(Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi
(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2006/13635 E. , 2006/13320 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki şerh silinmesi davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı gerçek kişi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne, davacı gerçek kişinin duruşma isteminin değerden reddine karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R
Davacı ... 16.12.2004 tarihli dilekçeyle, ... Köyü 273 sayılı kadastro parselinden ifraz yoluyla gelen 568 sayılı parselin de ifrazı ile oluşan 103 ada 6 parsel sayılı taşınmazın, Orman Sayılmayan yerlerden olduğu halde, 10.11.2004 gün ve 2927 yevmiyle tapu kaydının beyanlar hanesine, 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığına ilişkin şerh yazıldığı, Orman Yönetimi ve Kadastro Müdürlüğünün, taşınmazın orman ve 2/B madde uygulaması ile Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerler ile ilgisi olmadığını bildirdiği halde, Tapu sicil müdürlüğünün şerhin silinmesine yanaşmadığı iddiasıyla, çekişmeli parsel üzerindeki şerhin silinmesini istemiştir. Mahkemece, şerhin silinmesini ancak çekişmeli parselin geldiği kadastro parselinin tesbitine esas alınan tapu kaydı maliklerinin isteyebileceği, davacının taşınmazı sonradan satın aldığı bu nedenle davacı sıfatının bulunmadığı gerekçesiyle, davanın REDDİNE karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişi tarafından temyiz edilmiştir. Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu kaydının beyanlar hanesindeki şerhin silinmesine ilişkindir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 26.12.1985 tarihinde yapılıp dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır. ... köyü ... Mahallesi 273 parsel sayılı 57400 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ev ve tarla niteliğiyle 271 numaralı tutanaktaki iktisap veçhile 17/07/1963 tarihinde ... adına tesbit edilmiş, komisyonca itirazların reddine üzerine, ... ve ... taşınmazın atalarından kendilerine kaldığı iddiasıyla, Orman Yönetimi ise taşınmazın orman sınırları içinde kaldığı iddiasıyla dava açmışlar, aynı köy 272 parsel için açılan ve mahkemenin 1967/12 esasına kayıtlı, 271 parsel için açılan ve mahkemenin 1966/84 esasına kayıtlı davalar ile bu dava birleştirilmiş, Davacı Gerçek kişiler Mart 1288 tarih ve 34 numaralı, ... köyü ... başı mevkiindeki 20 dönüm yüzölçümünde tarafları yol, taşlık ve burun ve kireç ocağı ... okuyan, ... ihya edilmek suretiyle ... adına oluşturulan tapu kaydından gelen, K.Sani 1324 tarih ve 60 sıra numaralı; D: (ak) taşlık, B: Yurt (yerleri), K: (değirmen ) yol, G: kireç ocağı okuyup, ... oğlu ... ferağından evladı ... ve ... adına olan tapu kaydıyla Eylül 1953 tarih ve 21 sıra numaralı aynı sicilden gelen ... kızı ... karısı ... ve ... evlatları ... ve arkadaşları adına kayıtlı tapu kayıtlarına tutunmuşlar, 22.10.1968 tarihinde yapılan keşif sonucu; Orman Bilirkişi ... ve Fen bilirkişi ... tarafından düzenlenen raporda 272 sayılı parselin tahdit dışında kaldığı, 271 parselin ( C ) ile gösterilen 2250 m2 bölümünün tahdit dışında, (D) ile gösterilen 8500 m2 bölümünün tahdit içinde, 273 sayılı parselin (A) ile gösterlen 2500 m2 bölümü tahdit içinde (B) ile gösterilen 54900 m2 bölüm tahdit dışında olduğu ve