(Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi
(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2006/1486 E. , 2006/4256 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu kaydının iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı gerçek kişi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 17.05.2004 gün ve 2004/3368-3939 sayılı bozma kararında özetle: “Yörede 1946 yılında orman kadastrosunda çekişmeli ... 730 parsel sayılı taşınmazın orman olarak sınırlandırıldığı, 1953 yılında makiye ayrılmakla orman rejimi dışına çıkarıldığı, bu nedenle makiye ayırma işlemi yok sayılarak 1992 yılında yapılan 2/B madde uygulamasıyla orman sınırları dışına çıkarılması işleminin hukuken değer taşımayacağı, orman rejimi dışına çıkarılmakla kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinilebileceği, yerleşik Yargıtay uygulamalarıyla, bu yerin paftasında gösterildiği tarihte tapulama dışı bırakıldığı ve koşulları var ise, bu tarihten sonra kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine konu olabileceğinin kabul edildiği; ancak, yöredeki genel arazi kadastrosunun 1963 ila 1978 yıllarına yayılan bir zaman diliminde yapıldığı anlaşılmasına rağmen, paftasının düzenlendiği tarihin belirlenemediği, bu nedenlerle tapulama paftasının getirtilmesi, bu paftalar üzerinde dava konusu taşınmazın konumu saptanarak çekişmeli taşınmazın tapulama harici bırakılma tarihinin belirlenmesi, komşu parsellerin tapulama tutanaklarından yararlanılması, gerekirse pafta ve komşu parsel tutanakları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak bu hususun açıklığa kavuşturulması, tapulama dışı bırakılma tarihi kesin olarak saptandıktan sonra, kadastro tesbitinin yapıldığı tarihe kadar, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği ve süresinin geçip geçmediği göz önünde tutularak bir karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişi tarafından temyiz edilmiştir. Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu kaydının iptal ve tesciline ilişkindir. Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde 1946 tarihli ilk orman kadastrosu ile 1985 yılında yapılıp, 22.05.1986 tarihinde ilan edilerek 22.11.1986 tarihinde kesinleşen, 1990 yılında yapılıp 13.04.1992 tarihinde ilan edilerek dava tarihinden önce kesinleşen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması vardır.
Tespit dışı kalan bir yer hakkında kadastro tutanağı düzenlenmemekle beraber, bu işlem bir kadastro işlemidir. Bu tür taşınmazlar üzerinde hak iddia edenler için izlenmesi gereken yol, eski 766 Sayılı Yasanın 2. maddesinde ve halen yürürlükte olan ve uygulanan 3402 Sayılı Yasanın 7/4. maddesinde belirtilmiştir.
Anılan maddelerde öngörülen süreler içerisinde hak iddiasında bulunulmaması halinde, tesbit dışı bırakılma işlemi kesinleşir. Tesbit dışı bırakılan bir yerin Medeni Yasanın 713. maddesi ve 3402 Sayılı Yasanın 14 ve 17. maddeleri hükümlerine göre tapuya tescil edilebilmesi için, tesbit dışı bırakma işleminin kesinleştiği tarihten dava tarihine kadar 20 yıldan fazla süre ile yasada belirtilen koşullar altında tasarruf edilmesi gerekir. Somut olayda toplanan delil ve belgelere göre, tesbit dışı bırakılma işleminin yapıldığı 1978 yılı ile çekişmeli parselinde içinde bulunduğu taşınmazın, 1992 yılında yapılıp kesinleşen 2/B madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan P:XXXII sayılı poligonun, 548 parsel sayısı ile tapuya kayıt edildiği 1993 yılına kadar, 20 yıllık yasal edinme süresi dolmamıştır. Bu açıklamalara göre, kazanma koşullarının davacı yararına gerçekleştiğinden söz edilemez.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 19.02.1997 gün 1996/8-768 E. – 1997/100 K. ve 18.02.1998 gün ve 1998/8-15 E. –129 K., 10.11.2000 gün ve 2000/8-1264 E., 2000/1250 K., Sayılı kararları da aynı doğrultuda olup, bu uygulama dairemizde ve Hukuk Genel kurulunda istikrarlı bir şekilde devam etmekte ve kökleşmiş içtihat niteliğini almış bulunmaktadır.
Ayrıca, kesinleşmiş orman sınırları içindeki orman alanlarının, kesinleşmiş orman sınırları içindeyken makiye ayrılan yerlerin ve 2/B madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan alanlar kazandırıcı zamanaşımı yoluyla edinilmeyeceği gibi, esasen davacı tarafın tutunduğu ve özel yasaları gereği oluşturulan bir tapu kaydı bulunmadığından makiye ayrılan taşınmaz üzerinde davacı gerçek kişi zilyetliğe dayanarak hak iddiasında bulunamaz.
Kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içindeyken, kesinleşmiş 2/B madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazın, hak sahiplerine satışının gündeme geldiğinde, tapu kaydının beyanlar hanesinde belirlenen hak sahibinin, hak sahipleri tesbit komisyonunu bağlamayacağı, davacı taşınmazı tapunun beyanlar hanesinde gösterilen kişiden satın aldığını iddia etmişse de, satın almaya ilişkin delillerini hak sahiplerini tesbit komisyonuna ibraz etmesi halinde, kendisinin hak sahibi olarak belirlenme ve hak sahiplerini tesbit komisyonunun kararı aleyhine dava açma olanağı bulunduğundan bu konuda araştırma yapılmaması ve olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi sonuca etkili değildir. Açıklanan hususular göz önünde bulundurularak davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından Davacı ... Atılganın temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden gerçek kişiye yükletilmesine, 30/03/2006 günü oybirliği ile karar verildi.