3. Ceza Dairesi
3. Ceza Dairesi 2022/33848 E. , 2023/961 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Sanık hakkında kurulan hükümlerin sanık müdafii ve Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edildiği görülmekle;
A. Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan verilen karar verilmesine yer olmadığı kararı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223 üncü maddesinde tahdidi olarak sayılan istinaf ve temyizi kabil hüküm niteliğinde olmamakla bu yönüyle dosyanın incelenmeksizin mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE,
B. İlk Derece Mahkemesince silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen hükmün;
5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdiren REDDİNE,
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 23.11.2017 tarihli 2016/381 Esas, 2017/163 Karar sayılı dosyasında, sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen 6 yıl 3 ay hapis cezasının sanık müdafii tarafından istinafı üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 15.02.2018 tarihli 2018/181 Esas, 2018/566 sayılı Kararı ile İstinaf Başvurusunun Esastan Reddine karar verildiği ve bu kararın sanık ve müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 28.11.2018 tarihli 2018/3294 Esas, 2018/4663 Karar sayılı ilamı ile; UYAP sorgulamasında sanık hakkında Ankara 21. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/429 Esas sayılı dosyasında silahlı terör örgütü kurma ve yönetme ve Anayasayı ihlal suçlarından açılmış derdest davanın bulunduğu, yine Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.10.2018 tarihli 2018/1206 Esas 2018/1359 sayılı Kararı ile iş bu temyize konu dava dosyası gerekçe gösterilerek Davanın Reddine karar verildiği anlaşıldığından, anılan Ankara 21. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/429 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesi ve Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/1206 Esas sayılı dosyasının bir suretinin dosyaya konulması için Bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma kararı sonrası dosyanın gönderildiği Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 25.06.2019 tarihli 2019/378 Esas, 2019/1120 sayılı Kararı ile; Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 23.11.2017 tarihli 2016/381 Esas, 2017/163 Karar sayılı ilamının Kaldırılmasına ve Ankara 21. ACM. 2018/429 Esas sayılı dosyası ile birleştirilerek tüm delillerin birlikte değerlendirilerek sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri için dosyanın Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş olup, Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 06.02.2020 tarihli 2019/231 Esas, 2020/36 sayılı Kararıyla dosyanın Ankara 21. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/509 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine kararı verilmiştir.
2.Öte yandan, sanık hakkında silahlı terör örgütü kurma ve yönetme ve Anayasayı ihlal suçlarından dava açılan Ankara 21. Ağır Ceza Mahkemesinin 19.12.2017 tarihli 2017/384 Esas, 2017/55 sayılı Kararıyla dosyanın aynı mahkemenin 2017/321 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği, bu dosyada yargılama devam ederken 11.10.2018 tarihli 13. celsede sanık hakkındaki davanın dosyadan Tefrikine karar verilmesi üzerine yeni esasına kaydedildiği Ankara 21. Ağır Ceza Mahkemesinin 05.03.2019 tarihli 2018/429 Esas, 2019/110 sayılı yetkisizlik Kararı ile dosyanın Denizli 2.Ağır Ceza Mahkemesine gönderildiği, dosyanın geldiği Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.07.2019 tarihli 2019/216 Esas, 2019/291 Karar sayılı karşı yetkisizlik kararı ile iki mahkeme arasında oluşan olumsuz yetki uyuşmazlığının ise Yargıtay 5. C.D. 26.09.2019 tarihli 2019/6699 Esas 2019/8859 Karar sayılı kararıyla giderilerek Ankara 21. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/429 Esas sayılı yetkisizlik kararının kaldırıldığı ve dosyanın mahalline gönderilmesine karar verildiği, bunun üzerine dosyanın Ankara 21. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/509 Esas sırasına kaydının yapıldığı anlaşılmıştır.
3.Ayrıca, Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.10.2018 tarihli 2018/1206 Esas, 2018/1359 Karar sayılı dosyasında sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan dava açılmış ise de, Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/381 Esas sayılı dosyasında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan devam eden dava dosyasının bulunması gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
4.Birleştirme kararı sonrasında davaya bakan Ankara 21. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.10.2020 tarihli 2019/509 Esas, 2020/340 sayılı Kararı ile sanığın silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 8 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, Anayasal düzen ortadan kaldırmaya teşebbüs suçundan ise karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
5.Ankara 21. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.10.2020 tarihli 2019/509 Esas, 2020/340 sayılı Kararının sanık müdafii ve Cumhuriyet savcısı tarafından istinafı üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin 12.04.2022 tarihli 2021/44 Esas, 2022/608 sayılı Kararı ile 5271 sayılı Kanun’un 307 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca dosyanın temyiz incelemesine gönderilmek üzere İlk Derece Mahkemesine Tevdiine karar verilmiştir. Tevdi kararı sonrasında sanık müdafii tarafından temyiz dilekçesi sunulmakla dosyanın temyiz incelemesi için Daireye gönderildiği anlaşılmıştır.
6.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 16.06.2022 tarihli ve ret, iade, onama görüşlerini içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi; FEÖ/PDY terör örgütü tarafından gerçekleştirilen darbe girişimine icrai veya ihmali hiçbir hareketle katılmayan sanık hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçundan beraatine karar verilmesinin gerektiği, sanığın sohbet abisi adayları arasında olduğu ve örgütün adalet personeli yapılanmasında Denizli İli Dar Bölgesi içerisinde üst düzey adli sorumluluğa yükseldiği iddiası ile 2013 yılında bölge yöneticileri için Erzurum’da düzenlenen toplantıya katıldığı iddiasının, ayrıca yönetici pozisyonu kişilerle ByLock yazışmaları olduğu iddiasının hiçbirisinin doğru olmadığı, silahlı terör örgütü yöneticisi olduğuna dair hiçbir delilin bulunmadığı, ByLock içeriklerinde diğer kişiler tarafından “Dergi ... abi” isminin verildiği iddiasının doğru olduğu kabul edilse dahi iddianame ve mütalaada “sohbetlere katılacak sohbet abisi adayları arasından yeterliliği tespit edilmek üzere mülakata alınan kişi” olarak tanımlanan bu kodun sanığın örgüt yöneticisi pozisyonunda olmadığını açıkça ortaya koyduğunu, uzun süredir örgüt içerisinde olduğu iddiasının hangi delile dayandırıldığının açıklanmadığı, 2013 yılında Erzurum’da yapılan toplantıya sanığın da katıldığı iddiasına ilişkin hiçbir tanık beyanının bulunmadığı gibi sanığın anılan toplantının yapıldığı tarihlerde uçakla Erzurum’a gittiğine dayanarak katıldığı yönünde varsayımda bulunulamayacağı, bu sebeplerle sanığın örgüt yöneticiliği suçundan beraatine karar verilmesinin gerektiği, örgüt üyeliği suçunun unsurlarının oluşmadığı, ByLock delilinin hukuka aykırı yöntemlerle elde edildiği, bir çok teknik hata barındırdığı, ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağının birçok çelişki barındırdığı, teknik verilerle kesin olarak ispatlanamadığı, sanığın Bank ... hesabındaki işlemlerinin tamamının rutin bancılık işlemleri olduğu, zaman zaman araç alım-satımı ve taşınmaz alım-satımı nedeniyle elde ettiği fazla miktarda parayı muhafaza etmek amacıyla bu bankaya yatırdığı, ceza tayin edilirken somut bir gerekçeye dayanmadan ve hatalı gerekçeyle alt sınırdan uzaklaşılarak karar verildiği, mahkemece gerekçe yükümlülüğünün karşılanmadığı, sanığın daha önce Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafında 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırıldığı ve bu karar aleyhine istinaf başvurusu ve sonrasında temyiz başvurusu yapılmadığı, sadece sanık müdafi tarafından yapılan başvuru sonucunda Yargıtay 16. Ceza Dairesi tarafından Ankara 21. Ağır Ceza Mahkemesi ve Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemelerinde aynı suçtan yapılan yargılama dosyaları ile birleştirilmesi için mahkumiyet kararının bozulduğu, bozma kararı sonrasında da yetkisizlik kararı verilerek iş bu dosya ile birleştirildiği, bu sebeple bozma sonrası devam eden yargılama sonunda verilen cezanın sanık aleyhine ağırlaştırılamayacağı, sanığın mahkeme tarafından 8 yıl 9 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmesinin açıkça hukuka aykırı olduğu, belirtilen nedenlerle Anayasa ile teminat altına alınmış haklarının ihlal edildiğinden kararın duruşmalı olarak yapılacak inceleme sonucunda bozularak beraatine karar verilmesi taleplerine ve sair nedenlere ilişkindir.
Cumhuriyet savcısının temyiz istemi; sanığın örgütte yönetici pozisyonunda bulunan kişilerle birlikte yurt dışında gidiş-dönüş yaptığının tespit edildiği, 2013 yılı Ağustos ayında Erzurum’da adalet personeli dar bölge abileri ve bu şahıslar üzerindeki sorumluların katıldıkları bir toplantının düzenlendiği ve sanığın da bu tarihte Erzurum iline gittiğinin tespit edildiği, sanığın ByLock kullanıcısı olduğu, ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağında terör örgütünün adalet yapılanmasında yönetici pozisyonunda olduğu değerlendirilen şahısların da bulunduğu, örgütsel manada yazışmaların bulunduğu, ByLock kayıtlarında geçen “Dergi” sözcüğünün örgüt içerisinde sohbetlere katılacak sohbet ağabeyi adaylarının, sohbet konusunda yeterliliğini tespit etmek için personel işlerini takip eden örgüt mensupları tarafından yapılan mülakata alınan kişiyi ifade ettiği, bu sebeple ByLock arkadaş listesinde “Dergi ... Abi, ... Adly” şeklinde kodlanmasının örgüt içerisindeki adalet personeli yapılanmasını ve görevini ortaya koyduğunun değerlendirildiği, sanığın ... Kod adını kullandığı, Bank ... kayıtlarında değişik miktarlarda para yatırdığı, katılım hesabı açtığı ve döviz alımı gerçekleştirdiği anlaşılmakla sanığın silahlı terör örgütü yöneticiliği suçunu işlediği, sanığın bu suçtan mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği halde üyelik suçundan cezalandırılmasına karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğundan bozulmasına karar verilmesi talebinden ibarettir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre; İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanığın, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü yönetici/üyelerinin kullanımı için oluşturulmuş ve münhasıran bu suç örgütünün mensupları tarafından kullanılmakta olan ağ özelliğini bilerek sisteme ancak şifre ile girilebilen dönemde ByLock sistemini kullandığı, ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağına göre, sanığın kendisi tarafından kullanılan (05..) (...) 66 63 nolu GSM hattı üzerinden ByLock sistemini kullandığı ve kullanıcı adının "Orhan3" olduğu, sanığı program üzerinde ekleyen şahısların sanığa "Yasin D" adını verdikleri, bu adın sanığın gerçek adı ve soy isminin baş harfi ile uyuştuğu görülmekle birlikte, yine bir kısım kullanıcının sanığı "..." ismi ile bu uygulamaya kaydettikleri ve bu ismin sanığın FETÖ/PDY içerisinde kod adı olarak kullandığı isim olabileceği değerlendirildiği, program üzerinden özellikle adliye ve ceza infaz kurumu sorumluları ile irtibatlı olduğu, BTK'dan gönderilen iletişimin tespiti ve internet erişimine ilişkin kayıtların incelenmesinde ByLock sistemi hedef IP'lerine bağlantı yaptığının anlaşıldığı, Türkiye genelinde FETÖ/PDY silahlı terör örgütü adına adliye sorumlusu olarak görev yapan ve haklarında bu yönden mahkumiyet kararı verilen şahıslarla Erzurum ilinde 2013 yapılan bir toplantı kapsamında bir araya geldiği, yine kendisi ile benzer konumda bulunan şahıslarla yurt dışına çıkış kaydının mevcut olduğu, Bank ... nezdinde bulunan hesabında örgütsel talimat ile uyuşur şekilde işlem yaptığı, 2014 yılı Ocak döneminde hesabında 2.343,9 TL para bulunurken devam eden aylarda hesap bakiyesinin artış gösterdiği 07.02.2014 tarihinde 50.000 TL tutarında katılım hesabı açıldığı, bu banka nezdindeki hesaplarında devam eden süreçte hareketin olduğu, döviz alımı gibi işlemlerin gerçekleştirildiği, hesap bakiyesinin toplam değerinin aydan aya değişim gösterdiği, Mart 2015 dönemi itibariyle en yüksek hesap bakiyesinin 63.067,82-TL olduğu, sanığın görev yaptığı ve ikamet ettiği mahal itibariyle Denizli ilinde bulunan Adalet Bakanlığı'na bağlı personeller ile örgüt adına bağlantılı olduğu, örgütsel konumu itibariyle mahrem bir konumda yer aldığı ancak örgütsel talimatları yerine getirmek haricinde örgüt adına karar verme yetkisine haiz olmadığı bu bağlamda her ne kadar mahkemenin 2017/321 Esas sayılı dosyası üzerinden yapılan yargılama doğrultusunda dosya kapsamına dahil edilen ve anılan esasa dair karar evrakında yapılan değerlendirmeler doğrultusunda sanık hakkında silahlı terör örgütü yöneticisi olmak ve Anayasal düzeni yıkmaya teşebbüs etmek suçlarından cezalandırılması talep edilmiş ise de, eylemlerinin niteliği itibariyle bu suçları oluşturmayıp izah edilen deliller ışığında bir bütün halinde silahlı terör örgütü üyeliği suçunu oluşturduğu kanaatine varılarak cezalandırılması yoluna gidildiği,
Sanık hakkında temel cezanın belirlenmesinde; 5237 Türk Ceza Kanununun 61 ve 3/1 inci maddeleri gözetilerek mensubu olduğu FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün ülke ve dünya çapında gerçekleştirdiği örgütlenme itibariyle ortaya koyduğu tehlikenin ağırlığı, sanığın örgütün özel olarak önem verdiği adliye yapılanması içerisinde mahrem konumda yer aldığı, örgütsel görevinin niteliği itibariyle, adı geçen örgütün belirtilen pozisyona kendisine sıkı bir şekilde bağlı ve itaatkar kişilerin getirilmesi noktasında hassasiyet gösterdiği, örgütsel yapılanmada sorumlu olduğu bölge ve görevi itibariyle yönetici konumunda bulunmamakla birlikte etkinliğinin hiyerarşik yapının alt kademesinde yer alanlara göre daha fazla olduğu ve diğer tüm hususlar bir bütün halinde değerlendirildiğinde suçun işleniş şekli, sanığın amaç ve saiki, ceza adaletinin temin ve tesisi ile hak ve nesafet kuralları nazara alınarak temel ceza belirlenirken alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle ceza tertip edildiği, bu suretle sanığın bu kabul doğrultusunda cezalandırılması yoluna gidildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
a)Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Ayrıntıları (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarihli ve 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür.
