Esas No
E. 2022/30819
Karar No
K. 2023/1565
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku - Terör

3. Ceza Dairesi         2022/30819 E.  ,  2023/1565 K.

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI: 2022/130 E., 2022/344 K.
SUÇ: Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma
HÜKÜM: Mahkûmiyet
TEMYİZ EDENLER: Sanık ve müdafi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Ağrı 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 31.10.2019 tarihli ve 2018/1046 Esas, 2019/750 sayılı Kararıyla sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun (3712 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 62 inci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası, 63 üncü maddesi uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre infazına ve mahsubuna karar verilmiştir.

2.Ağrı 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 31.10.2019 tarihli ve 2018/1046 Esas, 2019/750 sayılı Kararının, o yer Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafi tarafından istinaf edilmesi üzerine, Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 26.12.2019 tarihli ve 2019/2001 Esas ve 2019/1674 Karar sayılı kararı ile özetle, "...

1.Hüküm kurulmayan bir dava ile ilgili gerekçede yapılan açıklamaların herhangi bir sonuç doğurmayacağı ve devletin birliği ve ülke bütünlüğünü bozma ve/veya terör örgütüne üye olma suçları ile yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçları arasında geçitli suç ilişkisinin de bulunmadığı gözetilerek, Mahkemece, iddianamede sanığa isnat edilen yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını oluşturduğu belirtilen eylemlerin sübut bulup bulmadığı, sabit kabul edilmesi halinde suç teşkil edip etmediği ve ediyorsa hangi suç ya da suçları oluşturduğunun denetime imkan verecek şekilde açıklanıp, gerekçelerinin gösterilmesi ve bu kabul doğrultusunda CMK'nın 223 üncü maddesi uyarınca açılan bu davalar hakkında bir hüküm verilmesi gerektiği halde, bu suçlardan açılan davalar hakkında hükmün esasını oluşturan kısa kararda hüküm kurulmaması,

2.Yukarıdaki paragrafta açıklandığı şekilde sanığa isnat olunan yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarına ilişkin sanığın hukuki durumu belirlendikten sonra, bu suçlardan mahkumiyet kararı verilmesinin doğrudan devletin birliği ve ülke bütünlüğünü bozma suçundan da sorumlu tutulmasını gerektirmeyeceği, zira bu suçun oluşması için failin vahim nitelikteki araç suçlardan sorumlu tutulması gerektiği gözetilerek, sanığın eylemlerinin işleniş şekli, meydana getirdiği zarar ve benzeri hususlar itibariyle vahim nitelikte olup olmadığının değerlendirilmesi suretiyle, devletin birliği ve ülke bütünlüğünü bozma veya terör örgütüne üye olma suçlarından hangisini oluşturduğunun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Kabul ve uygulamaya göre ise;

Sanığın kabul edilen eylemlerinin niteliği, örgüte olan katkısı, kastının yoğunluğu ve TCK'nın 61 inci maddesindeki diğer hususlar gözetilerek, temel cezasının üst sınıra yakın olarak belirlenmesi yerine yazılı şekilde uygulama yapılarak eksik ceza tayini" hususları gerekçe gösterilerek hükmün bozulmasına ve dava dosyasının Ağrı 2. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

3.Ağrı 2. Ağır Ceza Mahkemesinin bozma üzerine vermiş olduğu, 28.02.2020 tarihli ve 2020/30 Esas, 2020/666 sayılı Kararı ile sanık hakkında devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 302 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası, 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre infazına ve mahsubuna karar verilmiştir.

4.Ağrı 2. Ağır Ceza Mahkemesinin bozma üzerine vermiş olduğu, 28.02.2020 tarihli ve 2020/30 Esas, 2020/666 sayılı Kararının sanık müdafi tarafından istinaf edilmesi üzerine ve kısmen re'sen istinaf incelemesi sonucunda, Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 01.06.2020 tarihli ve 2020/387 Esas ve 2020/366 sayılı Kararı ile özetle, "...

1.Katılan İbrahim'in 07.04.2017 tarihli ifadesinde, bahse konu parayı teslim ettikten sonra Yusuf'la birlikte Doğubayazıt'a döndüklerini ve olayla ilgili emniyete başvurduğunu belirtmiş olması karşısında, gerekirse kendisine bu husus açıklattırılarak belirttiği şekilde yaptığı bir başvuru olup olmadığının araştırılması, varsa bununla ilgili nasıl bir işlem yapıldığının, yoksa neden böyle bir beyanda bulunduğu ve olayın üzerinden yaklaşık 3 yıl geçene kadar neden müracaat etmediği ve bu süre geçtikten sonra neden şikayetçi olduğu hususlarının ayrıca ve açıkça sorulması,

2.Sanığın ve katılanların olayların gerçekleştiği belirtilen 01.07.2014 ve sonrası ya da genel olarak 2014 yılı temmuz ayı itibariyle kullandıkları telefon numaraları tespit edilip, gerekirse bilirkişi tarafından ayrıntılı bir analiz raporu düzenlenmesi sağlanarak, belirtilen tarihlerde hangi baz istasyonundan hizmet aldıkları, sanık ile katılan İbrahim'in birlikte aynı kırsal alana gidip gitmedikleri, sonrasında katılan Yusuf ve babası Ahmet'in bu yere gidip gitmediği, katılanlar İbrahim ve Yusuf'un telefonlarının terör örgütünün elinde bulunduklarını söyledikleri süreler boyunca söz konusu hatların kullanılıp kullanılmadığı ve kullanılıyorsa hangi baz istasyonunu kullandığı ve benzeri hususların belirlenmesi,

3.Katılanların kapsamlı bir sağlık kontrolünden geçirilmeleri sağlanarak, vücutlarında eskiden gördüklerini belirttikleri işkenceyi ve özellikle katılan Yusuf'un iki dişinin teröristlerce zorla çekildiğine ilişkin beyanlarını doğrulayan iz ve emareler bulunup bulunmadığı, daha önce varsa bile geçen süre içerisinde bunların kaybolup kaybolmayacağı hususlarında rapor alınması,

4.Katılan İbrahim'in, tanık Uğur'un şikayeti üzerine yargılanıp ceza aldığını belirttiği dosyanın akıbeti araştırılıp, onaylı bir örneği temin edilerek ve Uğur'un para alışverişi sırasında yanlarında olduğunu söylediği Bekir Aydın isimli kişi tanık olarak dinlenerek, aralarındaki anlaşmazlığa ilişkin hangisinin beyanlarına üstünlük tanınması gerektiğinin belirlenmesinden sonra, Tüm deliler birlikte değerlendirilerek sonucuna göre, sanığın sorumlu olduğu eylemler bulunup bulunmadığı, bunların suç teşkil edip etmediği ve ediyorsa suç vasfının ne olduğu hususlarında bir karar verilmesi yerine eksik araştırmayla yazılı şekilde hüküm kurulması, Kabul ve uygulamaya göre ise;

5.Sanığın sübut bulduğu kabul edilen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve yağma suçlarına ilişkin birden fazla nitelikli hal in bir arada gerçekleşmiş olması gözetilerek alt sınırdan makul oranda uzaklaşılarak temel cezanın belirlenmesi gerektiği gözetilmeyerek eksik ceza tayini,

6.Sanık hakkında Devletin birliğini ve bütünlüğünü bozma suçuna ilişkin olarak 3713 sayılı Kanunun 5/1 inci maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,

7.Suç tarihinin "2014 yılı temmuz ayı" yerine "30.01.2018 ve öncesi" olarak yanlış gösterilmesi..." hususları gerekçe gösterilerek hükmün bozulmasına ve dava dosyasının Ağrı 2. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

5.Ağrı 2. Ağır Ceza Mahkemesinin bozma üzerine vermiş olduğu, 12.11.2021 tarihli ve 2020/232 esas, 2021/545 sayılı Kararıyla sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası, 63 üncü maddesi uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre infazına ve mahsubuna karar verilmiştir.

6.Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 13.04.2022 tarihli ve 2022/130 Esas, 2022/344 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik sanık ve müdafinin istinaf başvurularının kabulüne karar verilerek, 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 302 nci maddesinin birinci fıkrası, 3713 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 62 inci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası, 63 üncü maddesi uyarınca (5271 sayılı Kanun'un 283 üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamındaki kazanılmış hak ilkesinin korunması suretiyle ) 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre infazına ve mahsubuna karar verilmiştir.

7.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 14.06.2022 tarihli ve temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Sanık müdafinin temyiz istemi özet olarak;

1.Usul ve kanuna aykırı karar verildiğine,

2.Olayların ve delillerin bir bütün olarak incelenmediğine,

3.Eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulduğuna,

4.Çelişkili ve yer, zaman, mekan olgusu içermeyen tanık beyanlarının hükme esas alınamayacağına,

5.Kimliği ve sanık ile arasında husumet olup olmadığı belli olmayan tanık beyanlarının hükme esas alınamayacağına ve temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebeplerine ve sair hususlara ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

Sanığın eyleminin araç suç/vahim eylem yönünden icra hareketi sayılıp sayılmayacağı, sanığın PKK/KCK terör örgütünden aldığı talimat ile "cebir ve tehdit kullanarak, silahla ve birden fazla kişiyle birlikte kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" eyleminin devletin birliğini ve ülkenin bütünlüğünü bozma suçunu düzenleyen madde metninde yer alan amaçları gerçekleştirmeye elverişli olmadığı, zira yapılan suç niteliğindeki katılanlara yönelik cebir ve tehdit içerikli hareketlerle hürriyetlerinden yoksun kılma eylemi yalnızca katılanlara yönelik olup devletin birliği ve bütünlüğünü bozmaya yetecek derecede vahim nitelikte eylemler olmadığı, suç niteliğindeki bu fillerin toplumda kaos ve tedirginlik oluşturacak, devlet otoritesine olan güveni sarsacak, kamu düzenini, toplum barışını bozarak devletin ülkesi, milleti ve egemenliği bakımından somut tehlike meydana getirecek yoğunluk ve ciddiyetteki eylemlerin amaç suç yönünden elverişli olması gerektiğinin kabul edildiği, ancak somut olayda; katılanların şikayetlerini 3 yıl sonra gerçekleştirmiş olmamaları halinde neticelenen bu eylemlerden kolluk güçlerinin haberdar dahi olmayacakları, eylemlerin,

TCK'nın 302 nci maddesi bakımından aranan ve yukarıda sıralanan araç suçların işlenmesini sağlamak yönünde elverişli olmadığı, dosya bir bütün olarak incelendiğinde sanık her ne kadar kırsal alana hiç gitmediğini, katılanların anlattığı şekilde hiçbir olayın olmadığını, gizli tanığın beyanlarını kabul etmediğini, Serhildan Kod isimli bir şahsı tanımadığını, örgüt mensupları ile hiç görüşmediğini, hakkındaki beyanların asılsız olduğunu, isnat edilen suçlamaları kabul etmediğini, terör örgütü üyesi olmadığını beyan etse de beyanlarının suçtan kurtulmaya yönelik beyanlar olduğu kanaatine varılmış, birbirini doğrular nitelikteki katılan beyanları ve gizli tanık beyanları, katılan beyanlarını doğrular nitelikteki 10.06.2021 tarihli Ağrı İl Emniyet Müdürlüğü'nden gelen HTS Analiz Raporu, katılanların yaşadıkları fiziksel darp ve cebir niteliğindeki beyanlarını destekler nitelikteki 10.07.2020 tarihli Adli Tıp Raporu ve 21.07.2020 tarihli Adli Tıp Raporu hükme esas alınmakla, sanığın PKK/KCK silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek katılıp hiyerarşisine girdiği, sanığın yoğunluk, süreklilik ve çeşitlilik gösteren eylemleri birlikte değerlendirildiğinde eyleminin silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturduğunun kabulüyle mahkumiyetine karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü

PKK/KCK terör örgütünün örgütsel faaliyetlerin amacına matuf olarak sözde yargılama yapılması için katılanları terör örgütünün oluşturduğu korkutucu güçten yararlanarak tehditle kişi hürriyetinden yoksun kılıp kırsal alana götürerek örgüt mensuplarına teslim ettiği anlaşılan sanığın eylemleri vahim nitelikte olduğundan, ilk derece mahkemesinin sanığın örgüt üyeliği suçundan cezalandırılmasına ilişkin kararı kaldırılarak, eyleminin Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçunu oluşturduğunun kabulüyle mahkumiyetine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; Suç tarihinin, vahim nitelik arz eden eylem tarihi olan "2014 yılının temmuz ayı" yerine sanığın yakalandığı tarih olan "30.01.2018" olarak yazılması mahallinde düzeltilebilir bir maddi hata olarak kabul edilmiş olup;

Tüm dosya kapsamı incelendiğinde, usule ve kanuna uygun şekilde hükme esas alınan tutarlı ve ayrıntılı katılan ve tanık beyanları, Adli Tıp Kurumu raporları, HTS analiz raporları ve sair deliller itibarıyla, PKK/KCK terör örgütünün hiyerarşik yapılanması içinde kurulan sözde mahkemede katılanların yargılamalarının yapılması ve katılanlara örgüt tarafından verilen sözde para cezasının infaz edilmesi için örgütün yarattığı korkutucu güçten yararlanarak tehditle katılanları örgütün dağ kadrosuna götürüp teslim etmek suretiyle katılanlara karşı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediği, bu itibarla örgütün vehamet arz eden eylemlerinin gerçekleştirilmesi amacına uygun şekilde hareket ettiği belirlenen, Bölge Adliye Mahkemesinin hükmünde de bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılan sanığın,

Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen esasa müessir olabilecek savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu uygulandığı, yaptırımın kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla, hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 13.04.2022 tarihli ve 2022/130 Esas, 2022/344 sayılı Kararında sanık ve müdafi tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

27.03.2023 tarihinde karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog