9. Ceza Dairesi
9. Ceza Dairesi 2021/17886 E. , 2023/1017 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Bursa Cumhuriyet Başsavcılığınca sanığın reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan cezalandırılması amacıyla 27.11.2015 tarihli ve 2015/21074 sayılı iddianame tanzim edilmiştir.
2.Bursa 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/728 Esas sayılı dosyası ile sanığın eyleminin çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu oluşturabileceğinden bahisle görevsilik kararı verilmiştir.
3.Bursa 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 07.06.2016 tarihli ve 2016/102 Esas, 2016/245 Karar sayılı kararı ile sanığın reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 104 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi ile 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 13 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan mağdur vekilinin temyizi sanığın eyleminin çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu oluşturduğu, eksik ve hatalı ceza verildiği ve cezada indirime gidilmesinin hatalı olduğu ve eksik incelemeyle karar verildiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Mahkemece ''Yapılan yargılama sonunda, yukarıda belirtilen kanıtlara göre; Mağdur ... ile sanık ...'in yaklaşık 1,5 yıl önce bir düğünde tanışarak arkadaş oldukları, mağdurun ... mahallesinde oturan sanığın evine gidip gelmeye başladığı, yaklaşık 6-7 ay önce sanığın evinde içki içtikleri, gece sanığın mağdurun rızası ile mağdura fiili livata da bulunduğu, daha sonra ilişkilerinin devam ettiği, birlikte kaçarak önce Ankara iline gittikleri, buradan İstanbul'a gittikleri, burada bir süre kaldıktan sonra 06/10/2015 tarihinde Eskişehir iline giderek burada ... isimli otelde kaldıkları, burada da sanığın iki kez mağdura fiili livatada bulunduğu, 08/10/2015 tarihinde Bursa'ya dönerek sanığın evinde kaldıkları, toplamda üç kez cinsel ilişkiye girdikleri, 09/10/2015 tarihli ATK Raporuna göre mağdurda akut fiili livatanın fiziki bulgularının olduğunun tespit edildiği,
Her ne kadar mağdur, Asliye Ceza Mahkemesindeki ifadesinde; sanığın kendisine zorla cinsel istismarda bulunduğunu iddia etmiş ise de, tüm evrak kapsamı incelendiğinde, sanığın, mağdura zorla nitelikli cinsel istismar eyleminde bulunduğuna dair bu konuda soyut iddiadan öteye kanıt bulunmadığı, mağdurun yaşı ve olayların gelişim şekli dikkate alındığında; mağdurun tamamen kendi rızası ile sanıkla birliktelik yaşadığı kanaatine varıldığı, Asliye Ceza Mahkemesinde; muhtemelen ailesinin göstereceği tepkiden çekinerek sanığın kendisine zorla sahip olduğunu ifade ettiği yönünde mahkememizde kanaat oluştuğu, bu cümleden olmak üzere; mağdurun sanık ile birden fazla kez kendi rızası ile cinsel ilişki yaşadığı kanaatine varıldığı, mağdurun rızayla sanık ile birlikte olması nedeniyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun da oluşmadığı, ancak; sanık ...'nin ailesinden habersiz kaçıp yanına gelen mağduru evden kaçtığını bildiği halde ailesine ve yetkili makamlara haber vermeksizin mağdurun rızasıyla yanında alıkoyduğu için kişiyi hürriyetinden yoksun kılma şeklinde nitelendirilen eyleminin vasıf değiştirerek evi terk eden çocuğu ailesini ve yetkili makamları bu durumdan haberdar etmemek suçuna dönüştüğü, sonuç olarak; sanığın reşit olmayan ile rızaya bağlı cinsel ilişkide bulunmak ve evi terk eden çocuğu ailesini ve yetkili makamları bu durumdan haberdar etmeksizin yanında tutmak suçlarını işlediği, atılı suçların şikayete tabi olduğu, mağdur ve velisi olan katılanın sanık hakkında şikayetçi olduklarını beyan ettikleri, bu nedenle sanığın atılı suçlardan cezalandırılmasına karar vermek gerektiği, keza; sanığın mağdur ile farklı zamanlarda birden fazla kez cinsel ilişkide bulunması nedeniyle hakkında teselsül hükümlerinin uygulanması gerektiği, sanığın evi terk eden çocuğu yetkili makamlara bildirmemek şeklinde değişen suç vasfına göre hakkında verilen ceza miktarı 2 yıl hapis cezasından aşağı olması, daha önceden işlediği kasıtlı bir suç nedeniyle sabıka kaydının bulunmaması ve kişilik özellikleri itibariyle bir daha suç işlemeyeceği yönünde mahkememize vicdani kanaat oluşması nedenleriyle bu suçtan CMK'nun 231. maddesinin uygulanması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmış, bu düşünce ve gerekçelerle aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.'' şeklindeki gerekçeyle karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre katılan mağdur vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine,
Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 104 üncü maddesinin birinci fıkrası ile 43 üncü madde gereğince belirlenen 2 yıl 6 ay hapis cezasından aynı Kanunun 62 nci madde gereğince 1/6 oranında indirim yapıldığında 2 yıl 1 ay hapis cezası yerine 1 yıl 13 ay hapis cezasına hükmedilmesi suretiyle eksik ceza tayini ve 08.10.2015 olan suç tarihinin gerekçeli karar başlığında hatalı gösterilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Bursa 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 07.06.2016 tarihli ve 2016/102 Esas, 2016/245 Karar sayılı kararına yönelik katılan mağdur vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasındaki 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin tatbikine ilişkin kısımda yer alan "1 yıl 13 ay" ibaresinin çıkarılarak yerine "2 yıl 1 ay" ibaresinin eklenmesi ve gerekçeli karar başlığındaki suç tarihinin 08.10.2015 olarak değiştirilmesi suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun olan hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.03.2023 tarihinde karar verildi.