(Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi
(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2006/13571 E. , 2006/12848 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı Yerel Mahkemece verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 28.11.2005 gün ve 2005/12303-14299 sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmiş, süresi içinde davalılardan ... ve arkadaşları vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü: K A R A R ... Köyü 380 parsel sayılı 4760 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, yörede 1960 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak ... adına tespit edilmiş olup, halen tapuda davalılar adlarına kayıtlıdır. Davacı Hazine, taşınmazın orman tahdit sınırları içinde iken yapılan 2/B uygulaması ile Hazine lehine orman sınırları dışına çıkarıldığını; taşınmazın orman sayılan yer olduğundan zilyetlikle kazanılamayacağını iddia ederek, davalılar adlarına olan tapu kaydının iptali ile taşınmazın Hazine adına tescilini talep etmiştir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmekle Dairece bozulmuştur. Bu kez, davalılardan ... ve arkadaşları vekili kararın düzeltilmesini istemektedir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede ilk orman tahdidi 1941 yılında 3116 Sayılı Yasaya göre yapılmıştır. Daha sonra 1976 yılında 1744 Sayılı Yasayla değişik 2. madde uygulaması ve 13.12.1989 yılında ilan edilerek kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır.
Yerel mahkemenin, Hazinenin davasının reddine ilişkin kararı her ne kadar dairece, “1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/2 maddesinde “...orman sınırı dışına çıkartılacak yer sınırlaması itirazsız kesinleşmiş tapulu arazi ise mülkiyeti tekrar tapu sahiplerine intikal eder” hükmü yer almakta olup, eğer çekişmeli taşınmaz değişik 2. madde ile orman rejimi dışına çıkarılmış ise, ancak öncesinin tapulu olması halinde taşınmazın tapu maliklerine iadesi söz konusudur. Oysa; dava konusu taşınmaza ait tapu kaydı, taşınmaz orman sınırları içinde orman alanı iken 1960 yılında kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak oluşmuştur. Ormanların zilyetlikle kazanılamayacağı sabit olduğundan, çekişmeli taşınmazın 1744 Sayılı Yasayla değişik 2. madde uygulaması ile Hazine lehine orman sınırları dışına çıkarıldığının kabulü gerekir. Tüm bu olgulara göre taşınmaz, 1744 Sayılı Yasayla değişik 2. madde uygulaması ile Hazine lehine orman sınırları dışına çıkarıldığından, Hazinenin davasının kabulü ile taşınmazın Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesi gerekirken, aksi düşünce ile davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.” nedeniyle bozulmuş ise de, mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hükme yeterli değildir. Şöyle ki; hükme esas alınan bilirkişi raporunda çekişmeli parselin 2/B alanında olduğu belirtilmişse de, bilirkişi raporuna eklenen krokili raporda, çekişmeli taşınmazın tamamının mı yoksa bir kısmının mı 2/B alanında olduğu,orman sınırı içinde veya orman sınırı dışında olan bölümü bulunup bulunmadığı hususunda duraksamaya yer vermeyecek biçimde açıklama bulunmadığı gibi, yörede 3116 Sayılı Yasaya göre yapılan tahdit haritasındaki konumu açıklanmamış, orman kadastro tutanaklarındaki tarifler ile ölçü değerlerinin zemine ne şekilde uygulandığı yolunda da Yargıtay denetimine açık olacak biçimde bilgi verilmemiştir.
Kesinleşen orman kadastro sınırlarını hiçbir merci ve makamın aplikasyonla bile olsa değiştirme yetkisinin bulunmadığı, aplikasyonun ilk orman sınırlandırmasına uygun olma zorunluluğu göz önüne alındığında, Yargıtay denetimine açık olmayan ve ilk tahdit haritası ile irtibatlandırılmayan krokiye dayanılarak hüküm kurulamaz.
Ayrıca; Hazine, 3402 Sayılı Yasanın 12. maddesinin 3. bendinde yazılı 10 yıllık hak düşürücü süreye bağlı kalmadan, taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında kalan yerlerden olduğu iddiası ile her zaman dava açabilir. Başka bir anlatımla; dava, yalnızca 2/B madde uygulaması ile orman sınırları dışına çıkarılan bölüm hakkında değildir. Çünkü, yörede ilk orman tahdidi 1941 yılında 3116 Sayılı Yasaya göre yapılmıştır ve bu yasaya göre yapılan tahditlerde sadece devlet ormanları belirlenmiş olduğundan, 4785 Sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 13.07.1945 tarihinden önce yapılan sınırlandırmalar sonucu oluşan kesinleşmiş tahdit haritaları sınırlarına göre orman sınırı dışında kalan taşınmazların, orman niteliğini ve hukuki durumunu saptamakta bu haritalar yeterli değildir. Bu nitelikteki taşınmazların orman olup olmadığının 4785 ve 5658 Sayılı Yasalara göre çözümlenmesi gerekir. Bundan ayrı, 3116 Sayılı Yasa hükümleri gözetilerek yapılan ilk orman kadastrosundan sonra yörede yapılan çalışmalarda, orman kadastro komisyonlarına, her hangi bir nedenle devlet ormanları dışında bırakılmış ormanların kadastrosunun yapılması hususunda yetki verilmiş ancak, bu yetki kullanılmamış olsa bile, Hazinenin çekişmeli taşınmazın eylemli orman vasfında, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu yolunda iddiasında bulunması durumu söz konusu olduğundan taşınmazın 4785 ve 5658 Sayılı Yasalara göre durumunun belirlenmesi gerekir. Anılan hususlarda araştırma yapılmadan eksik inceleme ile hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır. Eksik inceleme ve araştırmaya dayanılarak hüküm kurulamayacağından, davalılar vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile, dairenin bozma kararı gerekçesinin düzeltilmesi gerekmiştir. 4785 Sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanlar hiçbir işleme gerek olmaksızın devletleştirilmiştir. Devletleştirilmiş ormanların bazıları sonradan yürürlüğe giren 5658 Sayılı Yasa ile iadeye tabi tutulmuş ve iadenin koşulları yasada gösterilmiştir.
