Esas No
E. 2021/6630
Karar No
K. 2023/1760
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku - Terör

3. Ceza Dairesi         2021/6630 E.  ,  2023/1760 K.

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN;

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI: 2020/882, 2020/913
SUÇ: Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Sivas 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.10.2020 tarihli 2018/259 Esas, 2020/112 sayılı Kararı ile verilen birleştirme kararı neticesinde Kırşehir Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.10.2020 tarihli ve 2020/266 Esas, 2020/329 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanunun 62 inci maddesinin birinci fıkrası, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 09.12.2020 tarihli ve 2020/882 Esas, 2020/913 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ... müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

3.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 05.04.2021 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle;

1.Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,

2.Beraat kararı verilmesi gerektiğine,

3.Teşdidin derecesinde hataya düşülerek fazla ceza tayin edildiğine,

4.Delil değerlendirmesinin hatalı yapıldığına,

5.Mahkemenin yetkisiz olduğuna,

5.Temyiz dilekçesinde belirtilen Sair Temyiz sebepleri ve sair hususlara ve sanığın tahliyesine İlişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

İlk Derece Mahkemesince "Tüm dosya kapsamı, araştırma tutanakları, kurumlar ile yapılan yazışmalar, otel kayıtları, yurtdışı çıkış kayıtları, tanık Şaban Yiğit'in "Sultan ... ve Buruciye Kolejlerinde çalıştığı süreçte maaşlarının resmi olarak eksik gösterildiğini, bu şekilde kolej yönetimi tarafından SGK'ya daha az vergi verilmesi noktasında fayda sağlandığını, ancak resmiyette gösterilmeyen kısmını ise kendilerine elden muhasebeci olan ...'in verdiği" şeklindeki beyanı, tanık Alper Yeniçeri'nin "Sultan ... okulunda iki ayrı muhasebe tutulduğunu bildiğini, bunlardan birincisinin normal kayıtlara yansıyan muhasebe olduğunu, diğerinin ise himmet kesintilerinin vb. kayıtların birlikte tutulduğu muhasebe olduğunu, himmet kayıtlarının tutulduğu muhasebe sisteminin ayrı bir bilgisayarda tutulduğunu, bu muhasebe sistemini okulun muhasebecisi olan ...'in tuttuğu" şeklindeki beyanı, tanık Tolga Figankaplan'ın "Bank Asyada çalıştığı dönem içerisinde zaman zaman cemaatin düzenlemiş olduğu sohbet toplantılarına gittiğini, gitmiş olduğu sohbet evlerine farklı bankalarda çalışan memurların bulunduğunu, katılmış olduğu sohbetlere Sultan ... Eğitim Kurumları A.Ş.’de görev yaptığını bildiği ...‘in çağırdığını, ayrıca sohbetlerin yapılacağı yeri ve zamanı ...‘in belirlediğini, sohbet evinde sohbet veren şahısların, hatırladığı kadarıyla ... olduğu" şeklindeki beyanı, tanık N. E. İ.'nın " Kendisinin sohbetlere gittiğini, genellikle her haftanın belirli gününde sohbet zamanları olduğunu, sohbetleri genellikle banka dışından olan bir şahsın verdiğini, sohbet verdiğini hatırladığı isimin ... olduğu" şeklindeki beyanı, tanık S. E.'nın " Bank ... isimli işyerinde çalıştığı zamanlarda yine cemaate ait olan Sultan ... Eğitim Kurumları‘nın muhasebeciliğini yapan ... isimli şahsın belirli zamanlarda gelip yüklü miktarda altın, döviz ve Türk Lirasının bulunduğu torbayı Banka‘da bulunan kiralık kasaların içine koyduğu, muhasebecinin belirlemiş olduğu tutarların dekontlara yazılarak bu tutarları muhasebecinin çektiğini, bu tutarların himmet parası olduğunu tahmin ettiği" şeklindeki beyanı, tanık Huzeyf Kuzgun'un " Çalışmış olduğu ... Katılım Bankasının Fetullah Gülen Cemaatine yakınlığı ile bilinen bir banka olduğunu, sohbet toplantılarına 15 günde bir veya ayda bir olmak kaydıyla katıldığını, sohbetlerde banka görevlilerine sohbet vermek üzere dışarıdan cemaat mensubu şahısların geldiğini, bu şahıslardan hatırladığının ... olduğu" şeklindeki beyanı, tanık E. E.'nın "katılmış oldukları sohbetlerde kendilerine sohbet vermek üzere gelen cemaat abisinin Sultan ... isimli şirketin muhasebecisi olan ... isimli şahıs olduğu" şeklindeki beyanı, tanık F. T.'nın "Cemaate bağlı Eğitim Kurumlarında görev yaptığını bildiği ... isimli muhasebecinin cemaat adına faaliyet yürüttüğünü, örneğin şirketlerde çalışan personelin maaşlarını takip ederken maaşların yüzde 10 luk himmet kesintisini bu şahısların yaptığını ve ilgili yerlere aktardığı" şeklindeki beyanı, tanık Ramazan Baltepe'nin " 2015 yılında sadece iki adet kurban bağışı bedeli alacağı olan paradan kesildiğini, bahsetmiş olduğu kurban bağışı ve burs adı altında olan kesintileri 2015 yılının başına kadar muhasebe biriminde çalışan ... isimli şahsın yaptığı" şeklindeki beyanı, tanık B. Ş.'nin " örgütün şirketlerinin muhasebe işlerine ... bakardı" şeklindeki beyanı, birlikte bir bütün olarak değerlendirildiğinde; sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün muhasebe işlerine baktığı, sanığın Sivas ilindeki bankalarda görev yapan şahısların sohbetlerini ayarladığı, bu sohbetleri organize ettiği, bu sohbet toplantılarında sohbet abisi olarak görevlendirildiği, sanığın bu sohbetlerde FETÖ/PDY adına himmet, kurban bağışı, burs, gazete ve dergi aboneliği yaptığı, kayıt dışı para topladığı, sanığın örgüte eleman kazandırma faaliyetleri içerisinde yer aldığı, bu toplantılarda örgüt adına alınan kararları toplantıya katılan şahıslara ilettiği, sanığın örgüte ait Çaldıran Eğitim Yayın Dağıtım Pazarlama Temizlik Yemek Üretim Sanayi Ticaret A.Ş, Sultan ... Eğitim Kur. B.Y. Paz. Gıd. İnş. Tur. Tic. Ve San. A.Ş., İvme Eğitim Öğretim Gıda İnşaat Taahhüt Sanayi Ve Ticaret A.Ş. ve Dünya Eğitim Öğretim Sağ. Gıda İnş. Taah. Turi. Bas. Yay.

