Esas No
E. 2022/7361
Karar No
K. 2022/13938
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

4. Hukuk Dairesi         2022/7361 E.  ,  2022/13938 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Davacı ... vasisi ... vekili Av. ... tarafından, davalı ...aleyhine 25/01/2019 tarihli dilekçe ile trafik kazası sonucu oluşan bedensel zarar nedeniyle maddi tazminat istenmesi üzerine Uyuşmazlık Hakemince yapılan inceleme sonucunda, davanın kabulüne dair verilen karara davalı vekilince yapılan itiraz üzerine, İtiraz Hakem Heyetince davalının itirazının kısmen kabulü ile Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne dair verilen 24/10/2019 tarih ve 2019/İHK-15082 sayılı kararın davalı vekilince süresi içinde temyiz edilmesi üzerine temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Geri çevirme kararı ile noksan ikmalinin yapıldığı anlaşılmakla, tetkik hâkimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya incelendi, gereği görüşüldü. K A R A R

Davacı vekili; 22/01/2015 tarihinde davalıya trafik sigortalı araçla, davacının kullandığı motosikletin karıştığı çift taraflı trafik kazası sonucu davacının malul kaldığını, Sakarya 5. Asliye Mahkemesinin 2016/144 esas sayılı dosyasında açılan davada davacının %71 oranında maluliyeti ve %15 oranında kusuruna göre belirlenen maddi zararının giderildiğini, ilerleyen süreçte kazaya bağlı arazların arttığı ve yeniden tedavi olmak zorunda kaldığını, 24/07/2018 tarihinde Düzce Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından düzenlenen raporda davacının maluliyet oranının %100 olduğu ve sürekli olarak bir başkasının bakımına muhtaç olduğunun tespit edildiğini, davacının %29 artan maluliyetinden doğan zararının ve sürekli bakıcı tazminatının ödenmesi amacıyla davalıya yapılan başvurudan sonuç alınamadığını, artan maluliyetin yeni bir olgu olup mahkemede yapılan yargılamada sadece %71 oranındaki maluliyetten doğan zararın karşılandığını, sürekli bakıcı gideri talebinin tedavi-sağlık gideri teminatından karşılanması gerektiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla %29 oranında artan maluliyetten doğan zarar için şimdilik 10.000.00 TL ve sürekli bakıcı gideri için şimdilik 40.998,00 TL tazminatın kaza tarihi göz önünde bulundurularak güncel verilere göre aktüer bilirkişisine hesaplattırılarak davalıdan tahsilini talep etmiş;

10/04/2019 tarihli ıslah dilekçesiyle sürekli bakıcı gideri talebini 290.000,00 TL'ye, sürekli maluliyet tazminatı talebini 81.063,70 TL'ye artırmıştır.

Davalı vekili, maluliyet oranının tespiti için yeni bir rapor alınmasını, bakıcı gideri talebinin SGK'nın sorumluluğu olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.

Uyuşmazlık Hakem Heyetince; davanın kabulü ile 81.063,70 TL sürekli maluliyet, 290.000,00 TL sürekli bakıcı gideri olmak üzere toplam 373.061,70 TL tazminatın 07/08/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı davalı vekili itiraz yoluna başvurmuştur.

İtiraz Hakem Heyetince; davalının sair itirazlarının reddine, davalının müterafik kusura yönelik itirazının kabulü ile Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılmasına ve yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulü ile 290.000,00 TL sürekli bakıcı gideri ve 76.295,27 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 366.295,27 TL'nin 07/08/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.

1.Dava, trafik kazası sonucu oluşan bedensel zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.

Davacı vekilince; trafik kazası nedeniyle davacıya %71 maluliyet oranı üzerinden ödeme yapıldığı, ancak yeniden alınan rapora göre %100 oranında maluliyet ve sürekli bakıcı ihtiyacının tespit edildiği, artan maluliyetin bulunduğu belirtilerek, fark %29 sürekli maluliyet ve sürekli bakıcı gideri tazminatı talep edilmiştir.

Davalı vekili; yargılama sürecindeki beyanlarında Sakarya 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/114 Esas sayılı dosyasında %71 maluliyet oranı üzerinden hesaplanan tazminatın davacıya ödendiğini belirterek, kaza ile illiyetin tespit edildiği yeni bir rapor alınmasını talep etmiştir.

Uyuşmazlık Hakem Heyetince, davacının taleplerinin tümden kabulüne karar verilmiş, İtiraz Hakem Heyetince, motosiklette sürücü olan davacının kask ve koruyucu tertibat kullanmaması nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme eksiktir.

Somut olayda, hakem heyeti tarafından karara esas kabul edilen ve Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından düzenlenen 24/07/2018 tarihli raporda, davacının kaza nedeniyle maluliyeti %100 olarak belirlenmiş ve başkalarının bakımına sürekli muhtaç olduğu kanaati bildirilmiştir. Anılan bu raporun tanziminde Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine ekli cetveller kullanılmış olup, rapor kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmeliğe göre düzenlenmiş ise de, raporda davacının maluliyetinde oluştuğu iddia olunan artışa ilişkin bir belirleme bulunmadığı gibi, yalnızca “davaya konu kazaya bağlı organik beyin sendromu ve sonraki dönemde psikotik bozukluk geliştiği, postravmatik organik beyin ve psikotik bozukluk tanıları nedeniyle başkalarının bakımına sürekli muhtaç olduğu” yönünde değerlendirme yapılmıştır.