b)Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Dairemizin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespit edilmesi halinde sanığın örgütle bağlantısını gösteren bir delil olarak kabul edilmesi mümkündür.
c)BDDK’nın 29.05.2015 tarihli Kararı ile temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen ve 22 Temmuz 2016 tarihli kararı ile de 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 107 inci maddesinin son fıkrası gereğince faaliyet izni kaldırılıncaya kadar yasal bankacılık faaliyetlerine devam eden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı ... Katılım Bankası A.Ş.'de gerçekleştirilen mutad hesap hareketlerinin örgütsel faaliyet ya da örgüte yardım etmek kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilip, örgüt liderinin talimatı üzerine örgütün amacına hizmet eden ve bankanın yararına yapılan ödeme ve sair işlemlerin, örgüte üye olmak suçu bakımından örgütsel faaliyet, tek başına ise örgüte yardım etmek olarak kabul edilebileceği belirlenmiştir.
d)Hükümden sonra sanık hakkında anlatımları bulunan itirafçı şahısların ifade ve teşhis tutanakları değerlendirmeye esas alınmamıştır.
e)Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, ByLock programını örgütsel iletişim amacıyla kullanan, terör örgütü ile iltisaklı ... Katılım Bankasına örgüt liderinin talimatı üzerine para yatıran ve örgütün adli personelden sorumlu imamı olarak faaliyet gösteren sanığın, anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle üyesi olduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
e)Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu anlaşılmaktadır. Ancak, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen;
Sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan Denizli Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 18.11.2016 tarihli iddianamesine istinaden görülen dava sonunda sanığın müsnet suçtan 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 23.11.2017 tarihli 2016/381 Esas, 2017/163 Karar sayılı hükmü aleyhine kanun yolu başvurusunun bulunmadığının anlaşılmasına, iş bu kararın sanık müdafii tarafından istinafı üzerine istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesine ve bu kararın da sanık ve müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 28.11.2018 tarihli 2018/3294 Esas, 2018/4663 Karar sayılı ilamı ile, iş bu dava dosyasının Ankara 21. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/429 esasına kayden görülen dava dosyası ile birleştirilmesi için bozulmasına, anılan ilama uyan İlk Derece Mahkemesince dava dosyalarının birleştirilmiş bulunmasına göre, isnat edilen eylemler, fiili ve hukuki kesinti ile yargılamalara konu faaliyet dönemi itibariyle sanığın eyleminin bütün halinde bir kez müsnet suçu oluşturacağına ilişkin değerlendirme ve kabulde isabetsizlik bulunmamakta ise de; aleyhe istinaf ve temyiz talebi olmayan Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 23.11.2017 tarihli 2016/381 Esas, 2017/163 sayılı Kararında hükmolunan 6 yıl 3 ay hapis cezasının sanık yönünden kazanılmış hak oluşturacağının gözetilmemesi 5271 sayılı CMK'nın 283 ve 307/4 üncü maddelerine aykırıdır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan hükme yönelik sanık müdafii ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi gereği hüküm fıkrasının "3." maddesinden sonra gelmek üzere "4." madde olarak "5271 sayılı CMK'nın 283 ve 307/4 üncü maddesi uyarınca kazanılmış hakkı gözetilerek sanığın neticeten 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına" ibaresinin yazılması ve sonra gelen madde numaralarının buna göre teselsül ettirilmesi suretiyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Ankara 21. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
01.03.2023 tarihinde karar verildi.