T. San. A.Ş.

isimli şirketlerde çalıştığı, sanığın FETÖ/PDY terör örgütüne bağlı olarak faaliyet gösterdiği tespit edilen Detay Serbest Muhasebecilik ve Mali Müşavirlik Limited Şirketine 18.11.2011 tarihinden 19.09.2014 tarihine kadar yüzde 3 hisse payı ile ortaklığının bulunduğu, sanığın FETÖ/PDY terör örgütü ile bağlantılı olarak faaliyet gösteren Sultan ... Koleji Mezunlar ve Mensupları Derneğine ve Sivas Sultan ... Amatör Spor Kulübü Derneğine üyelik kaydının bulunduğu, sanığın örgüte ait bankasya isimli bankada hesabının bulunduğu ve örgüt liderinin çağrısı ile uyumlu şekilde bankaya para yatırdığı, sanığın 2007 ve 2016 tarihleri arasında aralarında bölge imamları, ilçe imamları, emniyet imamları gibi haklarında FETÖ'den işlem yapılan kişiler ile FETÖ/PDY silahlı terör örgütü faaliyeti kapsamında 3 adet yurt dışına çıkış kaydının bulunduğu, sanığın FETÖ/PDY terör örgütünün faaliyetleri kapsamında Sivas ilinde aralarında muhasebeciler imamı, örgüt muhasebecileri, bankacılar imamı ve hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmaktan işlem yapılan kişiler ile 26.03.2011 tarihinde Nevşehir Kozaklı İlçesinde bulunan Divaibis Termal Resort Otelinde kaldıkları anlaşıldığından sanığın örgütün amaç ve menfaatleri doğrultusunda eylemlerinin bulunduğu, sanığın örgüt hiyerarşisi içerisinde yer aldığı, Yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre ayrıca sanığın bu örgütle önceden beri süreklilik, yoğunluk ve çeşitlik arz eden organik bağının bulunması ve örgüt içinde uzun yıllardır bulunması örgüte tam bir bağlılık içerisinde hareket ettiği, böylelikle sanığın üzerine atılı silahlı terör örgütü üyeliği suçunu işlediği anlaşılmış, sanığın eylemine uyan TCK'nın 314/2 nci maddesi gereğince, suçun işleniş şekli, suç konusunun önem ve değeri, dosyaya yansıyan kişiliği, meydana gelen netice gözönüne alınarak takdiren alt sınırdan uzaklaşarak cezalandırılması yoluna gidilmiş, sanığın işlemiş olduğu suçun 3713 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinde belirtilen terör suçları kapsamında kaldığı anlaşıldığından sanığa verilen cezada 3713 sayılı Kanun'un 5/1 inci maddesi gereğince 1/2 oranında artırım yapılmış, şartları oluşmadığından sanık hakkında TCK'nın 221 inci maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmiş, sanığın duruşmadaki saygılı tutumları, sosyal ilişkileri, cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri göz önüne alınarak sanığa verilen cezadan TCK'nın 62/1 inci maddesi gereğince takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak" karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü

Bölge Adliye Mahkemesince, incelenen dosya kapsamına ve gerekçeye göre İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgular ile hukuki vasıflandırma ve cezanın kişiselleştirilmesi yönünden hükümde herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden sanık ... müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE

Kabul edilebilir bir temyiz başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde;

A) Ayrıntıları, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10.06.2008 tarih, 9-148/169 sayılı ve Şehrivan Çoban başvurusu üzerine verilen Anayasa Mahkemesinin 6.2.2020 tarih, 2017/22672 sayılı kararları ile Dairenin 26.5.2016 tarih, 2016/1697, 2016/3295 sayılı kararında açıklandığı üzere; Türk Ceza Muhakemesi Hukukunun benimsediği sisteme göre, kanunun ayrık tuttuğu hâller saklı kalmak üzere hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılmaz. (5271 sayılı Kanun madde 193/1). Duruşmada hazır bulunmak isteyen sanığın, hazır bulundurulması sadece ödev değil aynı zamanda bir haktır.

Sanığın duruşmada hazır bulunması hem savunma hakkının etkin bir şekilde kullanılmasını sağlamakta hem de silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerine işlerlik kazandırmaktadır. Ceza adaletinin hakkaniyete uygun şekilde gerçekleşebilmesi için sanığın mahkemenin huzuruna çıkarılması büyük önem arz etmektedir. Anılan hak, sadece duruşmada hazır bulunmayı değil duruşma sürecini takip etmeyi, iddiaları ve tanık ifadelerini dinlemeyi, iddia/savunmaları destekleyecek argümanları ileri sürmeyi de içerir. Dolayısıyla duruşmada hazır bulunma hakkı, sanığın yargılamaya etkili katılım hakkıyla da doğrudan ilişkilidir. Suç isnadı altındaki bir kimse duruşmada hazır bulunarak yargılamaya etkin olarak katılmakta, hakkında kurulacak hükmün inşasına ortak olmakta ve yargılamaya yön verme imkânına kavuşmaktadır. Hâkimler de bu hak vesilesiyle sanığın tutum ve davranışları ile kişisel özelliklerini gözlemleme imkânı elde etmektedir.

Bununla birlikte video konferans uygulaması, diğer hususların yanında tutuklu veya hükümlülerin ceza infaz kurumundan duruşma salonuna transferleri nedeniyle oluşan gecikmelerin azaltılması ve yargılamaların hızlandırılması amacını taşımaktadır (Marcello Viola/İtalya, B. No: 45106/04, 5/1/2007, § 70). Bu nitelikteki imkânlara başvurmak bizzat duruşmada hazır bulunma hakkının amaçlarıyla çelişmemektedir. Fakat tutuklunun veya hükümlünün yargılama sürecini takip edebilmesi, duruşmada dinlenen insanları görebilmesi ve sarf edilen ifadelerden haberdar olabilmesi, ayrıca kendisinin de mahkeme, tanıklar ve diğer ilgililer tarafından görülmesinin ve dinlenilmesinin teknik engeller bulunmaksızın garanti edilmesi gerekir (Sakhnovskiy/Rusya [BD], B. No: 21272/03, 2/10/2010, § 98; Marcello Viola, §§ 72-74).

