(Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi
(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2006/3883 E. , 2006/7131 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 1.01.2005 gün ve 2004/9292-520 sayılı bozma kararında özetle; "Çamköyde bulunan çekişmeli taşınmazın, 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan orman kadastrosunda orman sınırları içindeyken, 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. maddesi gereğince bir bölümünün orman sınırları içinde aplike edilerek Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, diğer bölümünün ise, bu işlemde orman sınırları dışında bırakıldığı konusu tartışmasızdır.
Uyuşmazlık, bu yerin kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla kazanılıp kazanılamayacağına ilişkin olduğu, Mahkemece, dava konusu taşınmazın 1946 yılında orman tahdidinde orman sınırı içindeyken 1952 yılında makiye ayrılmakla ormanla ilgisi kesilip özel mülke konu olabilecek bir yer haline geldiği, 1976 yılında 2. madde uygulaması ile orman sınırı dışına çıkarma işleminin hukuki değeri bulunmadığı, davacı yararına zilyetlikle ... kazanma koşullarının oluştuğu, ... Köyünde arazi kadastrosunun başladığı 1963 yılından dava tarihine kadar 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresinin olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmişse de, 22.03.1996 tarih 5/1 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile 5653 Sayılı Yasayla değişik 3116 Sayılı Yasanın 1/e maddesi uyarınca kurulan ... tespit komisyonlarının yasal ve yaptıkları işlemlerinde geçerli olduğu ve makiye ayrılan yerlerde özel yasalar uyarınca oluşturulan tapulara değer verileceğinin benimsendiği, sözü edilen kararda öngörülen Özel Yasaların 2510 Sayılı İskan, 4753 Sayılı Çiftçiyi Topraklandırma, 3573 Sayılı Zeytinciliğin Islahı ile 5658 Sayılı Orman Yasasına ek Yasalar olduğu, gerek Hukuk Genel Kurulunun gerekse ilgili Yargıtay Dairelerinin kararlıkla sürdürdükleri içtihatlarına göre, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan her türlü kayıt ve belgeler ile mahkeme ilamları yasal değerlerini yitireceği, makiye ayrılan yerlerde özel yasalar uyarınca oluşturulan tapulardan başka tapulara değer verilemeyeceği, İçtihadı Birleştirme Kararının konusunun makilik yerlerde zilyetliğe değer verilip verilmeyeceğiyle de ilgili olmadığı, kararın gerekçesinde bu konunun, bir kelime ya da cümle halinde dahi yer almadığı, yorum yoluyla içtihadı birleştirme kararının genişletilemeyeceği, davacının sözü edilen Y.İ.B.B.G.K.’nın kabul ettiği anlamda özel yasalar uyarınca oluşturulmuş bir tapu kaydı bulunmadığı, makiye ayrılan yerlerin zilyetlikle kazanılamayacağı, orman kadastrosunun yapılıp kesinleştiği 1942 tarihinde yürürlükte bulunan 3116 Sayılı Yasanın 13. maddesi hükmüne göre “tahdidi yapılmış ve kesinleşmiş ormanlar Hazine adına tescil olunur.” Bu yasayı yürürlükten kaldıran ve 08.09.1956 tarihinde yürürlüğe konulan 6831 Sayılı Orman Yasasının 11. maddesinin 4. fıkrası da “kadastrosu yapılıp kesinleşen devlete ait ormanlar tapu dairelerince hiçbir harç, vergi ve resim alınmaksızın Hazine adına tapuya tescil olunur” hükmünü taşıdığı, bu yerde orman kadastrosu 1942 yılında kesinleşmiş olduğuna göre, yasanın emredici hükmü gereğince, Dava konusu taşınmazın Hazine adına tapuya tescil edilmiş olması gerekeceği, tapulu devlet ormanının bir bölümünün, 6831 Sayılı Yasanın 2. ya da 2/B madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılması halinde, yer yine Hazinenin tapulu taşınmazı olmaya devam edeceği, bu konunun 22.03.1996 gün ve 1993/5-1 Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararı gerekçesinin 19. paragrafında aynen şu (... komisyonlarının görevi orman sayılmayan makilik alanları belirlemekten ibarettir. Orman sayılmayan makiliklerin tesbiti ... orman tanımına göre tapu sicilinde düzeltme yapılması niteliğindedir. Bu düzeltme sonucu “orman niteliği ile Hazine adına tescil” edilen taşınmaz orman sayılmayan makilik alan olarak tesbit edilmekle, “özel mülk olarak Hazine adına tapuya tescil” edilecek, taşınmazın sadece tapudaki niteliği değişecektir. Böylece tesbit işlemi ile Hazine adına tapulu olan TAŞINMAZ TAPUSUZ HALE DÖNÜŞMEYECEKTİR.) şeklinde ifade edildiği, bu halde, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içindeki makilik alanın ayrılması o yeri tapusuz hale getirmeyip, sadece niteliğini değiştirdiğinden makilik cinsi ile tapulu olma halini sürdüreceği, imar-ihya ve zilyetlik yoluyla kazanılamayacağı gibi, 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2. ve 2896 Sayılı Yasa ile değişik 2/B maddesi gereğince nitelik kaybı nedeniyle orman rejimi dışına çıkartılan yerler de yine orman niteliği değişmiş olarak Hazine adına tapulu olmaya devam edeceğinden, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine konu olamayacağı, kesinleşen orman kadastrosunun, yasanın emredici hükmüne rağmen, görevli memurların ihmali ya da başka herhangi bir nedenle tapuya tescil edilmemiş olsa bile; orman kadastrosunun kesinleşmesi ile taşınmazın orman niteliğiyle mülkiyet hakkının Hazineye geçeceği, kesinleşen orman kadastrosunun sonradan tapuya tescil edilmesinin mülkiyet hakkının doğumu için gerekli olmadığı, tescil işlemi, kurucu değil açıklayıcı nitelikte olduğundan durumun değişmeyeceği, hukukumuzda ilk kez orman dışına çıkarmaya ilişkin yasal düzenlemenin 1961 Anayasasının ormanla ilgili 131. maddesindeki değişikliğe paralel olarak 04.07.1973 tarihinde yürürlüğe giren 1744 Sayılı Yasayla yapıldığı, 2896, 3302 ve 3373 Sayılı Yasalar ile değişiklikler gerçekleşmekle birlikte, Anayasadan kaynaklanan bu düzenlemenin varlığını sürdürdüğü, 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2 ve 2896, 3302 ve 3373 Sayılı Yasalar ile değişik 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin, Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan ve imar ihya ve kazandırıcı zamanaşımı yoluyla edinilebilecek hali yerlerden farklı olduğu, nitelik kaybı nedeniyle orman rejimi dışına çıkartılan bu yerlerin, Anayasanın 170. maddesi ve 2924 Sayılı Yasa ile belirlenen amaçların gerçekleştirilmesi için Orman Bakanlığının emrine geçeceği, hazine dahi diğer özel taşınmazlarında olduğu gibi bu yerlere serbestçe tasarruf edemeyeceği, devletin özel mülkiyetinde bulunan tapulu ve tapusuz taşınmazlar Hazine tarafından bedeli karşılığında her zaman, herkese satılabileceği ya da başka bir amaçla tahsis edilebileceği halde, orman rejimi dışına çıkartılan yerler bedeli karşılığında dahi satılamaz. Anayasa Mahkemesi kararlarında açıklandığı gibi, bedeli karşılığında bile Devlete satma yetkisi tanınmayan taşınmazların diğer hali yerler gibi kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile mülk edinilmesinin düşünülemeyeceği, 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 18/2. maddesi hükmüne gereğince “Yasaları uyarınca devlete kalan taşınmaz mallar tapuda kayıtlı olsun olmasın zilyetlikle kazanılamayacağı” yasa yasaları uyarınca devlete kalan taşınmaz malları saymamışsa da, yukarıda anlatıldığı gibi gerek Yasal Düzenlemeler gerekse Yargı Kararları gözetildiğinde, 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. maddesi ve 2896, 3302 ve 3373 Sayılı Yasalar ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması sonucu Hazine adına orman rejimi dışına çıkartılan yerler ile geçerli bir işlemle makiye ayrılan yerlerin de 3402 Sayılı Yasanın 18. maddesi anlamında “yasalar uyarınca devlete kalan taşınmaz mallar” olduğu ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinilemeyeceği kabul edilerek, davanın reddine karar verilmesi) gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın REDDİNE karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişi tarafından temyiz edilmiştir. Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, arazi kadastrosunda tapulama harici bırakılmış taşınmazın Medeni Yasanın 713 maddesi gereğince tapuya tesciline ilişkindir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 3116 Sayılı Yasaya göre 1946 yılında yapılıp kesinleşen orman tahdidi bulunmaktadır. Daha sonra 20.10.1975 tarihinde ilan edilerek kesinleşen 1744 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması vardır. Taşınmazın bulunduğu yerde kadastro çalışmaları 1963 yılında yapılmış ve dava konusu taşınmaz tapulama dışı bırakılmıştır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 25/05/2006 gününde oybirliği ile karar verildi.