(Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi
(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2006/130 E. , 2006/3831 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Mahkemece verilen önceki hüküm Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 20.01.1997 tarih 1996/14455-77 sayılı kararında özetle: "Çekişmeli taşınmazlar dava dışı gerçek kişiler lehine zilyetlik şerhi verilerek Hazine adına tesbit edilmiş, mahkemece tesbit değiştirilerek orman niteliğiyle tesbite karar verilmiştir. Ormanlar üzerinde şerh verilemeyeceğine göre lehlerine şerh verilen kişilerin davaya dahil edilip taraf oluşturduktan sonra davanın esası hakkında hüküm kurulması" gerektiğine işaretle, diğer yönlerin incelenmeksizin bozulmuştur. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kabulüne ve dava konusu 130 ada 12 ve 31 parsellerin davacı ve müdahil gerçek kişiler adlarına, 130 ada 11 parselin müdahil ... adına, 130 ada 10 parselin ... Karaş adına (775.08 m2 yüzölçümü ile), 130 ada 9 parselin ... adına (776.16 m2 yüzölçümü ile), 130 ada 8 parselin ... adına (775.39 m2 yüzölçümü ile), 130 ada 7 parselin ... adına (776.48 m2 yüzölçümü ile), 130 ada 6 parselin ... adına (776.08 m2 yüzölçümü ile), 130 ada 5 parselin ... adına (775.21 m2 yüzölçümü ile) tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir. Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tesbitine itiraz niteliğindedir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 11.08.1972 tarihinde yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 20.08.1990 tarihinde yapılıp dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır. Toplanan deliller, uzman bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamından çekişmeli parsellerin 01.02.1957 tarihinde kesinleşen ilk kadastro çalışmaları sırasında Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olması nedeni ile tesbit harici bırakıldığı ve 1993 yılında 2981 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan kadastroda, beyanlar hanesine 3303 Sayılı Yasa gereğince kömür havzasında bulunduğu şerhi konularak ve zilyetleri de gösterilerek Hazine adına tesbit edildiği, ...’nin 12.01.1994 tarihinde kadastro mahkemesine hitaben verdiği hasımsız dilekçede "... 130 ada 5, 6, 7, 8, 9, 10, 12 ve 31 sayılı parsellerin müştereklerinden olduğunu” ... Keçeci adına yapılan tahdit ve tesbitte, onun yerinin olması gerekenden 2,5 kat büyük olarak tesbit edildiğini (776.12 m2 yüzölçümlü 130 ada 10 sayılı parsel ... Keçeci adına şerh verilerek Hazine adına tesibiti yapılan parseldir), bu parselin doğu tarafında kalan 5, 6, 7 ve 8 parsellerin ise olması gerekenden çok daha ... yüzölçümlü olarak tesbitinin yapıldığını ve tesbitin düzeltilmesini aksi taktirde yasal yollara başvuracağını" bildirmiştir. Hasım gösterilmeden ve mahkemeye hitaben yazılan bu dilekçenin bir dava dilekçesi olduğu düşüncesi ile mahkemece işleme konulmuş ve tensip zaptında Hazinenin davalı olduğu yazılarak Hazineye duruşma günü tebligatı yapılmış ve inceleme sonucunda taşınmazların tamamının orman sayılan yerlerden olması nedeni ile orman olarak Hazine adına tesciline dair 14.02.1996 gün ve 1994/128-25 sayılı karar verilmiştir. Bu hükmün ... tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 20.01.1997 gün ve 1996/14455-77 sayılı kararı ile "ilk tesbitin mahkeme kararı ile değiştirilmiş olduğu, orman olarak tescile karar verilen yerlerde muhdesat ve zilyetlik şerhinin konulamayacağı, tutanağın beyanlar hanesinde parsellere zilyet olduğu yazılarak lehine şerh verilen kişilerin davalıya katılıp taraf oluşturulması" gereğine değinilerek diğer yönler incelenmeksizin hüküm bozulmuştur. H.Y.U.Y’.nın 179. maddesinde dava dilekçesinde hangi hususların bulunacağı gösterilmiştir. Bu madde hükmüne göre, tarafların varsa kanuni temsilci veya vekillerinin ad ve adreslerinin bildirilmesi gerekir. Kadastro davalarında, tesbit kim veya kimler adına yapılmış ise o kişilere husumet yöneltilerek dava açılması usul hükmüdür. Dava dilekçesinde taraf gösterilmemesi yada hasmın yanlış gösterilmesi halinde ıslah yolu ile bile olsa hasım ilave edilemez ve hasım değiştirilemez. ...’nin 12.01.1994 tarih tarihli mahkemeye hitaben verdiği dilekçe usulün öngördüğü biçimde düzenlenmiş bir dava dilekçesi olmadığı gibi, çekişmeli parsellerin mülkiyeti dava edilmemekte, sadece 2981 Sayılı Yasaya göre yapılan kadastro çalışmasında Hazine adına tesbitleri yapılıp kendi yararına kütüğün beyanlar hanesine şerh verilen parsellerin yüzölçümünün az, ... Keçeci lehine şerh verilen komşu parselin yüzölçümünün fazla olduğu belirtilerek bunun düzeltilmesi istemektedir. Ortada usulen açılmış bir dava bulunmadığından sonradan verilen dilekçeler de gerçek anlamda davaya katılma olarak kabul edilemez. 3402 Sayılı Yasanın 26/D maddesi hükmüne göre kadastro mahkemesine dava açıldıktan sonra tesbitten önceki haklara dayanarak asli müdahil olarak davaya katılınabilir ise de kadastro mahkemesinde usulen açılmış bir dava bulunmadığından davaya katılma da söz konusu değildir. Yasal süre içinde kadastro mahkemesinde açılmış bir dava bulunmadığından tesbit tutanakları kesinleşmiştir. Hasım gösterilmeden verilen dilekçe tesbitin kesinleşmesini önlemez. Hal böyle olunca; 130 ada 5, 6, 7, 8, 9, 10, 12 ve 31, sayılı parsellerin tesbitlerinin kesinleşmiş olduğu gözönünde bulundurularak kesinleşen tesbitler gibi işlem yapılması için kadastro tutanak ve eklerinin Kadastro Müdürlüğüne gönderilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi 12.01.1994 tarihli dilekçede ve davacı vekilinin sonradan verdiği dilekçede ve keşifteki beyanlarda 130 ada 11 parsele itiraz edildiğine ilişkin bir açıklama bulunmadığı ve müdahil olarak nitelenen ... Karaş’ın davaya müdahaleye ilişkin herhangi bir dilekçede bulunmadığı halde 130 ada 10 ve 11 parseller hakkında hüküm kurulmuş olması da doğru görülmemiştir.