3. Ceza Dairesi
3. Ceza Dairesi 2022/20318 E. , 2023/1029 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Diyarbakır 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 24.06.2019 tarihli, 2019/567 Esas ve 2019/523 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesi ikinci fıkrası (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin 01.12.2020 tarihli ve 2019/1251 Esas, 2020/969 sayılı Kararı sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafinin istinaf itirazları yerinde görülmemiş olmakla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan,16.03.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Sanık hakkındaki tek delilin MİKRO SD kartta -...- harfleriyle kodlandığı, bahse konu SD kartta yer alan kodlamaların neye ve hangi kaynaklara dayandığı belli olmadığı, bu bilgilerin hukuka aykırı bir şekilde kaydedildiği ve yayıldığı,sanık hakkında bu bilgilerin doğru olduğunu destekleyen hiçbir delilin dosyada bulunmadığı,sanık için bu kodlamayla eşleşmeyen ve uyumlu olmayan bilgilerin olduğu, koruma şubede çalışan sanığın fişlemede pasaport şubede çalışıyor olarak kayda geçmesi, eşi ile ilgili bağlantı varmış gibi bilgi yazılması durumu dikkate alındığında sanığın hakkında bahse konu hukuksuz fişlemenin bir delil sayılmaması gerektiği ve sanığın bahse konu yapıyla hiçbir irtibatının olmadığını gösterdiği,
2.Sanığın polis okulu mezunu olduğu dönem arkadaşlarının bir çoğunun ihraç edilmiş ve etkin pişmanlıktan yararlanmış olduğu durumu dikkate alındığında ,sanık aleyhine hiç bir beyan ya da ifadenin olmadığı,
3.Bank Asyada hesabı olmamasına rağmen sahte bir şekilde sanık adına açılan hesabın varlığının sanığın bu suçu işlemediğine delil olduğu, Neticeten 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-b maddesi gereğince sanığın beraatine karar verilmesi gerekmekte iken, aynı kanunun 223/2-e maddesi esas alınarak hüküm kurulması hukuka, hakkaniyete ve vicdana aykırıdır, şeklindedir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanığın örgütün gizli haberleşme ağı olan ByLock kaydının bulunmadığı, örgüt ile irtibatlı eğitim kurumlarında görev almadığı, Bank ... hesabının bulunduğunun bildirildiği ancak sanık müdafi tarafından dosyaya ibraz edilen dilekçesine ek olarak sunduğu evrakta sanığın imzası ile ilgili Banka kayıtlarındaki imzaların uyuşmadığının anlaşıldığı, soruşturma kapsamında el konulan dijital materyallerin incelenmesinde terör örgütüne ait herhangi bir veriye ulaşılamadığını belirtir ayrı ayrı bilirkişi heyet raporu tanzim edildiği, FETÖ/PDY terör örgütü ile ilgili ele geçirilen dijital materyallerin içinde bulunan mikro sd kartın çözümlenmesinde Emniyet Teşkilatında örgüt ile irtibatı bulunan ve derecesini gösteren fişleme listesinin yer aldığı, sanığın bu listede '...' olarak kodlandığı, bu kodun Kom Daire Başkanlığı tarafından yapılan tasnifte 'Emniyet içerisindeki FETÖ yapılanmasında örgüte bağlı ancak bazı zaafları olan (himmet vermeme, kampa katılmama, her çağrıldığında gelmeme, sigara, karşı cins, namaz gibi) kişilerin ifade ettiği anlamına geldiği, sanığın törör örgütü üyesi olduğuna ilişkin dosya kapsamında bulunan tek delilin dijital materyallerin içinde bulunan mikro sd kart içeriğinde sanığın '...' olarak kodlanması olduğu, bu hususun münhasıran örgütle organik bağ kurmaya elverişli olamayacağı ve örgütün hiyerarşik yapısına dahil olma anlamı taşımayacağı kanaatine varılmakla sanığın terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olduğuna ilişkin somut bir veri tespit edilememiş olması, sanığın savunmasının aksini kanıtlar hiçbir delilin bulunmaması, ... kodu ile ifade edilen özelliklerin örgütsel faaliyetini göstermeye ispata yeterli olmayıp, sanığı gözlemleyen ve verileri hazırlayan şahsın kanaatini ifade etmesi ,sanığın örgütün hiyerarşik yapısına organik bağ ile bağlı olarak hareket ettiğine ve üzerine atılı suçu işlediğine dair mahkumiyetine yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı bir delil bulunmadığı anlaşılmakla beraatine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve taktirine, gösterilen gerekçe ve uygulamaya oluşa ve dosya içeriğine göre; mahkemenin beraat kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, Kararda bir isabetsizlik görülmediği anlaşıldığından, istinaf başvurusunda bulunan sanık müdafinin istinaf itirazları yerinde görülmemiş olmakla, istinaf başvursunun esastan reddine dair karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Ayrıntıları (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 2017/1809 Esas ve 2017/5155 sayılı Kararında ve Dairemizce de benimsenen, istikrar kazanmış yargısal kararlarda açıklandığı üzere: Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ; canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir. (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, syf. 383 vd.)
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır(... özel kısım syf. 263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf. 280). Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde:
Nihai amacı, Devletin Anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğu anlaşılan FETÖ/PDY terör örgütünün başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanının büyük bir kesimince de böyle algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce ulaşıncaya kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında tanık anlatımlarına, sanık savunmasına ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın savunmasının aksine örgüt üyeliğine yahut yardım eden sıfatına delalet edecek delil bulunmaması ve tanık beyanının sanık savunmasını doğrular nitelikte olması karşısında, Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, sanığın delil yetersizliğinden beraatine yönelik vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla hükümde hukuka aykırılık saptanmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, 01.12.2020 tarihli ve 2019/1251 Esas, 2020/969 sayılı Kararında sanık müdafince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Diyarbakır 11. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
08.03.2023 tarihinde karar verildi.