Duruşmada hazır bulunma hakkı, özellikle hükme tesir edebilecek nitelikteki değerlendirmelerin veya başka esaslı işlemlerin yapıldığı celselerde sanığın duruşmada hazır bulunmasını kural olarak gerekli kılar. İlk ve son savunmanın yapıldığı, esasa ilişkin delillerin toplandığı oturumlara sanığın SEGBİS yolu ile katılması, açık kabulüne dayalı olmalıdır. Dolayısıyla duruşmada hazır bulunma hakkı ancak olayın koşullarının zorunlu kıldığı durumlarda sınırlanabilecektir. Bu bakımdan duruşmada hazır bulunma hakkını sınırlayan herhangi bir tedbirin öncelikle zorunlu/gerekli olduğunun gösterilmesi gerekir. Bu çerçevede sanığın duruşmada hazır bulunmamasını zorunlu kılan bir olgunun varlığı derece mahkemelerince genel, soyut ve klişe cümlelerle değil somut ve olaya uygun bir gerekçeyle ortaya konulmalıdır.

Duruşmada hazır bulunma hakkını sınırlayan video konferans yöntemi ile duruşmalara katılımın zorunlu/gerekli olduğunun ortaya konulması halinde ise sanığın duruşmada hazır bulunmamasının yargılamanın adilliğine bir bütün hâlinde zarar verip vermediği ölçülülük ilkesinin diğer bir unsuru olan orantılılık açısından gözönüne alınmalıdır.

Bu kapsamda duruşmada bizzat hazır bulundurulmayan tarafın diğer tarafça ileri sürülen görüşler ve kanıtlar hakkında bilgi sahibi olup olamadığı veya bunlara yorum yapıp yapamadığı, dezavantajlı duruma düşürülmeksizin davaya etkili katılımının sağlanmasında makul bir fırsata sahip olup olmadığı, yokluğunda gerçekleştirilen işlemin sanığın duruşmada fiziken hazır bulunmasını gerektiren bir işlem olup olmadığına göre bir değerlendirme yapılmalıdır. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;

Hükümden önce 25.08.2017 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 694 sayılı KHK’nın 147 inci maddesiyle değişik CMK’nın 196/4 üncü maddesinde öngörülen zorunluluk halinin ne olduğuna ilişkin olaya özgü ilgili ve yeterli gerekçeleri somut olgulara dayandırılarak gösterilmeden hüküm celsesinde mahkeme salonunda hazır bulundurulmaksızın SEGBİS yöntemiyle savunması alınıp son sözü sorulmak suretiyle yargılamanın tamamlanıp CMK’nın 289/1-h maddesi kapsamında aynı Kanunun 196/4. maddesine muhalefet edilerek savunma hakkının kısıtlanması,

B) Hakkında yakalama emri çıkarılan sanıkla ilgili olarak silahlı terör örgütüne üye olma suçundan Sivas Cumhuriyet Başsavcılığının 18.07.2017 tarihli iddianamesi ile açılan ve Sivas 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/259 Esasına kayden görülen kamu davası devam etmekte iken 07.10.2020 tarihinde Van ilinde yakalanması üzerine anılan mahkemece SEGBİS ile savunması alınmak suretiyle tutuklanmasına, 12.10.2022 tarihinde de iş bu dava dosyasının aynı suçtan Kırşehir Cumhuriyet Başsavcılığının 11.07.2016 tarihli iddianamesi ile açılıp Kırşehir Ağır Ceza Mahkemesinin 2020/266 Esasına kayden görülen derdest dava dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesi üzerine, Kırşehir Ağır Ceza Mahkemesinin 22.10.2020 tarihli duruşmasında Van ilinde ceza evinde bulunan sanık SEGBİS ile hazır edilerek, iddianame tebliğ edilip hakkındaki ithamı öğrenmesi, delillere erişmesi, müdafii ile görüşmesi ve savunma hazırlaması için gerekli makul süre ve imkanların sağlanması, iddianamenin duruşmada anlatılması gerektiği de gözetilmeden savunması alınıp aynı celsede mahkumiyet kararı verilmek suretiyle 5271 sayılı CMK'nın 176/1-3-4 ve 191/3-b maddelerine muhalefet edilmesi anılan yasanın 289/1-h maddesi kapsamında usule aykırı bulunmuştur.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 09.12.2020 tarihli ve 2020/882 Esas, 2020/913 sayılı Kararının sair yönleri incelenmeksizin 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, müsnet suçun niteliği, kaçacağına dair somut olgular bulunan sanığın tutuklulukta geçirdiği süre, mevcut delil durumu gözetilerek tahliye talebinin reddi ile tutukluluk halinin devamına, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının a bendi uyarınca Kırşehir Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

27.03.2023 tarihinde karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog