Aramaya Dön

(Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi

Esas No
E. 2006/4117
Karar No
K. 2006/6974
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Gayrimenkul Hukuku

(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi         2006/4117 E.  ,  2006/6974 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... ve Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R

Yörede 1996 yılında yapılan kadastro sırasında ... 1157 parsel sayılı 12.482.131.20 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, orman niteliği ile Hazine adına tesbit edilip kesinleşmekle Hazine adına tescil edilmiştir. Davacı, 1157 sayılı parsel içinde olup, zilyetliğinde bulunan bir bölüm yerin, ... Köyünde yapılan orman kadastrosu sırasında 263 numaralı ziraat poligonu olarak orman sınırı dışında kaldığı, zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğu, bu bölümün tapu kaydının iptali ile adına tescili iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece, davanın kabulüne ve ... bilirkişi krokisinde 5 ile gösterilen kısmın 1157 sayılı orman parselinden ifrazı ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı ... ve Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, 10 yıllık sürede açılan tapu iptali ve tescile ilişkindir.

Çekişmeli 1157 parsel sayılı taşınmazın bulunduğu ... Köyünde tesbit tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamış, komşu ... Köyünde 06.09.1973 tarihinde orman kadastrosu orman serisi bazında yapılıp kesinleşmiş, daha sonra 1744 Sayılı Yasaya göre yapılan aplikasyon ve 2. madde uygulaması 13.01.1982 tarihinde ilan edilip kesinleşmiş ve 2896 Sayılı Yasaya göre yapılan 2/B madde uygulaması 03.04.1986 tarihinde ilan edilip kesinleşmiş, 3402 Sayılı Yasa uygulamalarına esas olmak üzere 3302 Sayılı Yasaya göre orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamasına 10.06.1996 tarihinde başlanmış, 16.08.1996 tarihinde bitirilmiş, sonuçları 3402 Sayılı Yasanın 11 inci maddesine göre 30.11.1999-29.12.1999 tarihleri arasında ... Köyünde ilan edilerek kesinleşmiştir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu alan önce yapılan işlemler sırasında 3227 ila 3234 OTS arasında 263 numaralı orman içi ziraat poligonu içerisinde ve tahdit dışında bırakılmışsa da çekişmeli taşınmazın içinde bulunduğu ... Köyü 1157 parsel numaralı taşınmazın kadastrosu ve orman sınırlaması, 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 4/3. maddesi hükmüne göre 11.11.1996 tarihinde yapılmış ve sonuçları 3402 Sayılı Yasanın 11. maddesine göre 17.02.1997-19.03.1997 tarihleri arasında ilan edilerek 20.03.1997 tarihinde tutanak kesinleştirilerek tapuya orman niteliği ile tescil edilmiştir.

