3. Ceza Dairesi
3. Ceza Dairesi 2022/35231 E. , 2023/1684 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Sanıklar hakkında bozma üzerine dosyanın gönderildiği İlk Derece Mahkemesince verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanıklar müdafilerinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.İzmir 16 . Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.02.2019 tarihli ve 2017/588 Esas, 2019/11 sayılı Kararı ile sanıklar hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314/2, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 3-5/1, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62, 53/1-2-3, 58/9, 63 maddeleri uyarınca mahkumiyetlerine karar verilmiştir.
2.İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, 13.05.2019 tarihli ve 2019/758 Esas, 2019/780 sayılı Kararıyla sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanıklar ve müdafilerinin istinaf başvurusunun, menfaat çatışması nedeniyle ayrı ayrı müdafiİ ile savunulmalarına ilişkin bozma kararı verilmiştir.
3.İzmir 16. Ağır Ceza Mahkemesinin bozmaya uyarak vermiş olduğu, 17.07.2019 tarihli ve 2019/63 Esas, 2019/399 sayılı Kararı ile sanıklar hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314/2, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 3-5/1, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62, 53/1-2-3, 58/9, 63 maddeleri uyarınca mahkumiyetlerine karar verilmiştir.
4.İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, 25.11.2019 tarihli ve 2019/2222 Esas, 2019/1492 sayılı Kararıyla sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun, 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
5.İzmir Bölge Adliyesi Mahkemesi 18. Ceza Dairesi kararının sanıklar ve sanık R.G. müdafiİ tarafından temyizi üzerine Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 01.12.2021 tarihli ve 2021/2088 Esas, 2021/10242 sayılı Kararı ile özetle; sanık H.G. hakkında sair temyiz sebeplerinin reddi ile teşdidin derecesinde yanılgıya düşülmesi nedeniyle; sanık R.G. hakkında ise etkin pişmanlık hükümlerinin tartışılarak sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiğinden her iki hüküm bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
6.İzmir 16. Ağır Ceza Mahkemesinin bozmaya uyarak vermiş olduğu, 18.04.2022 tarihli ve 2022/29 Esas, 2022/191 sayılı Kararı ile sanıklar hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314/2, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 3-5/1, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 221/4-son cümle (sanık R.G. Yönünden), 62, 53/1-2-3, 58/9, 63, maddeleri uyarınca mahkumiyetlerine karar verilmiştir.
7.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 27.08.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık H.G.
müdafiinin temyiz istemi özetle -ByLock'un ve CGNAT kayıtlarının hukuka aykırı delil niteliğinde olduğuna, bu nedenle dijital adli analiz raporu aldırılması gerektiğine, -ByLock verilerinin çelişkili olduğuna, -Hükme esas alınan tanıkların beyanlarının çelişkili olduğuna, - SGK çalışma kayıtlarının müsnet suç yönünden delil olarak kabul edilmeyeceğine, -Bank ... hesap hareketlerinin rutin işlemler niteliğinde olduğuna, talimatla hareket etmediğine, -Geriye yürüme yasağı ve kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkelerine aykırı davranıldığına, -Örgüt üyeliğinin kıstasları dikkate alındığında örgüt üyesi olmadığına, -Cezada artırım sebebi bulunmadığına, -Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara, İlişkindir.
B. Sanık R.G.
müdafiinin temyiz istemi özetle -Etkin pişmanlıkta bulunan sanığın sadece bildiklerini anlattığına ve örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmadığına, -Tüm bildiklerini samimi şekilde anlattığı için en üst hadden indirim yapılması gerektiğine, -ByLock kayıtlarının hukuka aykırı delil niteliğinde olduğuna, bu nedenle dijital adli analiz raporu aldırılması gerektiğine, -ByLock verilerinin çelişkili olduğuna, -Hükme esas alınan tanıkların duruşmada dinlenilmediğine, tanıklara soru sorma hakkının engellenmesi ile savunma hakkının kısıtlandığına, - SGK çalışma kayıtlarının müsnet suç yönünden delil olarak kabul edilmeyeceğine, -Bank ... hesap hareketlerinin rutin işlemler niteliğinde olduğuna, talimatla hareket etmediğine, -Geriye yürüme yasağı ve kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkelerine aykırı davranıldığına, -Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara, İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre; Bozma Sonrası İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanıkların özetle; FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye oldukları iddiasıyla İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianame kapsamında mahkemece yapılan yargılama sonunda İzmir 16. Ağır Ceza Mahkemesince sanıkların eylemlerinin silahlı terör örgütü üyesi olma suçunu oluşturduğunun kabulü ile mahkumiyetlerine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda;
Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, Syf 383 vd.).
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır (... özel kısım syf.263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf.280). Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
1.Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, sanıkların kullandıkları tespit edilen, 337621 ve 153247 ID numaralı ByLock tespit ve değerlendirme tutanağı içeriğine göre ByLock iletişim sistemini örgütsel iletişim amacıyla kullanan, örgüt içerisinde sanık ...nin askerlerden sorumlu mahrem imam, sanık R.G.'nin ise ser abla konumunda örgütün hiyerarşik yapısı içinde uzun yıllardan beri örgüt içerisinde aktif olarak görev yapan sanıkların savunmaları, tanık beyanları ve Bank ... kayıtları bir bütün olarak değerlendirildiğinde sanık H.G.'nin sohbet adındaki toplantılarına dışarıdan kişileri davet ederek örgüte eleman kazandırmaya çalıştığı, örgütün sohbet toplantılarına katılarak toplantıları organize edip himmet topladığı sanık R.G.'nin etüt merkezlerinde görev yapan kadın öğretmenlerden sorumlu olduğu, her iki sanık yönünde de Bank ... hesaplarında örgüt liderinin talimatından sonra bakiye artırımında bulunmak suretiyle, örgüt liderinin talimatı üzerine Bank Asyaya destek olarak örgütün amacına hizmet eder nitelikte eylem ve faaliyetlerde bulundukları anlaşılmakla süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylemler yürüterek örgütle organik bağ kurmak suretiyle örgüt üyesi olduklarına dair kabulde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
2.Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla, incelenen hükümde hukuka aykırılık saptanmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İzmir 16. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.04.2022 tarihli ve 2022/29 Esas, 2022/191 sayılı Kararında sanıklar müdafilerinin öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İzmir 16. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
29.03.2023 tarihinde karar verildi.