5. Ceza Dairesi
5. Ceza Dairesi 2021/15394 E. , 2023/5563 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.09.2020 tarihli ve 2020/121 Esas, 2020/147 sayılı Kararının, sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde;
Sanık hakkında atılı suçtan verilen 29.05.2012 tarihli mahkumiyet hükmünün, Dairemizin 04.11.2014 tarihli ilamıyla bozulması sonrası yeniden yapılan yargılamada sanığın mahkumiyeti ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildikten sonra denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlendiğinden bahisle yapılan ihbar sonrası açıklanmasına karar verilen 15.09.2020 tarihli hükümde her ne kadar kanun yolu itiraz olarak gösterilmiş ise de; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 264 üncü maddesinin birinci fıkrasında; "Kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz" hükmünün yer aldığı, bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçtiği 20.07.2016 tarihinden önce verilen kararlar ve Yargıtay'dan geçen dosyalarda ilk derece mahkemelerince verilen hükümlerin temyiz kanun yoluna tabi olduğu, bu itibarla inceleme ve karar verme görevinin Dairemize ait olduğu kabul edilmiştir.
Sanık hakkında bozma üzerine ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildikten sonra sanığın denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlediğinden bahisle açıklanmasına karar verilen hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.... Cumhuriyet Başsavcılığının, 02.02.2011 tarihli ve 2011/973 Soruşturma, 2011/615 Esas, 2011/50 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun (1136 sayılı Kanun) 59 uncu maddesi uyarınca son soruşturmanın açılması kararı verilmesi talep edilmiştir.
2.... Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.04.2011 tarihli ve 2011/52 Esas ve 2011/91 sayılı son soruşturmanın açılmasına dair Kararı ile sanık hakkında zincirleme şekilde ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 257 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca yargılamasının Antalya Ağır Ceza Mahkemesinde açılıp yapılması için son soruşturmanın açılmasına karar verilmiştir.
3.Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.05.2012 tarihli ve 2011/225 Esas, 2012/133 sayılı Kararı ile sanığın ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan cezalandırılmasına hükmedilmiştir.
4.Sanığın temyizi üzerine mahkumiyet hükmü Dairemizin 04.11.2014 tarihli ve 2013/6255 Esas, 2014/10434 sayılı Kararı ile bozulmuştur.
5.Bozma üzerine Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.05.2015 tarihli ve 2014/554 Esas, 2015/223 sayılı Kararı ile sanık hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.
6.Sanığın denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlediğinden bahisle ihbarda bulunulması üzerine Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.09.2020 tarihli ve 2020/121 Esas, 2020/147 Karar sayılı ilamı ile sanık hakkındaki açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanmasına ve sanığın 5237 sayılı Kanun'un 257 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve aynı Kanun'un 53 üncü maddesinin birinci ve beşinci fıkraları gereğince hak yoksunluklarına hükmolunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi; hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmesi ile ihbar süresi arasında beş yıllık denetim süresi dolduğundan hükmün açıklanmaması gerektiğine, kararın eksik inceleme ile verildiğine ve görevi kötüye kullanma suçunun objektif cezalandırma şartlarından olan zararın gerçekleşmemesi nedeniyle suçun unsurlarının oluşmadığına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Suç tarihinde katılan adına Antalya 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2008/1486 Esas sayılı dosyasında davacı vekili sıfatıyla davayı takip eden avukat sanığın, 14.10.2009 tarihli duruşmaya mazeretsiz olarak katılmayarak dosyanın işlemden kaldırılmasına, üç aylık sürede de yenileme talebinde bulunmayarak davanın açılmamış sayılmasına sebep olmak suretiyle ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının itiraz yasa yoluna tabi kararlardan olması karşısında verilen bu karara karşı gerek yapılan itirazın ilgili merci tarafından reddi gerekse itiraz edilmemesi durumunda Kanunda öngörülen itiraz süresinin dolmasından sonra kararın kesinleşeceği, 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinde öngörülen beş yıllık denetim süresinin de kararın kesinleşmesi ile işlemeye başlayacağı, denetim süresi içerisinde sanık tarafından yeniden kasıtlı bir suç işlenmesi halinde açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanması için ihbarda bulunulması halinde gerekli koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğinin ihbarda bulunulan mahkemece değerlendirilerek duruma göre hükmün açıklanmasına veya açıklanmasına yer olmadığına karar verileceği, bu anlamda öncelikle ihbara konu kararın kasıtlı bir suçtan verilen mahkumiyet hükmü olması, mahkumiyet hükmünün kesinleşmesi ve suç tarihinin de hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmesinden itibaren beş yıllık süre içerisinde olması gerektiği, bu haliyle ihbar tarihinin sürelerin hesabı yönünden herhangi bir etkiye sahip olmadığı, somut olayda 08.09.2015 tarihinde kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı yönünden beş yıllık denetim süresinin bu tarihte işlemeye başladığı ve ihbara konu karardaki suçun kasıtlı suçlardan olan görevi kötüye kullanma suçu olup suç tarihinin de 07.09.2016 olduğu, dolayısıyla sanık tarafından yeni işlenen suçun beş yıllık denetim süresi içerisinde işlendiği, mahkemece kabul edilen eylem sebebiyle belirlenebilir yahut belirlenmiş somut bir zarar bulunmasa da görevi kötüye kullanma suçunun objektif cezalandırma şartlarından olan kişi mağduriyetinin gerçekleştiği ve tüm dosya kapsamına göre araştırmayı gerektirir başkaca bir hususun bulunmadığı nazara alındığında, kararda sanık müdafiinin ileri sürdüğü temyiz istemleri yönünden bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
Fakat değinildiği üzere hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı açıklanırken diğer şartların yanında ihbara konu mahkumiyet hükmünün kesinleşmesi de gerektiği, bu bağlamda sanığın avukat, ihbara konu karardaki suçun da avukatlık göreviyle ilgili olarak işlediği görevi kötüye kullanma suçu olduğu, ihbara konu mahkumiyet hükmüne yönelik sanık tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesince verilen 09.06.2020 tarihli ve 2019/2437 Esas, 2020/782 Karar sayılı istinaf başvurusunun esastan reddi kararının karar tarihi itibarıyla kesin nitelikte bulunduğu ancak karar tarihinden sonra 15.07.2020 tarihli ve 31186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7249 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesi ile 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun (1136 sayılı Kanun) 59 uncu maddesine eklenen 5 inci fıkra ile avukatların görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlar nedeniyle verilen bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin kararları hakkında 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının uygulanmayacağı hükmünün getirildiği ayrıca 7343 sayılı Kanun'un 15 inci maddesi ile 1136 sayılı Kanun'a eklenen ve 30.11.2021 tarihinde yürürlüğe giren geçici 24 üncü madde ile de anılan Kanun'un 59 uncu maddesinin 5 inci fıkrasının, bu tarihten itibaren 15 gün içinde talep etmek koşuluyla avukatların görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlar nedeniyle bölge adliye mahkemesi ceza dairelerince 15.07.2020 tarihinden önce verilmiş kesin nitelikteki kararları hakkında da uygulanmasına olanak sağlandığı, bu sebeple ihbara konu karardaki Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesince verilen istinaf başvurusunun esastan reddine dair hükme karşı temyiz yasa yoluna başvurulup başvurulmadığının araştırılarak sonucuna göre yeniden değerlendirme yapılması gerektiği anlaşılmıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.09.2020 tarihli ve 2020/121 Esas, 2020/147 sayılı Kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden sair yönleri incelenmeyen hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi ve 326 ncı maddesinin son fıkrası gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.04.2023 tarihinde karar verildi.