HGK’nun 08.06.2005 gün ve 2005/20-327/377 sayılı kararında açıklandığı gibi 10.10.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 4/3 maddesinde, “... iki ay içinde orman kadastro komisyonlarınca orman sınırlarının belirlenmemesi halinde kadastro çalışma alanı sınırları kadastro ekiplerince belirlenir ve çalışmalar bu kanun hükümlerine göre yürütülür. Kadastro ekiplerince bu şekilde tesbit ve ilan edilen yerlerde orman kadastro işlemleri de ikmal edilmiş sayılır. Orman kadastrosu kesinleşmiş yerlerde bu sınırlara aynen uyulur.” Yine aynı yasanın 16/D maddesinde “devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ormanlar, bu yasada hüküm bulunmayan hallerde özel yasaları hükümlerine tabidir” hükümleri bulunmaktadır. Orman hukukuna ilişkin düzenlemeler özel yasa niteliğindeki 6831 Sayılı Orman Yasasında yeralmıştır. 3402 Sayılı Yasa 6831 Sayılı Yasanın hiçbir maddesini yürürlükten kaldırmamış, aksine ormanlar hakkında mevcut olan özel Orman Yasasının uygulanacağını öngörmüştür. Bu bakımdan, niteliği orman olan taşınmazlar hakkında hukuk ve ceza konularında çıkacak uyuşmazlıkların tümünün Özel Orman Yasasında yazılı hükümlere göre çözümlenmesi gerekir. 3402 Sayılı Yasanın 4/3. maddesi gerçekten uzman kuruluş olan orman kadastro komisyonlarının görevini, yani ormanları tespit etme işini, gerektiğinde genel arazi kadastro ekiplerine vermiştir. 3402 Sayılı Yasanın hazırlık evresindeki Hükümet ve Adalet Komisyonu tasarılarında 3402 Sayılı Yasanın 4/3. ve maddesi bu şekilde olmadığı, T.B.M.M.’deki görüşmeler sırasında verilen önerge ile maddenin şimdiki halini aldığı görülmektedir. Önergede, bu değişikliğin bir zorunluluk sonucu getirildiği bildirilmiştir. 3402 Sayılı Kadastro Yasasının yürürlüğünden önce uygulanmış ve uygulanmakta olan 2613, 5602 ve 766 Sayılı Yasaların hükümleri gereğince, arazi kadastro ekipleri orman niteliğindeki yerler hakkında hiçbir işlem yapmadan, yani tespit tutanağı düzenlemeden ve kadastro paftasında, o yere parsel numarası vermeden çalışma alanı dışında, tespit ve tescil harici bırakmaktaydı. O yerde arazi kadastrosunun yapılıp kesinleşmesinden yıllar sonra o bölgede orman kadastrosu yapıldığından tespit ve tescil harici bırakılan ormanların mülkiyeti belli olmadığından ormanlar üzerindeki tahribat ve işgal devam ediyor, ya da arazi kadastro ekiplerinin yıllar önce özel mülk sayıp tapusunu kesinleştirdiği yerler orman sınırı içine alındığından, bu durum birçok hukuk ve ceza davalarına konu oluyordu. İşte 3402 Sayılı Yasa;

1.maddesinde tanımlanan yasanın amacına uygun olarak, bir yerde kadastro işlemleri başlayınca, orman niteliğindeki (madde 4/3) ve özel mülke konu araziler (md. 13, 14) ile kamu malları (md.

16.ve şimdi ... alanı olmayan; ancak, ileride ... alanına dönüştürülmesi veya ekonomik yarar sağlaması mümkün olan yerlerin (md.18/1.) tespit ve tescil edilmesi hükümlerini getirerek o yerin, kadastro paftasında boşluk bırakmadan tüm arazinin nitelik ve mülkiyetini belirleme yolunu benimsemiş, kamu mallarının tahribini, imar-ihya ve zilyetlik yoluyla kazanılmasını önlemiş, böylece yurt genelinde yıllardan beri sürmekte olan arazi çekişmelerine son vermek suretiyle sosyal ve toplumsal barışın sağlanmasını amaçlamıştır. 3402 Sayılı Yasanın 4/3. maddesi hükmüne göre, bir çalışma alanında orman belirleme işi; ister orman kadastro ekiplerince, isterse arazi kadastro ekiplerince belirlensin, kadastro ekiplerince bu şekilde tespit ve ilan edilen yerlerde orman kadastro işlemlerini de ikmal edilmiş saymıştır.

İkmal etme, tamamlama değildir. İkmal edilen ya da yapılan işlemin ilan edilmesi ve ilan süresinde dava açılmayarak kesinleşmesi veya ilan süresi içinde dava açılması halinde dava sonunda verilecek kararın kesinleşmesi ile orman kadastrosu kesinleşecektir. Yasanın 4/3. maddesi hükmüne göre yapılan tesbit işlemi aslında bir orman kadastro işlemidir. Yasa maddesindeki “orman kadastro işlemleri de ikmal edilmiş sayılır” tümcesi yapılan işlemin isminin orman kadastro işlemi olduğunu, hiçbir yoruma gerek olmadan açık şekilde bildirmektedir. Yapılan ve kesinleşen işlem orman kadastrosu olduğuna göre, temyize konu dava, 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükmüne göre açılan, tapu iptali davası değil, 6831 Sayılı Yasanın 11/1. maddesi hükmüne göre açılan, orman kadastrosunun iptalidir.

Orman niteliğinde olan bir yerin kadastro işlemi kesinleşmekle o taşınmaz kamu malı orman niteliğini kazanır. Yukarıda açıklandığı gibi, 3402 Sayılı Yasanın 16/D maddesinde ormanlar hakkında özel yasanın uygulanacağı yazılıdır. Kesinleşen orman kadastrosunun nasıl iptal edileceği 3402 Sayılı Yasada değil, 6831 Sayılı Orman Yasasının 11/1. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddede ise, kesinleşen orman kadastrosunun iptalinin ancak, tapulu taşınmazlar yönünden, tapu sahiplerinin 10 yıllık hak düşürücü süre içinde istenebileceği öngörülmüştür. Vergi kaydına, zilyetliğe dayanılarak kesinleşen orman kadastrosunun iptali dava edilemez. Yasaların yorumlanmasında yalnızca o madde değil, o maddeyi ilgilendiren diğer yasalardaki tüm hükümlerin birlikte değerlendirilerek sonuca ulaşılması gerekir. 3402 Sayılı Yasanın 12/3. ve 6831 Sayılı Yasanın 11/1. maddesinde belirtilen hak düşürücü süreler kamu düzeni ile ilgilidir. Hak düşürücü süre davanın görülebilirlik koşuludur. Bir davada hak düşürücü sürenin bulunup bulunmadığı davaya bakan hakim tarafından, tarafların istemi olmadan doğrudan gözönünde bulundurulması zorunludur. Hak düşürücü süre geçmişse davanın esası incelenemez. Davacı, davasında haklı bile olsa hak düşürücü süre davanın özünü ortadan kaldırmış olduğundan o davanın esasına girilemez ve dava dinlenemez. Kadastro yasaları tasviye amacını gütmektedir. Yasa koyucu, kamu düzenini hak arama hürriyetinden daha önemli görmüş ve hük düşürücü süreye üstünlük tanımıştır.

Somut olayda; 3402 Sayılı Yasanın 4/3. maddesi hükmüne göre yapılan orman kadastrosu 1997 yılında yapılarak kesinleşmiş dava konusu parselin orman niteliği ile Hazine adına tapu kaydı oluşmuş ve taşınmaz kamu malı olmuştur. Temyize konu dava 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesinde anılan 10 yıllık süre içinde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak açılmıştır. Ne var ki; kesinleşen orman kadastrosunun iptali 3402 Sayılı Yasanın 16/D ve 6831 Sayılı Orman Yasasının 11/1. maddesi gereğince ancak tapuya dayanılarak 10 yıllık hak düşürücü süre içinde istenebilir. Davacı tapuya dayanmadığından hak düşürücü süre nedeniyle kesinleşen orman kadastrosunun iptalini isteyemez.” 1973 yılında bu yerde orman kadastrosu seri bazında yapıldığına göre 1997 yılında 3402 Sayılı Yasanın 4/3 maddesi hükmüne göre yapılan orman kadastrosu ile çekişmeli yerin orman sınırı içine alınmış olmasında yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır.

Diğer taraftan; HGK’nun 13.10.1999 gün ve 1999/8-684 ve 10.11.2004 gün ve 2004/7-531-582 sayılı kararlarında benimsenen ilkeye göre dava konusu taşınmazın dört tarafı kadastrosu kesinleşmiş devlet ormanı ile çevrili olup, davacı tarafça herhangi bir geçerli mülkiyet belgesine de dayanılmadığından 6831 Sayılı Yasanın 1. ve 17/2. maddesi karşısında taşınmazın açıklanan bu niteliği ve çevresi itibariyle orman içi açıklığı olup, özel mülke dönüştüğünde orman bütünlüğü bozulacağından kişiler adına özel mülk olarak tescil edilemez. Kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanan gerçek kişinin davasının reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalılar Orman Yönetimi ve Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 22/05/2006 günü oybirliği ile karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog