9. Ceza Dairesi
9. Ceza Dairesi 2022/15686 E. , 2023/1477 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Hatay Cumhuriyet Başsavcılığının, 09.10.2021 tarihli ve 2020/21958 Soruşturma, 2021/6019 Esas sayılı iddianamesi ile sanığın mağdurelere yönelik eylemlerinden dolayı hakkında sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan kamu davası açıldığı,
2.Hatay 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.12.2021 tarihli ve 2021/298 Esas, 2021/396 Karar sayılı kararı ile sanığın mağdurelere yönelik eylemlerinden dolayı hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan mağdure sayısınca mahkumiyetine ve hak yoksunluklarına karar verildiği,
3.Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 18.02.2022 tarihli ve 2022/245 Esas, 2022/339 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanık müdafii, katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 289 uncu maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca bozulmasına karar verildiği,
4.Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 18.02.2022 tarihli bozma kararı ile bozulan dosyanın Hatay 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2022/152 Esasına kaydının yapıldığı, bozma kararı uyarınca Hatay Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğu,
5.Hatay Cumhuriyet Başsavcılığının, 08.04.2022 tarihli ve 2022/8309 Soruşturma, 2022/2857 Esas sayılı iddianamesi ile sanığın mağdurelere yönelik eylemlerinden dolayı sanık hakkında sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan kamu davası açıldığı, Hatay 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.04.2022 tarihli ve 2022/196 Esas, 2022/175 Karar sayılı kararı ile dosyanın Hatay 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2022/152 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği,
6.Hatay 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.06.2022 tarihli ve 2022/152 Esas, 2022/261 Karar sayılı kararı ile sanığın mağdure ...'ya yönelik eylemi nedeniyle sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan mahkumiyetine ve hak yoksunluklarına, mağdure ...'ya yönelik eylemleri nedeniyle çocuğun cinsel istismarı suçundan mahkumiyetine ve hak yoksunluklarına karar verildiği,
7.Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 22.09.2022 tarihli ve 2022/1899 Esas, 2022/1462 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verildiği, Anlaşılmıştır.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi;
Özetle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesi uyarınca yapılan indirimin hakkaniyete aykırı olduğuna, dosya da katılan olmalarına rağmen lehlerine vekalet ücretine hükmedilmediğine ve bunun usul ve yasaya aykırı olduğuna, kararın temyizen incelenerek bozulmasına ilişkindir.
B. Sanık müdafiinin temyiz istemi;
Özetle, kararın hukuk ve yasalara aykırı olduğuna ve bozulmasına, yapılan yargılamalarda sanığın hazırlık ile ilk aşamadaki beyanları ve tutumlarının değişmemiş olup sanığın her aşamada suçu işlemediğini ifade ettiğine, istinaf mahkemesinin hiç bir iddialarını irdelemediğine ve delillerini tartışmadığına, sanığın tahliyesine karar verilmesine, somut delil olmadan karar verildiğine, masumiyet karinesinin ihlal edildiğine, mağdurelerin soyut beyanları ile müvekkilinin cezalandırıldığına, tanık ...'ın görgüye dayalı bilgisinin olmadığına, gerçek olmayan beyanlarda bulunulduğuna, dosyanın tek tanığı ...'ın beyanlarının aleyhe yorumlandığına, tanığın vicdanının etkisi ile beyan değiştirip gerçekleri anlattığına, müvekkili ile eşi arasında boşanma davasından kaynaklı ciddi husumet bulunduğuna, bu nedenle beyanlarına itibar edilemeyeceğine, müvekkilinin bu suçların hiç birini işlemediğine, olayların 14 yıldan bu yana devam ettiği dile getirilip müvekkili hakkında zincirleme suç hükümleri uygulandığı ve anne ile kızlarının nasıl 14 yıl boyunca sessiz kalmış olduklarına, Yargıtay kararlarında somut ve objektif delil vurgusu ile şüpheden sanığın yararlanacağının vurgulandığına, mağdur kız çocuklarının duruşmaya SEGBİS aracılığıyla katılıp sanığın cezalandırılması için bağırarak mahkeme heyeti üzerinde baskı oluşturmaya çalıştıklarına, hatta sanık müdafi olarak savunma yaptığı esnada konuşmasının defalarca kesildiğine ve bu durumun kamera kayıtlarıyla da sabit olduğuna, iddianamede anlatılan olayların vahim olup kabulünün mümkün olmadığına, mağdurenin ifadesinde anlattığı üzere 14 yıldan bu yana anlatılan olayların bu süre boyunca tek bir tanığının olmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğuna, iddiaların hiç birinin ispatlanmadığına, müvekkilinin beraatine karar verilmesi istemine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1.Sanığın kızı olan katılan mağdure ...'ya karşı arkadan sarılması ve cinsel bölgelerine dokunması, cinsel amaçla kucağına oturtması ve bu sırada 4-5 dakika süreyle özel bölgesine ve göğsüne dokunması şeklindeki eylemlerinin ani ve kesintili olmadığı, sarkıntılık boyutunu aştığının kabulü ile sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan cezalandırılmasına karar verildiği görülmüştür.