Dairemizce geri çevirme kararı verilerek dosya kapsamına aldırılan ve Sakarya 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/144 Esas, 2018/182 Karar sayılı dosyasında Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulundan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre alınan 31/07/2017 tarihli %71 oranlı raporda ise, davacının kazaya bağlı arızası nedeniyle %71 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 4 aya kadar uzayabileceği, aynı yönetmeliğin 15. maddesi çerçevesinde başka birisinin sürekli bakımına muhtaç olmadığı” mütalaa olunmuştur. Böylece her iki rapor arasında çelişki meydana geldiği anlaşılmaktadır.

Her iki rapor arasında maluliyet oranları arasında fahiş fark bulunmakla beraber, bu farklılığın maluliyet oranında zaman içinde ortaya çıkan gelişen durum olup olmadığı konusunda yapılan bir araştırma/değerlendirme bulunmamaktadır. Bu haliyle İtiraz Hakem Heyetince yapılan yargılama eksik incelemeye dayalıdır. Davacıya %71 maluliyet oranı üzerinden tazminat ödemesi yapan davalının hukuki durumunun, maluliyette artış ya da gelişen durum olup olmadığı sorunu çözüldükten sonra değerlendirilmesi gerektiği gözetilmelidir.

Açıklanan nedenlerle İtiraz Hakem Heyetince; davacının kaza tarihi ve sonrasındaki tüm tedavi evrakları da eklenerek, davacıya ait dosyada mevcut raporlar da irdelenmek suretiyle çelişkilerin giderilmesi ile davacının artan maluliyetinin bulunup bulunmadığının, kaza ile illiyet bağının bulunup bulunmadığının, sürekli bakıma muhtaç olup olmadığının tespiti için (iki raporda maluliyet belirlemesine esas teşkil eden fiziksel ve fonksiyonel arazlarda zaman içinde artış olup olmadığı, her iki rapor arasında geçen süreçte davacıdaki arazların gelişim gösterip göstermediği) hususlarında, kaza tarihinde yürürlükte olan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre üniversitelerin adli tıp anabilim dalı başkanlıklarından gerekçeli, denetime elverişli ve kaza ile illiyet bağının kurulduğu yeni bir rapor alınması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı biçimde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.

2.Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin diğer itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.

SONUÇ. Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, (2) nolu bentte gösterilen nedenle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 07.11.2022 gününde Üye ... ve Üye ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar sebebiyle maddi tazminat istemine ilişkindir. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 30/14. maddesinde; “Mahkemeye ve Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümleri uyarınca Tüketici Sorunları Hakem Heyetine intikal etmiş uyuşmazlıklar ile ilgili olarak Komisyona başvuru yapılamaz” düzenlemesine yer verilmiştir.

Dosya içeriğinden, davacı tarafından aynı zarar için daha önce davalı ... şirketi, araç işleteni ve sürücüsü aleyhine Sakarya 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 19/03/2018 tarih, 2016/144 esas ve 2016/182 karar sayılı dosyasında, kaza sonucu kafasından darbe aldığı, beyin kanaması geçirdiği ve beyinde ödem olduğu, akli melekelerini dolayısıyla temyiz kudretini kaybederek şizofreni hastası olduğu, sürekli bakıma muhtaç kaldığı iddiasıyla sürekli maluliyet, sürekli bakıcı gideri ve manevi tazminat istemleriyle açtığı dava sonucunda maddi ve manevi tazminata hükmedildiği, eldeki başvurunun ise yine karşı aracın trafik sigortacısı olan davalı ... şirketine karşı aynı talep kapsamında 25/01/2019 tarihinde yapıldığı anlaşılmaktadır. 4271 sayılı TMK’nın 1. maddesi uyarınca, kanun lafziyla ve ruhuyla temas ettiği bütün konularda uygulanmalıdır. 5684 sayılı Kanun’un 30/14. maddesinin lafzi (sözüyle) yorumunda açıkça “uyuşmazlığın” denilmiş olduğu, genişletici şekilde yorum yapılması halinde mahkemelerce verilen kararların dışına çıkılması veya yeniden değerlendirilmesi sonucu doğurabileceği açıktır. Madde gerekçesinde de, maddenin lafzi yorumu dışına çıkılmasını gerektirecek bir değerlendirme bulunmamaktadır.

Şu durumda, 5684 sayılı Kanun’un 30/14. maddesi gereği mahkemeye intikal etmiş uyuşmazlıklar ile ilgili olarak Komisyona başvuru yapılamayacağı, bu düzenlemenin özel bir dava şartı niteliğinde olduğu ve tahkime başvurabilecek kişiler ve tahkim yoluyla çözülebilecek uyuşmazlıkların sınırlarının belirlendiği, genel mahkemede açılan davanın hukuki sebebi, talep sonucu ve tarafının da aynı olduğu gözetilerek, uyuşmazlığın daha önce mahkemeye intikal etmemiş olmasına dair usuli şartın gerçekleşmemesi sebebiyle başvurunun usulden reddine karar verilmesi ve İtiraz Hakem Heyeti kararının değişik bu gerekçe ile bozulması gerektiği düşüncesinde olduğumuzdan, sayın çoğunluğun hükme esas alınan maluliyet raporunu yetersiz görerek yeni bir rapor alınması yönündeki görüşüne iştirak edilmemiştir.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.