3. Ceza Dairesi
3. Ceza Dairesi 2022/37564 E. , 2023/1682 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Diyarbakır 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 01.07.2020 tarihli ve 2017/18 Esas, 2020/189 sayılı Kararı ile sanıklar hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314/2, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 3-5/1, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62, 53/1-2-3, 58/9 uncu maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2.Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 22.09.2021 tarihli ve 2020/1083 Esas, 2021/750 sayılı Kararıyla sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanıklar müdafilerinin istinaf başvurularının, 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 28.10.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanıklar müdafiinin temyiz istemi özetle; örgüt üyeliğinin kıstasları dikkate alındığında örgüt üyesi olmadığına, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğuna dair somut delil bulunmadığına, kast unsurunun gerçekleşmediğine, DTK, 2013 yılında sonra faaliyetlerinin olmadığına, bu yapılanmanın daha öncesinde devlet organları tarafından kabul gördüğünü, PKK terör örgütünün hedefi konumunda olduklarına, dosya kapsamındaki değerlendirmelerin eksik ve hatalı olduğuna, ortam dinleme kayıtlarındaki seslerin kime ait olduğunun tespit edilemediğine ve sair sebeplere ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizlerin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
PKK/KCK silahlı terör örgütüne üye oldukları iddiasıyla Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianame kapsamında mahkemece yapılan yargılama sonunda özetle; Demokratik Toplum Kongresi'nin PKK silahlı terör örgütü elebaşısı olan hükümlü Abdullah Öcalan’ın yürüttüğü terör faaliyetlerinden biri olduğu anlaşılmakla, sanıklar Ş.B. ile E.F.B.'nin PKK silahlı terör örgütü faaliyetlerinden biri olan Demokratik Toplum Kongresi'ne delege olarak yer alıp, yapılan konuşma içeriklerinden anlaşıldığı üzere PKK/KCK terör örgütü ve elebaşı olan Abdullah Öcalan'ın görüşlerini ve özerkliği destekler mahiyette konuşmalar yaptıklarının alınan fiziki takip, TAPE kayıtları ve Adli Tıp Kurumu raporlarından anlaşılmış olup, sanıkların birden fazla katılım sağladıkları ve konuşma yaptıkları bu toplantılar ile terör örgütü üyeliği için gerekli şartlardan biri olarak kabul edilen terör örgütü içerisinde süreklilik ve yoğunluk şartlarını oluşturdukları anlaşılmakla, sanıkların silahlı terör örgütü üyesi olmak suçundan cezalandırılmalarına dair hüküm tesis edilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda; Ayrıntıları Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 2017/1809 Esas ve 2017/5155 sayılı Kararında ve Dairemizce de benimsenen, istikrar kazanmış yargısal kararlarda açıklandığı üzere;
Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir. (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, syf. 383 vd.)
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır. (... özel kısım syf. 263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf.
280.Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Sanık ...B. ve Ş.B.nin karı-koca oldukları, sanık ...B.'nin Diyarbakır ilinde Eczacılar Odası üyesi olduğu, sanık Ş.B'nin ise GÜNSİAD başkanlığını yaptığı, sanıkların çeşitli oda ve sivil toplum kuruluşlarında görev aldıkları, 2011-2013 yılları arasında DTK toplantılarına katılarak konuşma yaptıkları, tape kayıtlarına göre konuşma içeriklerinin PKK/KCK terör örgütünün; cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini benimseyici, övücü veya teşvik edici mahiyette bulunmadıkları, daha çok demokratik özerklik çerçevesinde, içerikleri suç teşkil etmeyen düşünce açıklamaları niteliğinde oldukları belirlenmiştir.
Sanıkların PKK/KCK terör örgütü ile bağlantılarını gösteren herhangi bir delil bulunmadığı gibi dosya kapsamına göre örgütsel faaliyetleri de tespit edilmemiştir. DTK sekreteri E.B.'nin kullanımda olan elektronik postada "DTK Genel Kuruluna ilişkin genelgedir" başlıklı 932 kişinin isimlerinin yer aldığı listede sanıklar "DTK Şahsiyet ve Kurum Delegesi" olarak kabul edilmişlerdir. Ayrıca sanık ...B. DTK Başkanlık Divanı üyesi, DTK Ekonomi ve İstihdam Komisyonu üyesi, DTK Diplomasi Komisyonu üyesi ve DTK Kadın Komisyonu üyesi insan hakları üyesi olarak belirtilmiştir.
PKK/KCK terör örgütü ile bağlantıları tespit edilemeyen, kod adı kullanmayan, terör örgütü içinde ideolojik veya silahlı eğitim aldıklarına, örgütün dağ kadrosu veya milis güçleriyle bağlantılarını gösteren veya ilişkilerini belirleyen delil bulunmayan sanıkların çözüm süreci olarak adlandırılan 2011-2013 yıllarındaki DTK toplantılarının bir kısmına katılarak içerikleri suç teşkil etmeyen konuşma yapmaktan ibaret faaliyetlerinin örgütsel faaliyet olarak değerlendirilmeyeceği de gözetilerek sanıkların örgütün hiyerarşik yapısına girerek örgüt üyesi olduklarını gösteren her türlü şüpheden uzak kesin ve yeterli delil bulunmaması karşısında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince beraatlerine karar vermek gerekirken yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanıklar müdafilerinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 22.09.2021 tarihli ve 2020/1083 Esas, 2021/750 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca uyarınca Diyarbakır 10. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
29.03.2023 tarihinde karar verildi.