında kullandığını, bununla birlikte davalı taraf işyerindeki broşür, menüler, ıslak mendiller ve sair tüm işyeri tanıtım materyallerinde kullandığını, davalı tarafın fiziki kullanımlarının yanında müvekkilinin markasının internet üzerinde ve sosyal medya hesaplarında da kullandığını, açıklanan nedenlerle, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m. 149 uyarınca davalının işyeri tabelalarında, katalog, broşür, ambalaj, resim, marka, işaret, ürün, ilan, poşet, reklam basılı evrak ve sair malzeme üzerinde, sosyal medya hesaplarında, ... arama motorunda ve her türlü şekilde; "..." markasının aynısını, ayırıcı unsurlarını ve benzerimi kullanmasının tecavüz teşkil ettiğinin tespit edilmesini, tecavüzün önlenmesini ve durdurulmasını talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesi ile, "... bir semt ismi olduğunu, hiç kimsenin kendisine ait olduğunu iddia ederek başkalarının kullanmasını engelleyemeyeceğini, herhangi bir ihtarda bulunmadan marka tecavüzü davasının açılmasının hukuki olmadığını, markayı, o tarihte, yasal olarak davası sonuçlanmamış hak sahibinin izni üzerine kullandığını, mahkeme heyetinin geldiği gün itibariyle markayı kullanmadığını, müvekkilinin "...", "..." ve "...." markalarının sahibi olduğunu bildiği dava dışı ... ile bu şahsın ... , ... , ... sayılı marka tescil numaralarına istinaden söz konusu markaların kullanımına ilişkin anlaşmalar yaptığını, müvekkilinin söz konusu kayıtlı markalar adına hükümsüzlük kararı verildiğini ihtiyati tedbir kararının uygulandığı 26.05.2022 tarihine kadar bilmediğini, davacı şirket tarafından hiçbir ihtar çekilmeksizin doğrudan dava açılması ve iş bu dava dilekçesinin müvekkiline tebliğ edilmeden ve müvekkilince cevap dilekçesi sunulması beklenmeksizin doğrudan ihtiyati tedbir kararı alınmasının kötü niyetli ve dürüstlük kuralına aykırı olduğu, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 27. Maddesinin 3/b bendi uyarınca "Karardan önce kurulmuş ve uygulanmış sözleşmeler" bakımından markanın hükümsüzlüğüne dair verilen kararların geriye dönük olarak uygulanamayacağına hükmedildiğini, "..." ve "..." marka işaretlerinin ayırt etme fonksiyonunun bulunmadığını, zayıf marka olduklarını, açılan davanın reddini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;

Dava dilekçesindeki tespit talebi doğrultusunda dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişiler 12/08/2022 havale tarihli raporlarında; "Aleyhinde tespit talep edilen ..." adında ... İşletme kaydı adreslerinin tümünde "..." ibaresinin markasal şekilde kullanıldığı, davalı ... tespit edilen kullanımlarının, davacı yana ait markalara tecavüz teşkil eder mahiyette olduğunun değerlendirilebileceği" hususlarını tespit ve rapor etmişlerdir. Ön inceleme aşamasından sonra sunulan tüm beyanlar, deliller ve itirazlar değerlendirilerek ek rapor tanzimi için dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişiler 14/02/2023 havale tarihli ek raporlarında; "kök raporda arz ettikleri görüşlerinin devam ettiği"ni bildirdikleri görülmüştür.

Davalı vekili 06/03/2023 tarihli dilekçesi ile, bir marka hakkında hükümsüzlük kararı verilmiş olsa dahi SMK md.27 uyarınca, karardan önce kurulmuş sözleşmeler üzerinde geriye dönük etkisi bulunmadığını, üçüncü kişi konumundaki müvekkilinin, davacı ile dava dışı markayı tescil ettiren şahıs arasındaki ilişkiyi bilebilecek durumda olmadığını, bilirkişi tarafından da tespit edildiği üzere davalının markasının "..." niteliğinde olduğunu, ayırt ediciliği düşük olan marka sahiplerinin üçüncü kişilerin kullanımına katlanmasının gerektiğini, hukuka ve kanun hükmüne aykırı tespitler içeren bilirkişi raporunun hükme esas alınmamasına, iddiaları doğrultusunda yeni bilirkişi raporu alınmasına, neticeten haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili 06/03/2023 tarihli dilekçesi ile, bilirkişi raporunda yer alan tecavüz tespiti uyarınca davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, "..." markası üzerindeki tek ve üstün hak sahibinin müvekkili olduğunu, bilirkişi heyetinin zayıf marka tespitinin hukuka aykırı olduğunu, işbu tespiti kabul etmemek kaydıyla davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, bilirkişi raporundaki aleyhe tespitleri kabul etmemekle birlikte tecavüzün tespiti doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili 29/03/2023 tarihli ıslah dilekçesi ile, davacı şirketin ihtiyati tedbir talebinin 29/07/2022 tarihli ara karar ile reddedildiğini, ardından davacı şirket tarafından 02/08/2022 tarihinde ihtiyati tedbir talebine esas olmak üzere ön bilirkişi raporu alınması talep edildiğini, işbu talebe istinaden 02/08/2022 tarihli ele alma kararı uyarınca dosyanın bilirkişiye gönderilmesi talebinin kabul edildiğini, bu süre zarfında müvekkiline dava dilekçesi de dahil olmak üzere herhangi bir tebligat gönderilmediğini ve müvekkilinin savunması, iddia ve delillerinin dosyaya sunulamadığını, müvekkilinin, aleyhine dava açıldığını bilirkişi incelemesi/keşfi esnasında öğrendiğini, müvekkilinin her ne kadar kendisine hukuka uygun bir tebligat yapılmamış olsa da, işbu marka sebebiyle hakkında dava açıldığını öğrendiği andan itibaren ihlal oluşturabilecek tüm kullanımlarına son verdiğini, müvekkilinin vakit kaybetmeksizin tüm diğer ihlallerle birlikte tabelasını da kaldırdığını ve "..." tabelasının asıldığını, söz konusu bilirkişi raporu doğrultusunda 16/08/2022 tarihinde ihtiyati tedbir kararı verildiğini, işbu ihtiyati tedbir kararına istinaden 26/08/2022 tarihinde müvekkilinin iş yerine gelindiğini ve davaya konu olmayan, bilirkişi tarafından rapora konu edilmeyen dolayısıyla ayırt edicilik unsurunu sağlayıp sağlamadığı ve ihlal oluşturup oluşturmadığı incelenmediğini, "..." tabelasının hukuka aykırı şekilde kaldırıldığını, işbu ıslah dilekçesi ile dava konusu tüm hususlar ile ilgili ayrıntılı cevap dilekçelerin sunduklarını, müvekkili ile dava dışı ... ve ortakları arasında marka sözleşmesi bulunduğunu, müvekkilinin ihlal oluşturduğu iddia edilen tüm markaların işbu sözleşmeye dayanılarak kullanıldığını, 6769 sayılı SMK m.27/3 uyarınca, hükümsüzlük kararının, müvekkili açısından geriye dönük sonuç doğurmadığını, dolayısıyla dava tarihi itibarıyla müvekkili tarafından tecavüz oluşturan bir davranış bulunmadığını, marka sözleşmesinin akdedildiği tarihte, müvekkilinin kullandığı markaların hukuka uygun bir şekilde marka siciline tescil edildiğini, müvekkilinin, işbu sicile güven ilkesi uyarınca hükümsüz hale gelen markalarını kullandığını, iyiniyetli üçüncü kişi olduğunu, davalının markasının "..." niteliğinde olduğunu, ayırt ediciliği düşük olan marka sahiplerinin, üçüncü kişilerin kullanımına katlanması gerektiğini, açıklanan nedenlerle, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili 17/04/2023 tarihli dilekçesi ile, davalının ıslah dilekçesi içeriğinde daha önce değerlendirilmemiş bir husus bulunmadığını, salt olarak yargılamayı uzatmaya yönelik olduğunu, davalının ileri sürdüğü üçüncü kişiler ile yapılan anlaşmaların müvekkili markasına tecavüz hakkı doğuramayacağını, iddia edilen sözleşmenin müvekkili açısından bağlayıcı olmasının düşünülemeyeceğini, davalı tarafın zayıf marka iddiasının kötüniyetli ve gerçek dışı olduğunu, Doç. Dr. ... tarafından kaleme alınan uzman görüşünde de müvekkili markasının zayıf marka olmadığının tespit edildiğini, uzman görüşünü mahkemeye sunduklarını, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekilince Doç. Dr. ... tarafından düzenlenen 06/03/2023 tarihli uzman görüşü dosyaya sunulmuştur. Dava, davalının, davacıya ait markalarından doğan haklarına tecavüzünün tespiti, men ve ref'i talebine yöneliktir.

Somut olayın değerlendirilmesinde, davacının ... ve ... tescil numaralı markalarının asli ve ayırdedici unsurunun "... " olduğu, davalının söz konusu markaların tescilli olduğu emtia ve hizmet alanı olan yiyecek ve içecek sağlama hizmetlerinde söz konusu ayırdedici unsuru havi "..." ibaresini markasal mahiyette kullandığı, davalının, davacı markaları ile ortalama tüketici nezdinde işletmesel bir bağlantı oluşturabilecek ve karıştırma ihtimaline neden olabilecek kullanımın marka hakkına tecavüz oluşturduğu kanaatine varılmıştır.

Her ne kadar davalı vekili davalının dava dışı 3. Kişi ile yaptığı, sonradan hükümsüz kılınan markalar için yapılan lisans sözleşmesi çerçevesinde kusurunun bulunmadığı ve SMK 27/3 çerçevesinde tecavüz koşulları oluşmadığı savunmasında bulunmuş ise de, söz konusu madde metninde sözleşme tarafları bakımından iptal kararının geriye dönük etkisinin geçerli olmadığı hususunun düzenlendiği, hükümsüz kılınan marka için yapılan lisans sözleşmesinin her halükarda markanın gerçek sahibine karşı savunma olarak ileri sürülemeyeceği, bu hususun yalnızca kusur değerlendirmesinde dikkate alınabileceği ancak marka hakkına tecavüzde yerleşmiş içtihatlarda da defaten belirtildiği üzere klasik manada bir kusur sorumluluğu aranmadığı ve bu nedenle tazminat talebi olmayan somut olayda davalının tecavüz fiilinde kusurunun bulunmadığı iddiasının sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı hukuki kanaatine ulaşılmıştır.

Davaya dayanak markaların bir bütün olarak değerlendirildiğinde ilgili sektörde zayıf olduğu bilirkişilerce tespit edilmiş ise de; bir markanın zayıf olması, herhangi bir markasal korumadan yararlanmayacağı anlamına gelmez. İlgili kabulün sonucu, markanın koruma alanının dar yorumlanmasıdır. Davaya konu davalının fiili markasal kullanımlarının, davacı markalarının çekirdek asli unsurunu ayniyet içerecek şekilde barındırması nedeniyle, dar olarak değerlendirilen koruma alınında tecavüzün varlığı tespit edilmiştir.

Tüm bu nedenlerle, dava dilekçesinde netice-i taleple bağlılık ilkesi çerçevesinde (Y.9.H.D. 07/06/2018 tarih, 2015/23226 e. 2018/12914 k.) davacının davasının kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1.Davacının davasının KABULÜ İLE, Davalının davacıya ait ... ve ... tescil numaralı markalarından doğan haklarına tecavüzünün tespitine, bu tecavüzün men ve ref'ine,

2.Alınması gereken 179,90 TL harçtan, peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 99,20 TL harcın, davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,

3.Davacı kendisini vekille temsil ettirmekle, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 15.000,00 TL vekalet ücretinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

4.Davacı tarafça yapılan 80,70 TL peşin harç, 80,70 TL başvurma harcı, 3.000,00 TL bilirkişi ücreti ve 416,50 TL posta/tebligat masrafı olmak üzere toplam 3.577,90 TL yargılama giderinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

5.Karar kesinleştiğinde kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliyesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.26/04/2023 Katip ... ¸ Hakim ... ¸

Karar Etiketleri
KABULÜNE YERELHUKUK DIGER Borçlar Hukuku 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu K6769 md.27
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog