Esas No
E. 2021/42783
Karar No
K. 2023/2415
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku - Dolandırıcılık

11. Ceza Dairesi         2021/42783 E.  ,  2023/2415 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SUÇ: Basit dolandırıcılık
HÜKÜM: Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Antalya 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.03.2013 tarihli ve 2011/868 Esas, 2013/252 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci, 62 nci, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 11 ay 20 gün hapis ve 2.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, tekerrür uygulamasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2.Antalya 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.03.2013 tarihli ve 2011/868 Esas, 2013/252 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 10.04.2017 tarihli ve 2015/785 Esas, 2017/8904 Karar sayılı kararı ile sanığa yüklenen dolandırıcılık suçu nedeniyle, hükümden sonra 02/12/2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 253 ncü ve 254 ncü madde fıkraları gereğince uzlaştırma işlemleri için gereği yapılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini zorunluluğu gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.

3.Bozma üzerine Antalya 5. Asliye Ceza Mahkemesinin,15.12.2017 tarihli ve 2017/342 Esas, 2017/881 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci, 62 nci, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 11 ay 20 gün hapis ve 2.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, tekerrür uygulamasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

4.Antalya 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.12.2017 tarihli ve 2017/342 Esas, 2017/881 Karar sayılı kararının sanık ve katılan tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 20.05.2019 tarihli ve 2018/4049 Esas, 2019/5890 Karar sayılı kararı ile usulsüz ve eksik yapılan tebligat işlemine dayanılarak ve uzlaşmanın gerçekleşmediği kabul edilerek hüküm kurulması nedeniyle, katılan ve sanığa usulüne uygun uzlaşma tebligatı yapılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.

5.Bozma üzerine Antalya 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.10.2020 tarihli ve 2019/642 Esas, 2020/664 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci, 62 nci , 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 11 ay 20 gün hapis ve 2.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, tekerrür uygulamasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Sanığın temyiz isteği, katılan ile edimin ifası suretiyle uzlaşma sağlanması nedeniyle mahkemece hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi gerekirken mahkumiyet kararı verilmesi ve tekerrüre esas alınan ilamın kesinleşme tarihi 17.03.2016 olması nedeniyle tekerrüre esas alınamayacağı gözetilmeden hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

1.Sanık hakkında, muhasebeci olmamasına rağmen yasal olmayan şekilde bu işi yürüttüğü, katılanın ise SSK'dan emekli maaşı bağlanması konusunda bir arkadaşı vasıtasıyla sanıktan yardım istediği, sanığın üç gün içinde işini halledeceğini söyleyerek katılanın PTT havalesi yoluyla 2.180,00 TL para göndermesini sağladığı, sanığın vaadini yerine getirmediği gibi parayı da iade etmediği iddiasıyla dolandırıcılık suçundan kamu davası açılmıştır.

2.Sanık savunmasında; eski bir Bağ-Kur çalışanı olduğu için insanların işlerine yardım ettiğini, katılanın af kanununun son günü gelip kendisine yardımcı olmasını istediğini, yetişmesinin mümkün olmadığını söylediğini ancak katılanın ısrarcı olduğu ve iradesi dışında kendisine posta yoluyla 2.160,00 TL para gönderdiğini, daha sonra katılana ulaştığını ve parasını almasını istediğini ancak katılanın yeni bir af çıkma ihtimalinin olduğunu bu nedenle şartları zorlamasını istediğini, bu nedenle parasını iade edemediğini daha sonra katılanın gidip şikayetçi olduğunu, dolandırıcılık kastının bulunmadığını beyan etmiştir.

3.Alanya PTT Merkez Müdürlüğünün 21.10.2011 tarihli yazısı ile ilgili havalenin Adana Adliye Sarayı PTT Müdürlüğünden kabul edilip Antalya Çarşı PTT Merkez Müdürlüğü tarafından alıcıya ödendiği belirtilmiş, 2.180,00 TL tutarındaki ödemeye ilişkin 03.06.2011 tarihli PTT makbuzu dosyaya konulmuştur.

4.Sanığın üzerine atılı dolandırıcılık suçunun 6763 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği, edimin ifası suretiyle uzlaşmanın sağlandığı, katılanın 07.11.2019 tarihli dilekçesi ile sanığın hiç ödeme yapmadığını ve telefonlarına cevap vermediğini beyan etmesi nedeniyle uzlaşmanın hükümsüz kaldığı anlaşılmıştır.

5.Mahkemece, Antalya Muhasebeci ve Mali Müşavirler Odasında kaydı bulunmayan sanığın katılanın emekli olabilmesi için yardımcı olabileceğini söyleyerek katılandan 2.180,00 TL para aldığı, işlerini halletmediği gibi parasını da iade etmediği, sanık ikrarı, katılanın tutarlı anlatımı, PTT'nin cevabi yazısı ile anlaşılmış olmakla, sabit görülen dolandırıcılık suçundan cezalandırılmasına ilişkin temyize konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur.

IV. GEREKÇE

01.08.2019 tarihli uzlaştırma rapor içeriğine göre, tarafların yerine getirilmesi takside bağlanan edimin ifası suretiyle uzlaştıklarının anlaşılması karşısında, 5271 sayılı Kanun'un 254 üncü maddesinin ikinci ve Ceza Muhakemesinde Uzlaşma Yönetmeliği'nin 27 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca sanık hakkında 231 inci maddedeki şartlar aranmaksızın, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi, uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmemesi halinde, mahkeme tarafından 231 inci maddenin onbirinci fıkrasındaki şartlar aranmaksızın, hükmün açıklanması gerektiği gözetilmeden mahkumiyet hükmü kurulmuş ise de, sanığın edimin ifasını yerine getirmemesi nedeniyle bu husus sonuca etkili görülmemiş ve bozma nedeni yapılmamış, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı yanlış yorumlanarak, 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin uygulanmaması isabetsizliğinin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.

1.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.

2.Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen, sanık hakkında tekerrür hükümleri uygulanırken esas alınan Antalya 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/132 Esas ve 2010/572 Karar sayılı ilamındaki 10 ay hapis ve 80 TL adli para cezasının 17.03.2016 tarihinde kesinleştiği ve tekerrüre esas alınamayacağı, sanığın adli sicil kaydına konu tekerrüre esas olabilecek başkaca ilamının da bulunmadığı gözetilmeksizin mükerrir kabul edilerek, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmesi dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Antalya 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.10.2020 tarihli ve 2019/642 Esas, 2020/664 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasından tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ilişkin paragrafın çıkartılması suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

04.04.2023 tarihinde karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.