taşınmazların 1288 tarhi ve 34 numaralı tapu kaydının buraya ait olmadığı belirlenmiş, Tapulama Mahkemesinin 22.03.1969 gün ve 1966/191-45 sayılı, ..., ..., ve ...in vazgeçmeleri nedeniyle onlar hakkındaki davanın tapu siciline gönderilmesine,271 sayılı parselin; (D) ile gösterilen 8600 m2 bölümünün 766 SY nın 46/1. maddesi gereğince tapu kütüğüne olduğu gibi aktarılmasına, ( C ) ile gösterilen bölümünün ise ... oğlu ... mirasçıları, 272 sayılı parselin Payları oranında ... ve arkadaşları, 273 sayılı parselin 54900 m2 bölümünün 272 parsel malikleri adına, (A) ile gösterilen bölümünün ise 766 SY nın 46/1. maddesi gereğince tapu kütüğüne olduğu gibi aktarılmasına ilişkin kararı, temyiz edilmediğinden 22.02.1972 tarihinde kesinleşmiştir. 273 sayılı parselin bilirkişi krokisinde (B) ile gösterilen 54900 m2 bölümü 568 parsel sayısı ile ... ve arkadaşları adına tapuya kayıt edilmiş, imar uygulamasıyla 15246 m2 bölümü DOP olarak ayrılmış, kalan 39654 m2 bölümü ise 1350 ila 1445-1460 ila 1466, 1810 sayfalara gitmiş, 1374 sayfada 350 m2 yüzölçümündeki bölümü 103 ada 6 sayılı parsel sayısıyla tapuya kayıt edildikten sonra 06.09.2004 tarihinde satış ile davalı ...’a geçmiştir. 103 ada 6 sayılı parselin tapu kaydının beyanlar hanesine 07.02.1995 tarihinde 643 yevmiye ile “6831 Sayılı Yasanın 2. maddesi uyarınca hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan sahada kalmaktadır.” Şeklinde şerh konulmuştur. İşte davacı gerçek kişi bu şerhin kaldırılmasını istemektedir.
Her şeyden önce kaldırılması istenen şerh, taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının serbestçe kullanılmasına engel teşkil edecek nitelikte kayıt olup, bu şerhin yasal olmadığı iddiasıyla dava açma hakkı taşınmazın tapudaki malikine aittir. Bu nedenle davacı gerçek kişinin dava hakkı bulunmadığı şeklindeki gerekçeyle, araştırma ve keşif yapılmaksızın davanın reddi yoluna gidilmesi doğru değildir.
Davacı gerçek kişinin taşınmazı satın aldığı tarihte beyanlar hanesinde, dava ile kaldırılması istenen şerh mevcuttur. Davacı gerçek kişi taşınmazı satın alırken bu şerhi bilmediğini yada hataya düştüğünü değil, taşınmazın orman ve Hazine ile ilgisinin olmadığı, beyanlar hanesindeki şerhin yasal olmadığını iddia etmektedir. Bu nedenle külli halef olarak bayilerinin sahip olduğu haklara ve sıfatlara sahiptir. Bu haklara dayalı iddia ve itirazların aslını ve doğruluğunu araştıracak olan mahkemedir.
Çekişmeli taşınmazın beyanlar hanesinde yer alan şerhin yasal olup olmadığı usulünce tahkik edilmelidir. Bu araştırmada çekişmeli imar parselinin geldiği kadastro parselinin hukuki durumu değil, imar haritasına göre zeminde kapladığı yerin hukuki durumu araştırılmalıdır. Bir kesin hükümden söz edilebilmesi için, çekişmeli parselin, fiili olarak, imar yoluyla geldiği 273 sayılı parselden müfrez 568 sayılı parsel içinde kalması zorunludur. Çekişmeli imar parselinin fiili olarak 568 sayılı kadastro parseli sınırları içinde kalmadığının belirlenmesi halinde, davacı gerçek kişi yada bayilerinin kesin hükümden yararlanma olanağı yoktur. Açıklanan hususlar gözetilerek, davacının davası doğrultusunda araştırma yapılıp, tüm delillerinin usulünce toplanması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçe ve nedenle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.