2.Sanığın kızı olan katılan mağdure ...'ya karşı, yatakta yattığı sırada yanına gelerek arkadan sarılması ve özel bölgesini okşaması şeklindeki eyleminin bir defaya mahsus, ani ve kesintili olduğu ve sarkıntılık boyutunda kaldığının kabulü ile sanığın sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan cezalandırılmasına karar verildiği görülmüştür.
3.Katılan mağdure ...'nın 112'yi arayarak yardım istemesi, eve jandarmaların gelmesiyle sanığın göz altına alınması, katılanların şikayetçi olmaları, somut ve inandırıcı delil niteliğindeki katılan beyanları, tanık beyanı, sanığın evin içerisinde yalnız olmadığı zamanlarda da porno videolar izlediğine dair kısmen ikrara yönelik savunması ve tüm dosya kapsamı gözetilerek, sanığın aşamalarda alınan savunmalarında her ne kadar tüm suçlamaları reddetmekle birlikte, sadece kendi cinsel ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla porno video izlediğini kabul etmesi, katılanların tüm aşamalarda birbirleri ile uyumlu, tutarlı ve istikrar arz eden beyanları, tanık beyanı, katılanlar ... ve ...'nın babaları olan sanığa iftira atmalarını gerektirecek bir nedenin bulunmaması ve sanığın cep telefonunun incelenmesi neticesinde düzenlenen rapor içeriği birlikte değerlendirilip sanığın inkara yönelik savunmaları ve oğlu olan tanık ...'ın sonradan kısmen değişen beyanlarının sanığın suçtan kurtulmasına yönelik olduğunun kabulü ile itibar edilemeyeceği kanaatine varılarak hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE
1.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasıfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, 5271 sayılı Kanun'un 288 ve 294 üncü maddelerinde yer alan düzenlemeler nazara alınıp, aynı Kanun'un 289 uncu maddesinde sayılan kesin hukuka aykırılık halleri ve sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekilinin temyiz dilekçelerinde belirttikleri nedenler de gözetilerek yapılan değerlendirmede, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gerçekleştirilen inceleme neticesinde vaki istinaf başvurusunun esastan reddine dair kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2.Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Ailenin Korunması ve Çocuk Hakları" başlıklı 41 inci maddesinde ailenin huzur ve refahı ile özellikle anne ve çocukların korunmasına yönelik olarak her türlü istismar ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alma görevinin Devlete ait olduğu açıkça belirtilmiştir. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un 20 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi nedeniyle açılan davalara katılabileceği belirtilmiştir. Kanuni düzenleme dikkate alındığında Bakanlığın davaya katılması doğrudan Anayasa ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup, Bakanlığa yüklenen bir kamu görevidir. Bu kapsamda değerlendirme yapıldığında 5271 sayılı Kanun'un 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan zarar görme şartı katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı ve vekili lehine koşulları sağlanmadığından vekalet ücretine hükmedilmemesi, hukuka aykırı bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 22.09.2022 tarihli ve 2022/1899 Esas, 2022/1462 Karar sayılı kararında sanık müdafiii ile katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Hatay 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
16.03.2023 tarihinde karar verildi.