Mahkemece, öncelikle “orman sınırlandırılması 4785 Sayılı Yasa hükümleri nazara alınmadan yapıldığından; çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 3116 Sayılı Yasaya göre yapılarak kesinleşen ilk orman kadastrosuna, daha sonra 1744 Sayılı Yasaya göre yapılan aplikasyon ve 2. madde uygulaması ve1989 yılında yapılan 2/B uygulaması çalışmasına ilişkin aslına göre renklendirilmiş ve orman sınır noktalarının açıkça okunabildiği onaylı orman kadastro haritaları ile tutanakları, dava konusu taşınmazın bulunduğu yere ait en eski tarihli memleket haritasının orjinalinden renkli fotokopisi ... fotoğrafları ve amenejman planı bulundukları yerden getirtilerek dosya içine konulmalıdır. Daha sonra, mahkemece önceki bilirkişiler dışında serbest orman mühendisleri arasından seçilecek üç uzman orman mühendisi ile yeteri kadar harita mühendisi ya da ... ehlinden oluşturulacak bilirkişi kurulu ile yapılacak keşifte 1941 yılında 3116 Sayılı Yasaya göre yapılarak kesinleşen orman kadastro haritası ve tutanakları, yerel bilirkişilerin yardımı ve uzman bilirkişilerin eliyle, ilk orman kadastrosundaki ölçü teknikleri ile ve eski tarihli memleket haritasında bulunan sabit noktaların bulundukları yerler zeminde tespit edilip, orman sınır noktaları birer birer arazide bulunarak orman sınır noktalarının izledikleri tahdit hattı belirlenmelidir. Orman sınır noktalarının bazılarının zeminde bulunmaması halinde ise, nedeni üzerinde durularak yerlerinden sökülerek yok edilip edilmedikleri saptanmalı, zeminde bulunamayan noktaların yerleri, zeminde halen var olan ve en yakın sabit orman sınır noktaları esas alınarak ve bu noktalardan hareketle yine orman kadastro tutanaklarındaki açı ve mesafeler okunup ölçülerek orman sınır noktalarının izledikleri tahdit hattına göre birer birer arazide bulunup röperlenmeli, memleket haritası örneği üzerinde gösterilmelidir. 1941 yılı orman kadastro tutanak ve haritası zemine uygulandıktan sonra aynı yöntemle 1744 Sayılı Yasaya göre yapılan aplikasyon ve 2. madde uygulamasına ve 1989 yılında yapılan 2/B uygulaması çalışmasına ilişkin çalışma tutanak ve haritası uygulanmalı, memleket haritası üzerinde gösterilmelidir.
Bilirkişi kuruluna çekişmeli taşınmazın 3116 Sayılı Yasaya göre yapılan ilk orman kadastrosuna ve daha sonra 1744 Sayılı Yasaya göre yapılan aplikasyon ve 2. madde uygulamasına ve1989 yılında yapılan 2/B uygulaması çalışmasına ilişkin tutanak ve haritalara göre konumunu gösteren ve bu belgelerle irtibatlı ve ayrı renklerde işaretli, orman kadastro haritaları arazi kadastrosu ile ölçekleri özel aletlerle denkleştirilmiş kroki çizdirilmeli, taşınmazın orman kadastrosuna göre konumu duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmalıdır.
Eğer, taşınmazların tamamının veya bir kısmının tahdit sınırları dışında kaldığı saptanırsa , eski memleket haritası, ... fotoğrafları ve amenejman planı çekişmeli taşınmaz ile birlikte ... araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli;3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan ... kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; ... yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; ... ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak tahdit haritası ile irtibatlı, taşınmazın konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmelidir.
Bilirkişi kuruluna çekişmeli taşınmazın ilk orman kadastrosuna ve daha sonra aplikasyon 2. madde ve 2/B madde uygulamasına ilişkin tutanak ve haritalara göre konumunu gösteren ve bu belgelerle irtibatlı ve ayrı renklerde işaretli, orman kadastro haritaları arazi kadastrosu ile ölçekleri özel aletlerle denkleştirilmiş kroki çizdirilmeli, çekişmeli taşınmazın konumu ... parsellerle birlikte orijinal renkli memleket haritası örneği üzerinde konumu gösterilerek rapora ekletilmelidir. Anılan yönler gözetilmeksizin eksik inceleme ve araştırma ile yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, davalı vekilinin karar düzeltme istemi yerindedir.